Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 3,85 / Satış: 3,87
€ EURO → Alış: 4,52 / Satış: 4,54

GÜYA BEŞ BÜYÜKLER İSRAİL’DEN TİTRERLER

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 25.09.2017
  • 204 kez okundu

Lafa gelince büyük diye kendilerinden bahsederler, küçücük olduklarını İsrail onlara gösterdi. Kuzey Irak’ta Barzani İsrail bayraklarıyla referandum kampanyası yaptı. Sağa sola hava attı. O da küçücük boyuna bakmadı, İsrail’i arkasına aldı. Amerika güya büyük. “Referandumu şiddetle kınıyorum” dedi. Koca bir yalan. İngiltere’den aynı ses geldi. Koskocaman bir yalan. Birleşmiş Milletlerin beş daimi üyesi lafa gelince dünyaya yön veriyorlar. İcraata gelince İsrail’in önünde diz çökerler. Eğer onlar büyük olsaydı, Kuzey Irak’ta referandum yapılamazdı. Peki, yapılıp ta ne olacak? Büyük İsrail projesinin Kafkaslara kadar uzanan hayalinin sağ bacağı olacak. Biz olmaması için her şeyi yaparız, çünkü işin ucu Türk topraklarına kadar bulaşıyor. Biz kararlıyız, Misak-ı Milli sınırlarını deldirmeme konusunda bizim kimseye ihtiyacımız yok, biz büyük Türk Milleti olarak hepsine yeteriz. Unutmayın ki, bu topraklarda gözü olanların gözünü her zaman oymuş, kabaran iştahlarını da kesmesini her daim bilmişizdir. Dünyada yeni bir barış düzeni kurulacaksa işe öncelikle Birleşmiş Milletlerden başlanmalı. Sözde büyüklerin küçücük beyinleriyle dünya düzene kavuşamayacağını gördü, artık Birleşmiş Milletler değişmeli. Türkiye’nin de veto hakkı olmalı.

İNCİR REÇELİ

Son demlerini yaşıyor, şifa kaynağı incir. Tadı güzel, ama hepsinden önemlisi her derde deva olması daha güzel. Onun adına kimi yerde yemiş derler. Aslında bir meyve değil çiçektir. Reçeli de koruk incirden olduğu için son derece lezzetli kokusu da mis gibidir. Şu günlerde ağzımızın tadını kaçırmaya çalışanlara tavsiyem, bizim incirin anavatanı olduğumuzu bilmeleridir. Bak bizde portakal da var, kayısı da var, şeftali de var, muz da var. Her ne kadar sürekli olarak ağzımıza zehir çalmaya çalışsalar da dünyanın en kaliteli balı olan Anzer Balının da anavatanının ülkemiz olduğunu hatırlatırım. Bizde her derdin bir devası vardır. Yüce Yaradan bir musibet vermişse, çaresini de vermiştir. Eğer bunu millet olarak her daim farkına varırsak, incir reçeli tadında hayatımızı sürdürmeye devam ederiz. Böyle deyince bizim Kurdoğlu İbrahim “18 kilometre ötede küçük ama tadına doyum olmayan incirler var” dedi. Bak incir bizim burnumuzun dibinde. Kimileri hala ağzı tadını kaçırmanın peşinde. Tavsiyem, Kurdoğlu ibrahim’den oranın adresini öğren, git incirleri şimdi tam da dalındayken ye. Sonra bir küçük sepet topla kış için de reçelini yaparsın.

 

İdam Edilerek Öldürülür

Adamın biri cinayetten içeri atılır. Bir avukat bulunur adama. İlk görüşmelerinde avukat “Merak etme seni kurtaracağım” der. Adam da avukata güvenir ve mahkemeye çıkar.

Karar ise idamdır !…

Adam doğal olarak avukatına kızar, köpürür. “Hani beni kurtaracaktın?” der. Avukat da “Sen merak etme. Bu daha bir şey değil. Temyiz var. Seni kurtaracağım” yanıtını verir. Dava temyize (karar düzeltmeye) gider. Ama, mahkemenin verdiği idam kararı bozulmaz, tersine onaylanır!

Adam yine avukatına döner ve sorar:

“Hani temyizde beni kurtaracaktın?”

Avukat gayet sakin biçimde, “Dur daha, bu karar Avam Kamarası’nda oylanacak. Seni kurtaracağım” der.

MECLİS DE ONAYLAR …

Dava Avam Kamarası’na (Meclis’e) gider, ama orada da idam onaylanır!..

Daha sonra Lordlar Kamarası ve Kraliçe de idamı onaylar, adam kurtulamaz.

Kraliçenin onaylaması ile darağacı kurulur, adamı sandalyeye çıkarır, boynuna ipi geçirirler.

Bu sırada avukatı ile göz göze gelen adamın öfkesi bakışlarına yansımıştır.

Avukat ise hala son derece sakindir.

Gözleriyle işaret ederek, merak etmemesini, onu kurtaracağını anlatmaya çalışır.

Adamın ise artık umudu kalmamıştır.

Cellat gelir, adamın altındaki sandalyeyi iter ve talihsiz adam boynuna geçirilen ipte sallanmaya başlar.

AVUKAT KOŞMAYA BAŞLAR …

O sırada avukat, kalabalığı yararak darağacına doğru koşmaya başlar. Merakla ne yapacağını anlamaya çalışan celladı bir hamlede geçer, ipi keserek adamı kurtarır.

Doğal olarak ortalık karışır, bu kez hem idam mahkumu hem de avukatı yakalanır.

Avukata bunu neden yaptığı sorulunca yanıtı şöyle olur:

“Bu adam idam mahkumuydu. Siz de onu idam ettiniz. Adamın ölüp ölmemesi siz ilgilendirmez. Kanunda ‘idam edilir’yazıyor. ‘İdam edilerek ÖLDÜRÜLÜR’ yazmıyor. İdam gerçekleşmiştir!..”

Bu sözler üzerine adamı tekrar idam etmeye cesaret edemeyen yetkililer konuyu Kraliçe’ye iletirler. Kraliçe, zekasından dolayı avukatı kutlar ve adamı affeder.

Bu olaydan sonra, ilgili kanun maddesi değiştirilerek “İdam edilerek ÖLDÜRÜLÜR” biçiminde yeniden düzenlenir.

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ