Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 4,84 / Satış: 4,86
€ EURO → Alış: 5,68 / Satış: 5,70

HAYRİ SARAL’IN ARDINDAN

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 18.01.2018
  • 379 kez okundu

Toplumda örnek gösterilecek insanlar vardır, işte dün son yolculuğuna uğurladığımız Hayri Abi de böylesine müstesna insanlardan biriydi. Çok yiğit ve çok dürüst bir adamdı. Aynı apartmanda 30 yıl oturduk. Bizlerin her zaman ağabeyi, yol göstericisi ve rehberi oldu. Gölcük Tersane Komutanlığında Başmühendislik yapan değerli ağabeyim bir süredir yakalandığı amansız hastalıkla mücadele ediyordu. Kendisi gibi iyiliksever, insan dostu eşi Yasemin de bizim çok sevdiğimiz değerli bir kardeşimizdir. Pırıl pırıl iki evladı Seda ve Eray bizim elimize doğmuş iki güzel insan ve yeğenimdir. Annem ile Hayri Abi amca çocuklarıdır. Dolayısıyla hem akrabalıktan, hem yakın komşuluktan doğan hukukumuz nedeniyle bu gidiş bizi ziyadesiyle üzdü. İnsanlar toplumda kimlik ve kişilikleriyle anılırlar. İşte mümtaz insanlardan biri olan Hayri Saral’ın vefatı sadece ailesi, yakınları ve akrabaları için değil; Gölcük için de önemli bir kayıptır. Hani zaman zaman söyleriz ya “Yeri kolay kolay doldurulamaz” diye, işte Hayri Saral topluma örnek olan yaşantısıyla yeri kolay kolay doldurulamayacak insanların çok önemli bir örneğidir. Merkez Camii’nde kalabalık bir cemaat topluluğu vardı. Eş, dost, akraba, birlikte çalıştığı arkadaşları, cami avlusunu doldurmuşlardı ve Hayri Abiye son görevlerini yerine getirdiler. Dedik ya, her insan doğar, büyür ve ölür. Ama kimileri iz bırakır, kimileri hem saygıyla anılır. İşte Hayri Abi o müstesna insanlardan biri olarak Hasaneyn Köyündeki Aile Mezarlığında defnedilirken geride örnek alınacak güzel bir miras bıraktı. Allah rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun.

Ne Söyledin

Hz. İsa Bir Koyunun Kulağına Eğilerek Bir Şey Söylüyor, Aradan Günler Geçince Koyunun Günden Güne Zayıfladığını Görüyorlar, Yahudiler İsa (a.s)’a Soruyorlar:

Sen Bu Koyuna Ne Söyledin de Bu Hale Geldi.

Hz. İsa : Size Her gün Söylediğimi Ona Bir Kez Söyledim Bu Hale Geldi,

Yahudiler Merakta, Ne Söyledin Ya İSA…? ÖLECEKSİN..! ÖLÜM HAKTIR…

Bunu Koyun Anladı Ama Siz Hala Anlayamadınız. der Ya Biz İnsanlar…?

Gözlerimizin Önünde En Sevdiklerimiz, Bir Bir Ahirete Göçtüğü Halde, Sanki Ölüm Sırası Bize Gelmeyecekmiş Gibi Gülüp Oynuyor, Allah’a Karşı İsyandan Geri Durmuyoruz. Ölüm Bize, Hesap Bize, Sual Bizedir.

 

Beklenen Rüya

Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır seferine niyetlendiği günlerdir. Evet Son Abbasi Halifesi Mütevekkilallah’ın gücü yoktur, ancak yine de onu incitmekten çekinir. İbn-i Kemâl Paşa ve Zembilli Ali Efendi, Sultanı iknaya çalışırlar. Evet bu seferin lüzumuna herkesten çok o inanır, ama yine de huzursuzdur. Yemekten içmekten kesilir, uykuyu dağıtır. Sabahlara kadar ibadet eder, buruşuk kağıtlara karışık şekiller çizer. ‘Ah!’ der, ‘Ah bir işaret gelse.’

İşte uykusuz geçen bir gecenin ardından Hasan Cana sorar:

-Nerelerdeydin?

-Azıcık dalmışım efendim.

-Öyleyse rüyanı anlat.

-Dikkate değer bir rüya gördüğümü hatırlamıyorum.

-Olacak iş mi yani, bir insan uyusun da rüya görmesin. İyi düşün görmen lâzımdı!

Hasan Can çıkar. ‘Tuhaf’ der, ‘Sultan bir işaret bekliyor ama ne?’ Tam o sırada bir başka Hasan (Kapıcıbaşı Hasan Efendi) yaklaşır. ‘Ben’ der ‘garip bir rüya gördüm, ama şimdi bunu nasıl anlatmalı sultana?’

Hasan Can onu adeta aparır, koparır, çıkarır Yavuz’a. Sultan ‘buyur!’ der, o başlar anlatmaya:

-Hünkârım akşam çadırınızın önünde nöbetteydim. Bir ara içim geçti. Ya da öyle olduğunu sanıyorum. Zira mekân aynıydı ve ben ayaktaydım. Baktım dört atlı çadıra yaklaşıyor. Hemen davrandım, önlerine çıktım. Güya ‘Kimsiniz, necisiniz?’ diye sorgulayıp çevirecektim onları. Ancak vuruldum sanki. Dondum kaldım. Atlar çok asildi ve yere basmıyorlardı. Süvariler hem çok heybetli, hem çok sevimliydiler. Bırakın hesap sormayı, eteklerine kapanmak, ellerini öpmek için yanıp tutuşmaya başladım. Esrarengiz ziyaretçiler hünkârımızı sordular. Çadırdan ışık sızıyordu. ‘Meşgul olmalı’ dedim. Öndeki ‘İyi’ dedi, ‘Rahatsız etme. Sabahleyin geldiğimizi söylersin. Biz Server-i Kâinatın eshabındanız. Efendimiz Selim Han’a selâm söyledi ve buyurdular ki: Haremeynin hizmeti kendisine verildi!’ Ve geldikleri gibi uzaklaştılar. Bir anda ufukta kayboldular. Sancakları ışıklı izler bıraktı. Tam ‘bunlar kim ola?’ diye düşünüyordum ki bir ses ‘Nasıl tanımazsın’ dedi. ‘Öndeki Hazreti Ebubekir, yanındakiler, Ömer, Osman ve Ali! Radıyallahüanhüm ecmain.

Yavuz heyecanlıdır. Rüyayı tek kelimesini kaçırmadan dinler ve nedimine döner. ‘Bilir misin Hasan, biz emir olunmadıkça kıpırdamayız. İşte şimdi tamam. Artık çıkabiliriz yola.’

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ