Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 3,43 / Satış: 3,44
€ EURO → Alış: 3,67 / Satış: 3,69

BİR BAŞARI HİKAYESİ, ALİ KEMAL – AHMET COŞKUN

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 03.11.2016
  • 106 kez okundu

Gölcük’ün ulusal ve uluslararası markalarla renklenmesi, temsil edilmesi hem son derece önemli hem de takdire şayandır. İki pırıl pırıl genç, Ali Kemal ve Ahmet Coşkun. Amiral Sağlam Caddesinin Atatürk Bulvarıyla kesiştiği noktada kendilerine ait iş hanında her geçen gün gelişerek aslında ilçemize de farklı bir değer katıyorlar. İstikrarlı büyümenin en önemli noktası uyum ve buna paralel olarak çok çalışmaktır. Bir arı maharetinde ve kartal gücünde iradeyle işinize sarıldığınızda görüyorsunuz ki başarı da kendiliğinden geliyor. Şimdi bu kardeşlerim yeni atılımları önümüzdeki günlerde yine halkımızın hizmetine sunma heyecanı içerisindeyken bende dün kendilerini ziyaret ettim. Öncelikle sizi güler yüzlü ve pırıl pırıl bir genç hanım karşılıyor. Ben selam verip müesseseye ilk adımımı attığımda Ahmet Beyle Randevumuz var diye söyledim. O güler yüzlü hanım kız telefonu kaldırarak yönetime bilgi verdi ve beni yeğenim Ali Kemal Coşkun karşıladı. Ardından Ahmet Coşkun’la birlikte yönetim ofisine geçtik. Fiziksel olarak dizaynın mükemmel organize edildiği bir mekandan bahsediyorum. Yeni markaların heyecanını birlikte yaşadık. Bu güzel kardeşlerim anlattı bende dinledim. İlçemizdeki diğer girişimcilere örnek olsun diye bu güzel hikayeyi sizlerle paylaşmak için de hem kaleme aldım, hem de gazetemizin manşetinden bu başarı hikayesini sizlerle paylaşmak istedim. Aslında herkes ilçemizi ulusal ve uluslararası markalarla buluşturduğunda Gölcük’ün hem çehresi değişecek, hem de standartları yükselecektir. Bu vesile ile Ali Kemal Coşkun ve Ahmet Coşkun’u canı gönülden kutlarken, yeni markaları yeni ürünleri de bende heyecanla bekliyorum. Değerli halkımızın da bu heyecanı yuvalarında görmek isteyecekleri düşüncesini de taşıyor ve paylaşıyorum.

BEN İNATÇI DEĞİLİM

Biz keçilere inatçı lakabı takmışızdır. Hatta etrafımızdaki kimi insanlar içinde keçi gibi inatçı deriz. Zamanın birinde bir adamın keçi sürüsü varmış. Bilirsiniz keçi peyniri son derece makbuldür. Dolayısıyla keçi sütü de öyle. Ahali hem sütten hem de peynirden son derece memnunmuş. Sütçü vatandaş talepler karşısında keçilerin sayısını da arttırmış. İşler de oldukça iyi gidiyormuş. Böyle olunca vatandaş bir kaç bakıcı daha tutmuş. Her gün keçiler otlatmaya çıkarılıyor, akşam geri dönüyorlarmış. Bir süre sonra işler öyle bir yoğunlaşmış ki, keçiler sürüsünün sahibi bakıcılarına bunları çabuk çabuk doyurun ki sütlerini de bir an önce alalım hatta daha fazla alalım demiş. Çobanlar meralara çıkardığı keçileri gelişi güzel otlatmaya başlamışlar, hatta bir an önce karınlarını doyursunlar diye keçilere baskı da uygulamaya başlamışlar. Keçi sürüsü bu işe her ne kadar dirense de çobanlar patrondan aldıkları talimatı yerine getirmek için var güçleriyle mücadele etmeye başlamışlar. Bir süre sonra müşterilerden şikayetler gelmeye başlamış. Hem sütün hem de peynirlerin kalitesi düşüvermiş. Hal böyle olunca sürünün sahibi şunların otladıkları yerleri bir göreyim bu çobanlar neler yapıyorlar bir anlayayım demiş. Sabah olup çobanlar keçi sürüsüyle yola çıktıktan bir kaç dakika sonra sürünün sahibi de peşlerine takılmış. Birde ne görsün, keçiler acayip bir şekilde ayak diriyor, otlamıyor, sürekli homurdanıyorlarmış. Sürü sahibi çobanların yanına varıp “Yahu bunlar niye inat ediyor niye otlamıyor neden homurdanıyorlar?” diye soruvermiş. Çobanlar ne bilsin ki, “Vallahi ağam biz sen ne diyorsan onu yapıyoruz, başka bir şey yapmadık. Onun için sen soracaksan bu durumu keçilere sor” demişler. Sürünün sahibi “ya hu siz manyak mısınız, keçiler laftan anlar mı ki ben onlara soru sorayım?” demiş. Olacak ya bir kere keçilerden biri o anda dillenivermiş. “bak beyim siz bize inatçı keçi dersiniz ya, biz inat falan etmiyoruz. Sadece bizi otlatmaya götürdüklerinde her şeyi yemeyiz. En özel bitkileri seçeriz. İşte bizdeki sütün de peynirin de kalitesi ondan gelir. Sen şimdi sırf daha çok para kazanayım diye sanki biz günde iki kere süt verelim diye bizi yemeyeceğimiz bitkilerin etrafında dolaştırıp duruyorsunuz. İnadımız bundandır. Biz işimizi doğru yaparız. Sen bize hile yaptırmaya çalışıyorsun, işte bizim inadımız bundandır. Bırak bizi kendi halimize neysek o olalım. Sen bir keçiden bir kaç post çıkarma derdinde olma. Eğer bizim sırtımızdan para kazanıyorsan bırak ta bunu doğal ortamında yap.” Evet bu hikaye işte aynen böyle. Dün aklıma birden geldi. Bir yerde filan ne duydum ne de işittim. Ben yazılarımı o anki duygu ve düşüncelerime göre kaleme alırım.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ