Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 3,51 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 3,77 / Satış: 3,79

AVRUPA VE BİZ

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 27.11.2016
  • 56 kez okundu

AVRUPA VE BİZ

Biz kimiz? Asırlar boyu bu topraklar üzerinde varlığını şartlar ne olursa olun devam ettiren yüce bir millet. Dolayısıyla ben Türklüğümle her zaman gurur duyduğum gibi Müslüman bir ülkede dünyaya gelmekten de kendimi çok şanslı sayarım. Birde batı var. Yani Avrupalılar dediğimiz, şimdi onları iki farklı yönde inceleyelim. Önceki gün bir ahbabım anlattı, ailesiyle birlikte Avrupa seyahati sırasında Çek Cumhuriyetinde bir köprünün üzerinden geçiyorlarmış. Otobüsteki rehber şimdi yavaşlayacağız, çünkü etraftaki apartmanlarda oturan insanları rahatsız etmemiz gerekir demiş. Bu bana son derece enteresan geldi. Kurallara uymada Avrupalıların ne kadar titiz olduğunu ve ne kadar insan odaklı yaşadıklarını gösteriyor. Bizdeyse ne yazık ki moral bozucu durumlar var. Mesela trafikte kırmızı ışık yanmış, yol müsait. Basıp geçenler var. Daha yeşil yanar yanmaz kornaya basanlar, kulaklarımızı çirkin bir şekilde çınlatırken, Avrupa’da korna sesini hiç duymadıklarını ifade ettiler. İşin bu yönüyle ele alınması bizler adına üzücü. Kuralları bozmak için elimizden ne geliyorsa onu yapıyoruz. Ve bütün cezayı kurallara uyan insanlarımız çekiyor. Laubalilik ve lahüserlik aslında bizim fıtratımızda yok ta o kurallara inatla uymayanları kim ve ne olduğuna bakmadan gerekli cezalara çarptırdığımızda bakalım bir daha yapabilecekler mi? İşte kurallar konusunda ve insan odaklı yaşam konusunda Avrupa ve biz.

 

AVRUPANIN ÇİRKİN YÜZÜ

Hem bu kadar medeni olacaksın, insan haklarına ve özgürlüklere sahip çıkacaksın; sonra da iki yüzlü olacaksın. Bu çelişki de insan fıtratında olmamasına rağmen maalesef Avrupa’da var. Paris’te bir patlama sonucu masum insanların hayatını kaybetmesi ne kadar alçakça bir saldırı olsa da, onun binlerce kat daha kötüsü soykırıma varan alçaklıkları Balkanlarda Türkler adına yaşandığında ikiyüzlü Avrupa’nın gıkı dahi çıkmamıştı. Suriye’de ve Irak’ta binlerce masum insan alçakça saldırılarla hayatını kaybederken, Belçika’daki terör saldırısı sonucu ölen masumlar adına Avrupa dünyayı ayağa kaldırdı. Aslında bu şunu gösteriyor, Avrupalının hayat felsefesi ve dünyaya bakış açısı bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın misali. Ve Türkiye. Kurtuluş Savaşı sonrasında çizilen Misak-ı Milli sınırlarımız içerisinde “Yurtta sulh, cihanda sulh” felsefesiyle yaşadık. Hiç bir komşumuzun bir karış toprağında dahi gözümüz olmadığı gibi etrafımızdaki ülkelerin karışması bölünmesi ve parçalanması adına hiç bir gayret sarf etmeyerek bağlı bulunduğumuz prensipleri harfiyen uyguladık. Kendini çağdaş olarak kabul eden batı ise, söz konusu Türkiye olunca alçaklığın ve kalleşliğin hiç birini ardına koymadan bizler için yapmaya çalıştı. Terör örgütlerine büro açtırdı. Yıkıcı faaliyetlerde bulunan ne kadar kurum ve kuruluş varsa hepsine destek verdi. Bugün Avrupa ülkelerinde binlerce bölücü ve yıkıcı faaliyette bulunan Türkiye düşmanları var. Tüm Avrupa sözbirliği etmişçesine onlara sahip çıkıyor, hatta bağrına basıyor. Kendilerinin küçük bir parmağı incindiğinde ciyak ciyak bağıran batı, sıra Türklere ve Müslümanlara geldiğinde adeta üç maymunları oynuyor. İşte iki farklı Avrupa ve biz.

 

MİLYON DOLARLARI ALMAK İYİ DE, HANİ KARŞILIĞI

Dünyanın en büyük şovu futboldur. Hatta bacasız sanayi olarak adlandırdığımız bu sektör, milyarlarca dolarlık cirosuyla birinci derecedeki gelir kaynağıdır desek abartmış olmayız. Futbolcular Euro ve dolar olarak para kazanıp, milyonları döviz cinsinden ceplerine indirirken, sahadaki kişiliksiz futbollarıyla sadece takımlarına değil, onları seyredenlere de büyük haksızlık yapıyorlar. Efendim o futbolcu çok duygusalmış. Bir başkası sinirlerine hakim olamazmış. E bunlardan bize ne? Sen milyon dolarları cebine indirirken sevinç gözyaşları döküyorsun da sahaya çıkıp kişiliksiz futbol oynadığında seyirciye neden acı gözyaşları akıtıyorsun, hesap ver. Milyonları ve onun sayesinde mükemmel bir hayat standardını yaşayanlar takımlarına karşı en küçük yanlışlarında kapının önüne konacaklar ki bak bir daha aynı şeyleri yapabiliyorlar mı? Bu sadece Türkiye’de böyle olmayacak dünyanın her yerinde aynı nitelikli kavramlar uygulandığında kendi kendine hareket eden futbolcuların gerçek yerinin saha değil, tribün olduğunu da hepimiz görürüz.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ