Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 3,86 / Satış: 3,87
€ EURO → Alış: 4,55 / Satış: 4,57

VAR MI BÖYLE MESLEK?

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 21.11.2017
  • 933 kez okundu

Durup bir düşünün, eğitim hayatınızda kaç öğretmenin, öğrencisi oldunuz?

Her biri ayrı ayrı özelliklere sahip, her biri sizde ayrı bir yere. Ne olursa olsun adı öğretmen, ne var ki sizde bıraktığı izler acısıyla tatlısıyla ayrıdır mutlaka.

Anne olunca başlarsınız öğretmenliğe, öğretmeye. İlk öğretmenlerimiz annelerimizdir şüphesiz. Onlardan öğreniriz okulun, öğretmenlerin ve öğrencilerin varlığını.

Sonra okulu tanır, okulda öğretmenlerin ve öğrencilerin olduğunu görürüz. Bir süre sonra bizler, o okulun öğrencisi olur, öğretmenlerimizin de göz bebeği oluveririz.

“Göz bebeği” gözümüzün korunması gereken en önemli bölümü ve tartışmasız her şeyimizdir.

Nasıl böylesine önemli bir organa benzetiliriz ki?

Öğretmenlerimiz öğrencilerine göz bebeği gibi nasıl bakarlar?

Hangi meslek, işini göz bebeğine benzeterek korur?

Hangi meslek sahibi elindeki savunmasız, korunmasız olan canlıya, kendi yavrusuymuş gibi bakar aylarca?

Hangi devlet memuru korur, kollar, gerektiğinde burnunu siler, gerektiğinde tuvaletini temizler?

Var mıdır böyle bir meslek?

Mesleklerin en kutsalı, en meşakkatlisi ve aslında tüm mesleklerin toplamıdır, öğretmenlik. Hele hele ilkokul öğretmeniyseniz eğer, iyi bir Matematikçi, iyi bir Fenci, iyi bir Sosyalci, iyi bir Türkçeci, iyi bir hemşire ve iyi bir Psikolog olmak zorundasınızdır.

En önemlisi de çocukları sevmeniz gerekir. Çocukları sevmiyorsanız sakın öğretmen olmayın, öğretmenlik yapmayın. “Bana ne, ben uğraşamam” demiyor, onları seviyorsanız, meslekle ilgili her şeyi seversiniz.

Tüm yorgunluklar bedende kalır, beden dinlenince geçer. Yeter ki yorgunluklar kalplerde birikmesin.

Onlar ağlayınca bizim de içimiz titrer. Ana oluruz, baba oluruz. Bazen onların arkadaşı bazen de sırdaşı..

Biz gülen çocukların sebebi olduğumuzda mutluyuz. Onların gülen gözleri, neşeli gülüşleri bizi huzura kavuşturur.

O masum, samimi, içten bakışlardaki sevgiyi görmek bizi kamçılar, daha bir güç, daha bir kuvvet verir bize. Daha bir keyifle, istekle, tüm varlığımızla donanımlı gireriz sınıfa.

Biliriz ki bize bakan o güzel gözlerde geleceğin yaşam mimarları var. Her biri kendi içinde bir değer, her biri kendi çaplarında gayretle, azimle ilerliyor.

Biliriz ki o dökülen göz yaşlarında anneye, babaya özlem var ya da korkuyla tanışmışlığı..

Biliriz ki o kahkahalarının ardında doymuşluk, alışmışlık özgürlük var.

Biliriz ki bizim çocuklarımız kardeş olmuşlar, arkadaş olmuşlar, el ele, birlik beraberlik içindeler.

Biliriz ki bizim çocuklarımız,

“Küçük Hanımlar Küçük Beyler”

Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız.

Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.

Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek,

Ona göre çalışınız.

Sizlerden çok şeyler bekliyoruz!”diyen, M. Kemal ATATÜRK’ün çocuklarıdır.

Öncelikle Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anarken, tüm öğretmenlerimizin gününü kutlar saygılar sunarım.

Mutlulukla sevgide kalın…

Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelip okul açmaya karar verirler. Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılan balığı yönetim kurulunu oluşturdu. Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istemektedir.

Kuş, uçmanın dahil olmasını, balık yüzmenin dahil olmasını ve sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söylemektedir. Bütün bunları bir araya getirip, bir müfredat programı yaptılar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.

Tavşan koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu.

Bir süre sonra beyni hasar gördü ve eskisi gibi koşamadı.Artık koşuda A almak yerine, C alıyordu. Ve tabii, ağaç tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu. Kuş, uçmada çok başarılıydı, ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman, o kadar başarılı değildi.

Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu. Bir süre sonra toprak kazma notu hala F olmasına rağmen, uçma notu C’ ye düşmüştü. O’ da ağaca tırmanmada çok zorlanıyordu.

Sonuçta sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekalı yılan balığı oldu. Ancak eğitimciler çok mutluydu, çünkü herkes bütün dersleri görüyordu.

Ve buna “Geniş Tabanlı Eğitim Sistemi” dediler. OSHO’nun “Sezgi” kitabından alıntıdır.

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ