Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 3,86 / Satış: 3,87
€ EURO → Alış: 4,55 / Satış: 4,57

Hayata bakış açınızı değiştirin!

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 16.11.2017
  • 194 kez okundu

Metroda, hızla araca binmek isteyen kişilerden biriydim. İçerisi çok kalabalıktı. Köşedeki beşli koltukta, tanımadığım insanlarla yan yana oturmaktaydım. Demirlere tutunmaya çalışan yaşlı bir adamı gören yanımdaki genç, ona yer verdi. Fakat ayakta duran bir çocuk, koşarak boşalan yere oturdu. Yaşlı adam hamle yapmış ama oturamamıştı.

Çevrede ilk oluşan düşünceler: “Saygısız”, “Allah seni bildiği gibi yapsın”, “sana mı yer verdik”, “düşüncesiz” vs. Açıkçası benim de ilk kafamda beliren, “olacak iş değil” cümlesiydi. Biraz düşündüm. “Acaba?” dedim, “başka bir durum olabilir mi?”

Bir arkadaşım anlatmıştı. —Geçen gün otobüste, ayakta kalmış yaşlı bir adam, önündeki koltukta oturan gence, “saygısız herif, utanmıyor musun yaşlılar dururken orada oturmaya” der. Çocuk ise ayağındaki protez bacağı göstererek, “ben memlekette senin gibi düşüncesiz ve önyargılı adamlar olduğu için utanıyorum amca, gel buyur otur, ben böyle de ayakta durabilirim” diyerek kalkar. Fakat o koltuğa uzun süre boyunca, yaşlı adam dahil kimse oturamaz. — İşte bu olay aklıma gelmişti. Bilmediğim bir durum için sükûnetimi korudum. Sonra ayağa kalktım ve ayakta kalan yaşlı adama ben yer verdim. Böylece yaşlı adam ve hızlı adımlarla onun yerini kapan genç, yan yanaydı.

15 dakika sonra, son durağa geldik. Yaşlı adam ayağa kalktı. Sonra yanında oturan gencin kolundan tuttu ve birlikte dışarıya doğru yürüdüler. Fark ettim ki, çocuk zihinsel özürlü. Yaşlı adamla beraber gelmiş. Yaşlı adam ona destek oluyor…

Olur olmaz kaç kişiye kızıyoruz? Kaç kişi sinirimizi bozuyor? Kaç olay yaşanıyor ve biz kaç olayı doğru yorumluyoruz? Aslında gördüğümüz birçok olayı, kültürümüzde yer etmiş durumlara göre değerlendiriyoruz. Yorum yapmıyor, direk yargıya geçiyoruz. Belki de sırf bu yüzden, asılacak adamları serbest bırakıp, gerçek suçluları serbest bırakabiliyoruz.

Gördüklerimize nefretle yaklaştıkça, nefreti buluruz. Sevgiyle yaklaştıkça, sevgiyi… Yani neyi verirsek, onunla karşılanırız. İstisnalar yaşanır elbet. Fakat bazı istisnaların ardında, bizim bilmediğimiz doğrular yatabilir.

Hayata bakış açınızı değiştirin!

 

Kadın ve Kurbağa

Kadının biri bir gün ormanda gezinirken tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş.

Kurbağa ona, “Beni bu tuzaktan kurtarırsan, sana 3 dilek hakkı tanıyacağım”. demiş.

Kadın onu kurtarmış ve kurbağa da:

– “Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, dileğinin 10 katı iyisine ve fazlasına kocan da sahip olacak!”

Kadın: “Tamam” demiş.

İlk dilek olarak;

– “Dünyanın en güzel kadını olmak istiyorum.” demiş.

Kurbağa onu uyararak demiş ki:

– “Bu dilek, senin kocanı da dünyanın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek.”

Kadın:

– “Bu önemli değil, çünkü ben en güzel kadın olacağım için, onun gözü benden başkasını görmeyecek”.

Ve ilk dilek gerçekleşmiş. Kadın dünyadaki en güzel kadın oluvermiş.

İkinci dilek olarak;

– “Dünyadaki en zengin kadın olmak istiyorum.” demiş.

Kurbağada yine uyararak:

– “Bu kocanı dünyadaki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak” demiş.

Kadın: “Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir” demiş.

Dilek gerçekleşmiş ve dünyanın en zengin kadını oluvermiş.

Kurbağa, kadına üçüncü dileğini sorduğunda, kadın son dileğini söylemiş:

– “Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum” demiş…

 

İşi İyi Yapmak

Seyyar bir şemsiye tamircisi, yol kenarında küçük bir kutu üzerine oturmuş, şemsiye tamir ediyordu. Tamirci, tamir edilecek yerleri dikkatle ölçüyor, yamayı itina ile yerleştiriyor, telleri tek tek deneyerek güçlendiriyordu. Adamı hayranlıkla seyreden bîr genç yanına yaklaştı:

– İşinizi çok dikkatli yapıyorsunuz, dedi. Şemsiye tamircisi elindeki İşi bırakmadan: – Evet, ben, her zaman işimi İyi yapmaya çalışırım, di­ye cevap verdi.

– Müşterileriniz, işinizi iyi veya kötü yaptığınızı ancak siz gittikten sonra anlayacaklar.

– Evet, haklısınız.

– Bu tarafa tekrar mı geleceksiniz?

– Hayır.

Genç artan bir hayranlık ve merakla sordu:

– O halde niçin bu kadar titizsiniz? Tamirci:

– O zaman, benden sonra buradan geçecek tamirci­nin İşi kolaylaşacak. Ben, eğer kötü malzeme kullanır, işimi baştan savma yaparsam, halk bunu er geç anlaya­cak ve ondan sonra buradan geçen tamirciye kimse iş vermeyecek.

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ