Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 3,95 / Satış: 3,97
€ EURO → Alış: 4,63 / Satış: 4,65
bursa escort-beylikdüzü escort-bursa escort-istanbul escort-escort istanbul-bodrum escort-denizli escort-marmaris escort-kayseri escort-sakarya escort-samsun escort-mersin escort-bursa escort

BİR ÇOCUĞUN KALBİ OLMAK

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 13.09.2017
  • 616 kez okundu

BİR ÇOCUĞUN KALBİ OLMAK

Kirlenmemiş, lekesiz, pak ve tertemiz bir sayfadır çocuk.

Elinize işte böyle gelir, saf ve temiz.

Doğar, önce anne babalar yazar bu sayfaya, kendi sosyal, kültürel, toplumsal değerleri eşliğinde; sonra öğretmenler ve sonrasında çocuğun çevresinde model olarak gördükleriyle devam eder. Bütün mesele neyi, nasıl yazdığınız ve nasıl model olduğunuzdur.

Düzgün ve okunaklı bir yazıyla başlarsa anne baba, öğretmenler de öyle devam eder o sayfadan, sonrasında kâğıdı eline alan herkes en iyi şekilde okuyacak ve kolayca anlayacaktır o minik yürekleri.

Çocuğunuzun kalbi olabilmek ya da onun kalbine sahip olmak, mutluluğu yakalamaktır. O minik kalbin içinde hayallerinize sığmayacak kadar mutlu bir hayat vardır.

Öğrenmede, çocuğun yaşadığı çevrenin, anne babanın gösterdiği sevginin, çocuklarına ayırdıkları zamanın ve yaklaşımlarının etkisi çok büyüktür. Bu şekilde çoğu anne babalar farkında olmadan çocuklarının duygusal ve sosyal gelişimlerini etkilerler.

Çocuklarımıza kendilerini geliştirebilecekleri ortamları sunar, aşırı baskı yapmaz, anne baba olarak davranışlarımızda sürekliliği ve istikrarı sağlarsak, davranışlarımızın arkasında durur sorumluluklarımıza sahip çıkarsak sayfalarımız yine temiz ve pak kalacaktır.

Sadece bunlar mı?

Kirlendiklerinde temizlenebileceklerini, üzüldüklerinde sevinebileceklerini, ağladıktan sonra da gülebileceklerini, düştükten sonra kalkabileceklerini en önemlisi de vermeden alamayacaklarını, zaman içinde küçük küçük fark ettirmemiz gerekir.

Nasıl ki yere düştüklerinde ayağa kalkıp, üstlerini temizleyip tekrar koşmaya devam ediyorlarsa aynı şekilde yaşadıkları sorunların çözümlerinde de aynı hızla koşabilmelerini sağlamak gerekir.

Eğitim hayatına ilk adımını atan çocuklarımızın içinde bulundukları duygusal durumu anlamayan anne baba yoktur. Anlıyoruz, hissediyoruz çünkü bizlerde o duyguları yaşadık, o süreçlerden geçtik.

Birilerini anlayabilmek için aynı ya da çok benzer şeyler yaşamak gerek. O zaman anlayışlı davranırız.

Bu durumda biz ebeveynlere düşen, sevgiyle birlikte sabır, hoşgörü ve çocuklarımızı olduğu gibi kabul etmek olacaktır, kullandığımız dile dikkat ederek.

Bazen çocuklarımız tarafından da anlaşılmak istiyor olmamız çok doğal ancak unutmayalım ki onlar henüz bizim yaşlarımızda değiller ve bizim yaşların duygusallığını yaşamadılar.

Anlaşılmak için önce anlamak gerekmez mi?

Sevgili öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin 2017- 2018 Eğitim Öğretim yılı hayırlı olsun.

“Ben, ………..… yaptım, iyi de oldu ve sende çocuğuna yapabilirsin.” diyebilmeniz dileğiyle,

Sevgiyle kalın…….

 

“Satılık Köpek Yavruları” ilanının hemen altında
küçük bir çocuğun başı gözüktü ve
çocuk dükkan sahibine sordu :
-“Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?”
Dükkan sahibi :
-“30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları” dedi
-“Benim 2 dolar 37 sentim var” dedi çocuk
-“Bir bakabilir miyim yavrulara”
Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve
köpek kulübesinden beş tane yumak halinde yavru çıktı.
Yavrulardan biri arkadan geliyordu. Küçük çocuk
yürümekte zorluk çeken
sakat yavruyu işaret edip sordu:
-“Bunun nesi var?”
Dükkan sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve
hep sakat kalacağını açıkladı.
Küçük çocuk heyecanlanmıştı.
-“Ben bu yavruyu satın almak istiyorum.”
Dükkan sahibi:
-“Hayır o yavruyu satın alman gerekmiyor.
Eğer gerçekten istiyorsan o yavruyu sana bedava veririm”
Küçük çocuk birden sinirlendi.
Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak:
-“Onu bana vermenizi istemiyorum.
O da diğer yavrular kadar değerli ve
ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim.
Aslında şimdi size 2 dolar 37 cent vereceğim ve
geri kalanını ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacağım.”
Dükkan sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı:
-“Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum.
Bu yavru hiçbir zaman diğer yavrular gibi koşup,
zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak.”
Bunun üzerine küçük çocuk eğildi,
pantolonunu sıvadı ve
büyük bir metal parçasıyla desteklediği
sakat bacağını dükkân sahibine gösterip,
tatlı bir sesle:
-“Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun  kendisini çok iyi anlayacak
bir sahibe gereksinimi var” dedi.(alıntı)

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ