Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 3,85 / Satış: 3,87
€ EURO → Alış: 4,52 / Satış: 4,54

ÇOCUKLUK DÜŞLERİ

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 02.08.2017
  • 253 kez okundu

 

Kimi gerçekleşti çocukluk düşlerimizin, kimi düşlerde kaldı.

Kimini zaman aldı, kimini de yaşarken bir balık gibi kaçırıverdik ellerimizden.

Kâğıttan yaptığımız kayıkları yüzdürürken, sabun köpüğünden yaptığımız baloncukları neşeyle izlerken, ağaçların dallarından evlerin çatılarına atlarken, kurduğumuz çocukluk düşlerimizden söz ediyorum.

O zamanlarda sokağımıza gelir, “dondurmacı geldiii”, diye bağırırdı üç tekerlekli arabasını süren amca. Sadece beyaz, “sade” dediğimiz dondurma çeşidi vardı. Nerde şimdiki bolluk?

Ardından bir süre sonra macun satan amca gelirdi.

“Macuncuuuu” diye seslenen amcanın sırtında taşıdığı, uzun ayaklı tezgâhını yere koyduğunda etrafını saran, çocukların da düşleri vardı, tıpkı rengârenk macunlar gibi.

Her biri renk renk kırmızı, sarı, yeşil, mor, beyaz, pembe hatırlayabildiklerim, tahta çubuğa sarılarak verilen.

O zamanlarda büyükler, çocuğuna alırken, alamayan çocukların canı çeker diye onlara da alırdı. Alamayanlar, “büyüyünce macuncu olduğunu ” düşleyerek uzaklaşırlardı.

Çok istediğiniz ama söyleyemediğiniz, düşlerken gözlerinizin içi güldüğü, gerçekleştireceğinize yürekten inandığınız, sizi mutlu ve umutlu yapan çocukça düşleriniz nerede?

Alanların daha çoğunu almayı, alamayanlarında macuncu olmayı düşlediği macunlar gibi mi şimdiki çocukların da düşleri?

Yoksa düşlerde mi, yaşadığınız çevreye, kültüre ve içinde bulunduğunuz acımasız dünyaya göre çeşitleniyordu çocukken? Neyi düşlediniz de olmadı?

Ya da yıllar sonra sizi çok seven biri düşünüzü gerçekleştirmiş olabilir mi?

O zamanlarda, genelde de yiyeceklerde olurdu sanırım, amcalar çok baktığımızda gönüllerinden koptuğu kadarını uzatır,”al tadına bak” derlerdi. Ne kadar sevinir, hiç “hayır”, demeden hemen alırdık.

Gönüllerinin genişliği yüzlerce çocuğa el verecek kadar mıydı, bilmiyorum ama çocukları yürekten mutlu ettiklerine kesinlikle eminim.

Her birimiz, çocukluk yıllarımızı zaman zaman hatırlar, şimdiki yaşlarımızda o günleri , “en güzel yıllarımızmış” diyerek anarız.

Bu değerlerimizi yeniden hayata geçirsek, çocuk ya da yetişkin, düşleri olanlara elimizi uzatıp destek olsak ne güzel olur değil mi?

Düşlerinizi hayata geçiren sevdiklerinizin olması  dileğiyle sevgili okurlar, sevgiyle kalın…

 

Arkadaşım Gayle dört yıldan bu yana kansere karşı yaşam mücadelesi veriyordu.

Diğer arkadaşlarımla birlikte onu ziyarete gittiğim bir gün çocukluk düşlerimizden söz ediyorduk. Gayle başını pencereye doğru çevirdi.

Gözleri çok uzaklarda, sesi sitem dolu “Ben, kumandalı, kırmızı bir oyuncak arabamın olmasını isterdim hep, ama doğum günümde ne istediğimi söylersem; dileğimin gerçekleşmeyeceği korkusuyla hiç kimseye söyleyememiştim bunu.

Bu nedenle de asla radyolu, kırmızı bir oyuncak arabam olmadı.” dedi.

Gayle’i ziyaretimden bir kaç gün sonraydı. Çok sevdiğim dondurmayı almak için sırada beklerken birden dondurmacının vitrinindeki kırmızı oyuncak arabayı gördüm.

Yanına da bir not iliştirilmişti: “Dondurmanızı alırken vereceğimiz kuponu doldurmayı unutmayın, belki de çekiliş sonunda  bu kumandalı araba sizin olabilir.”

Hemen Gayle’in sözleri geldi aklıma. Bir kaç hafta boyunca sürekli dondurma alıp, verdikleri kuponları doldurdum. Hiç bir çekilişte de kazanamadım. Bu kırmızı arabayı mutlaka Gayle’e almalıydım.

Dördüncü haftanın sonunda artık çekilişte kazanmaktan ümidimi yitirmiştim.

Dükkân sahibi ile konuşarak bana bu arabalardan bir tanesini satmalarını rica ettim.

Dükkan sahibi dört haftadır her gün dondurma alıp, kuponları doldurduktan sonra büyük bir heyecanla çekiliş sonuçlarına  baktığımın gözünden kaçmadığını söyledi.

Ardından da gözlerimin içine bakarak: “Söyler misiniz, neden bu kadar çok istiyorsunuz bu arabayı? “diye sordu.

Gözlerimden süzülen yaşlara aldırmadan ona arkadaşımdan söz ettim. Çok etkilenmişti.

“İstediğiniz oyuncak arabayı  verdiğiniz adrese göndereceğim” dedi. Yazdığım çeki masanın  üstüne bırakarak, büyük bir mutlulukla evime geldim.

Ertesi günü Gayle’i ziyarete gittiğimde gözleri ışıl ışıldı.

Elindeki kırmızı oyuncak arabayı göstererek küçük bir çocuk heyecanıyla: “Bak” dedi. “Bunca yıl bekledim ama nihayet  dileğim gerçekleşti, hem de tam istediğim gibi !”

Ertesi günü postacı bir zarf uzattı elime. Açıp okumaya başladım:  “Sevgili Bonnie, annem ve babam da kanserdi ve ikisini de, altı ay gibi kısa bir sürede kaybettim. İkisi içinde çok çabaladım ama doğrusu dostlarımın sevgisi ve cömertliği olmasaydı hiçbir şey yapamazdım. Gerçek dostlarım olduğu için kendimi hep şanslı hissettim. Gayle’de senin gibi bir dostu olduğu için  çok şanslı. En iyi dileklerimle. Norma”

Dondurma dükkânının sahibiydi mektubu yazan. Benim masasına bıraktığım çek de zarfın içindeydi. ( Bonita L. Anticola )

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ