Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 3,85 / Satış: 3,87
€ EURO → Alış: 4,52 / Satış: 4,54

Girişkenlik

Özlem Tek
Özlem Tek
  • 10.08.2017
  • 166 kez okundu

Girişkenlik

Girişkenlik karşınızdaki kişinin haklarını göz ardı etmeden kendi hakkınızı, kendi duygu ve düşüncelerinizi açıklama becerisidir. Girişkenlikte, karşımızdaki kişilere olumlu ve olumsuz duygularımızı ifade edebilmek, gereksinim duyduğumuzda çevremizden yardım isteyebilmek, sağlıklı iletişim kurabilmek, kendi düşüncelerimizi rahatlıkla ifade edebilmek, karşımızdaki kişilerin düşüncesine saygı duymak, “hayır” diyebilmek ve anlamadığımız bir şeyi sorabilmektir. Kısaca tanımlarsak “kendi duygularımızı ilgilerimizi ve isteklerimizi açık ve anlaşılır bir şekilde ifade edebilmek”.

Girişken davranışın en uygun yolu doğrudan, açık ve dürüst iletişimdir. Girişken davranma kendinizi güvenli hissetmenizi sağlayabilir, günlük olaylarla baş etmenizde kontrolü ele almanıza yardımcı olabilir. Buna bağlı olarak karar verme yeteneğinizi de geliştirebilir.

Girişken kişiler en başta kendilerini düşünürler fakat başkalarının haklarını ve duygularını da hesaba katarlar. İçtendirler, eşit düzeyde ilişki kurarlar kendilerini de, karşı tarafı da incitmezler, hoşgörülü bir ortam yaratırlar.

Pek çok kişi doğal olan ihtiyaçlarına dikkat etmenin ve haklarını açıkça aramanın bencillik olduğunu düşünür. Oysa bencillik, sadece kendi haklarını düşünmek, diğerlerininkine çok az ya da hiç önem vermemektir. Girişkenlikle karıştırılan bir diğer davranış da saldırganlıktır. Saldırganlık, başkalarının kişisel haklarına aldırış etmeden, onları göz ardı ederek kendi ihtiyaçlarını karşılamaktır. Saldırganlık başkalarının haklarının yüzeye çıkmasına izin vermez, duygusal ve fiziksel olarak zorlamayı içerir. Çekingen davranış ise başkalarını memnun etmek için kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmektir. Yani kendi ihtiyaçlarını başkalarının ihtiyaçlarına kurban etmektir. Girişken davranışta, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kişinin kendini ifade edebilmesi, bunu yaparken kendini iyi hissetmesi anacak başkalarının da kişilik haklarını gözetmesi söz konusudur.

GİRİŞKEN OLAMAMA NEDENLERİ

* Engellenme

* Ceza

* Olumsuz Ödüllendirme

* İyi bir model olmaması

* Kendine güvenin olmaması

GİRİŞKEN OLMAMIZI ENGELLEYEN DÜŞÜNCELER

“Gülünç duruma düşeceğim.”

“Hata yapabilirim.”

“Yaptığım şeyin başkası üzerindeki etkisinden endişeliyim.”

“Beni dinlemeyebilirler.”

“İnsanlar beni seyredecek.”

“Başarısız olabilirim.”

“Reddedilmekten korkuyorum.”

“Ne yapacağımın söylenmesini tercih ederim.”

“Bu konuda güvenim yok.” vb…

GİRİŞKEN KİŞİNİN DÜŞÜNCELERİ

“Ben hem olumlu, hem de olumsuz duygular yaşayabilirim.”

“Eğer bana söylenen bir şeyi yapmak istemiyorsam hayır diyebilirim.”

“Ben bu duygularımı karşımdaki insana onun saygınlığını zedelemeden de ifade edebilirim.”

“Eğer uygunsuz muamele gördüysem, buna kızmaya hakkım var.”

Girişkenlik doğuştan gelen bir özellik olabildiği gibi sonradan da öğrenilebilir. Bir gitar çalmayı, pinpon oynamayı öğrenmek nasıl zaman alıyorsa, girişkenliği öğrenmek için de zamana ihtiyaç vardır. Bol bol pratik yapmak ve hedeflerinize kolaydan başlayıp, yavaş yavaş ilerlemek gerekir. Aslında girişkenliğin temelleri ilk çocukluk yıllarında atılır. Özellikle 3–6 yaş arası dönemde en belirgin özellik çocukların hem çevrelerine karşı hem de kendi dünyalarında girişimci davranışlarıdır. Canlı hareketler, bitmek tükenmek bilmeyen meraklı sorular, saldırgan konuşmalar ve başkalarının üzerine atılmalar hepsi bu dönemin beraberinde getirdiği belirgin özelliklerdir. Ve bu özellikler çocuğun “becerebilme” yeteneğini kazandırır. Ve bu dönemde verilen cezalar, engeller, korkular ve aşırı suçlamalar çocukta bu girişim duygusunun engellenmesine neden olur ki aşırı suçlamalar bu dönemdeki en büyük tehlike olmakla birlikte çocuğun ilerideki yaşantısında etkisini her zaman gösterir.

İlköğretim’de çocuk bir şeyler üretmek, yaptığı işlerde başarılı olmak isteyecektir. Yaptığı işlerden beğeni toplamak, çevresi tarafından takdir edilmek, başarının hazzını yaşamak isteyecektir. Yaptığı işte başarılı oldukça kendisine güven duyacak, böylece çalışma ve başarılı olma güdüleri artacaktır. Davranışlarında girişkenlikle ilgili sorunlar olmayacaktır. Bu dönemde (okulda ve evde) çocuğa başkalarıyla kıyaslamak olumsuz benlik gelişimine sebep olabilir. Bu dönemde çocukların başarıları övülürse çalışkanlık duygusu geliştireceklerdir. Eğer çocuklardan beklenen şeyler onların düzeylerinin çok altında ya da çok üstünde olursa ya da sürekli eleştirilirse aşağılık duygusu geliştireceklerdir

Ebeveynler yaptığı her hareketin, söylediği her sözün özellikle bu dönemde çocuğu üzerindeki etkisini anlayarak bilinçli hareket ederse, ileride büyük sorunlardan da kaçınmış olur. Bunu yanında sürekli eleştirilme, engellenme olumsuz sıfatlarla etiketlemeler, beklentilerin çok fazla olması, aşırı korumacı tutumlar gibi çocuğa karşı yanlış tutumlar girişkenlik duygularının olumsuz yönde etkilenmesine neden olur. Çocuğunuz düşünce, duygu ve inançlarını açık, dürüst ve başkalarının haklarını ihlal etmeden dile getiriyorsa ve verdiği mesaj karşısındakini aşağılamıyorsa, incitmiyor ve ezmeye çalışmıyorsa “girişken” demektir.

Çocuklar, girişkenlik de dahil olmak üzere diğer insanlarla etkileşimde bulunmalarını sağlayan toplumsal becerileri çevrelerindeki insanlardan öğrenirler. Bazen yaşıtlarıyla nasıl arkadaş olunacağını bilemedikleri için utangaç olurlar, bazen de bu becerilere sahip olduklarını bilirler; ama bunları kullanmaktan korkar ya da nasıl kullanacaklarını bilmezler.

Aşağıdaki durumlar söz konusuysa çocuğunuzun girişkenlik davranışı üzerine düşünmeniz gerekir:

*Her zaman eziliyor ya da istemediği halde başkalarının isteklerine boyun eğiyorsa,

*Okulda bazı olaylarda kızıp üzüldüğü halde konuşmak istemiyorsa,

*Genellikle pasif, sizinle ya da arkadaşlarıyla konuşurken göz kontağı kurmuyorsa,

*Fazla talepkar, arkadaşlarıyla asla uzlaşmıyorsa, hep kendi dediğinin olmasını istiyorsa, karşı tarafı dinlemiyorsa,

*Arkadaşlarına zarar verici davranıyorsa,

*Sınıfta soru sormuyor, gönüllü olarak parmak kaldırmıyorsa,

*Arkadaşlarından ya da öğretmeninden yardım istemiyorsa,

*Grup çalışması yerine sürekli bireysel çalışmayı tercih ediyorsa,

*Okul sonrası sosyal etkinliklere katılmıyorsa,

* Öğretmenle konuşurken aşırı kaygılanıyorsa,

*Dışa dönük bir çocukken birden bire yalnız kalmaya başlamışsa

Burada bahsedilen konularda çocuğunuzun sorunları olduğunu gözlemliyorsanız, konuşarak yaşadığı korkunun ne olduğunu, kaygısının kaynağını öğrenmeye çalışın. Dışarıya yönelik olarak onu hazırlamaya çalışın. Ancak hazır olduğundan emin olmadan hiçbir şeye zorlamayın. Okulla ilgili sorunlar yaşadığını düşünüyorsanız öğretmeniyle ilk ilişkiyi sizin kurmanız gerekir.

Girişkenlikle ilgili sorunlarında çocuğunuza nasıl yardım edebilirsiniz?

Yaşadığı sorunları belirleyin. Örneğin, arkadaşını oyuna davet edememek, parmak kaldıramamak gibi… Nasıl olacağı ile ilgili konuşun ve rolleri paylaşarak oynayın. Karşı tarafın olası yanıtlarını gözden geçirin. Bu oyun gerçekten olduğunda ona tanıdık geleceği için kendini daha rahat hissedecektir.

Toplumsal ya da akademik ortamlarda hissedebileceği kaygı düzeyini azaltmaya çalışın. Örneğin, sözlü sunusunu rahatça anlatana kadar size sunsun. İlk sununun kısa olması daha sonra artırılması konusunda öğretmenle işbirliği yapın.

Öğretmeniyle birlikte çok büyük grup yerine, iyi anlaşabileceğini düşündüğünüz bir arkadaşı ile grup çalışması ayarlayın. Eğer bir sunuyu yapmaktan çok çekinirse, belki diğer arkadaşı bunu yapacaktır. Yeni becerileri öğrenirken seyrek de olsa bu tür kaçışlara izin vermek, kaygısının azalmasına yardımcı olabilir.

Özellikle iyi olduğu becerilerde başka bir çocuğa yardımcı olması için öğretmeniyle konuşun. İyi bildiği bir konuyu başkasına anlatabilecek bir konumda olmak, başkalarıyla konuşma becerini artıracaktır.

Çocuğunuzla kurduğunuz iletişim diline çok dikkat edin. Suçlama, etiketleme, kendini yetersiz hissetmesine sebep olabilecek kelimelerden ve tonlamalardan kaçının.

İşleri kendisi yapması için fırsatlar verin.

Sorumluluk duygusu ve bağımsızlık gelişimi için çabalayın. Bu konuda eksik bilginiz olduğunu düşünüyorsanız yardım alın.

Saldırgan davranışlarında ise kendi hakları ve karşısındakinin hakları ile ilgili konuşma yapma, farkındalığını artırabilir. Arkadaşına yaptığı davranışı rol yaparak ona yaşatmanız karşısındakine neler yaptığını anlamasını sağlar.

Her konuda en önemli şey model olmadır. Ondan beklediğiniz davranışı model olarak öğretme en etkili yöntemdir. Kendi girişkenlik düzeyimizi artırmamız da etkili bir yöntemdir. Bunun için, kendinizi tanıma, kendinizi iyi ifade edebilme, karşınızdaki kişiyi anlama, düşüncelerinizi düzenleme konularına eğilmeniz yararlı olacaktır.

Girişken olmak yaşam boyu devam edecek bir süreçtir. Çocuğunuzun ya da sizin bu tür sorunlarınız varsa bu becerileri, düşünce sisteminizi yeniden yapılandırarak ya da yardım alarak rahatlıkla geliştirebilirsiniz. (Alıntı)

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ