Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 5,64 / Satış: 5,67
€ EURO → Alış: 6,50 / Satış: 6,53
bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi bursa escort bayan escort istanbul escort istanbul kayseri escort mersin escort bursa escort kocaeli escort atasehir escort bayan istanbul escort bahis siteleri escort kayseri kayseri escort bursa escort

İRAN ÜZERİNDEN TÜRKİYE HESABI

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 04.01.2018
  • 154 kez okundu

Emperyalist güçlerin bölgemizde oynadığı oyunların amacı açık. Arap Baharı adı altında uydurma bir gerekçeyle kan ve gözyaşı getirenler, Libya, Mısır gibi ülkeleri hallettikten sonra; Suriye ve Irak’ın da kendi planları doğrultusunda işini bitirmek üzereler. Yol güzergahı üzerinde İran bulunuyor ve orada da kanlı eylemlere başladılar. İsrail Başbakanı Netanyahu, İran’da rejim yıkıldıktan sonra İran halkıyla kardeş olacaklarını söylüyor. Koca bir yalan. Hedef aslında İran üzerinden Türkiye. Hedef aslında Büyük İsrail Projesinin yol haritasındaki ülkelerde karışıklıklar çıkararak Kafkaslara ulaşmak, oradan da Hazar Petrollerini, doğalgaz kaynaklarını; yani enerjiyi ele geçirmek. İran’da demokrasi yok. Bu doğru. Peki, oraya demokrasiyi küresel güçler mi getirecek? Bu da kocaman bir yalan. Hedef dünyadaki en büyük Müslüman ülke olan Türkiye. Cumhuriyet Türkiyesi. Siz ne derseniz deyin, Türkiye özgür bir ülke. İşte hedefi İran üzerinden Türkiye’ye kuranlar önce İran’ı ortadan kaldırıp, ülkemizi sıkıştırmak amacındalar. Biz bu oyunları yüzyıllardır bozuyoruz, yine bozarız. Herkes biliyor ki, biz etnik kökenlerimiz ne olursa olsun, birbirimizin akrabasıyız, kardeşiyiz, dolayısıyla Türkiye’de kardeş kavgası çıkarmak çok zor. Emperyalistler bunu biliyorlar. Yapmak istedikleri satılmış ajan provokatörler vasıtasıyla Türkiye’yi bu yola itmek. Bende diyorum ki kirli oyunların hepsini bozarız, kirli planlar geri teper. Türkiye’nin bugün siyah ve beyaz gibi ikiye bölünme lüksü olmadığını da hepimiz görüyoruz. Biz ay ve yıldızız. Böyle devam etmek zorundayız. İran üzerinden Türkiye hesabı yapanlara karşı verilecek olan cevap, birlik ve bütünlük içerisinde Türkiye’de gönül seferberliği ilan etmek, herkesin birbiriyle kardeş olduğunu hissettirmek, bunun için de herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek. Oyunları bozmanın yolu gönül birliğinden geçer.

 

Hayat Paylaşınca Yaşanabilir

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” Bakın göstereyim demiş, ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. “Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler.

Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. “Buyurun” deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirirmiş.

Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, ‘kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.

 

Benim Peygamberim Beni Kurtarır

 

Oruç Reis esir edilmişti. Bir süre zindanda kaldıktan sonra çıkartılarak bir gemide küreğe çakıldı. Papazlar ve Şövalyeler, İtalyanca, Rumca ve İspanyolca bilen ve sözü sohbeti yerinde plan Oruç Reis ile konuşmaktan zevk alırlardı. Şövalyeler ona karşı hürmet duyuyorlardı. Sohbet sırasında ona:

-Ey Osmanlı! Sen güzel sözlü bir kişisin. Bizim lisanımızı da fevkalade konuşuyorsun. Müslümanlıkta ne buldun? Gel bizim dinimize geç! Adı sanı belli bir adam olursun. Büyük bir şövalye kaptan yaparız seni,dediler.

Oruç Reis:

-Kâfirlerin iyiliği bu mudur? Dinimden dönüp hükümdar olmaktansa müslüman esir kalmayı tercih ederim. Şu duvarlardaki resimleri elinizle dizersiniz ve onlara taparsınız. Şimdi onları ateşe atsalar veya çölde bir kuyuya bıraksalar, veyahut balta ile pare pare eyleseler, kendilerini kurtarıp halas etmeye kadir değildirler, dedi.

Şövalyeler:

-Görelim senin Peygamberin neyler, işte halin malum, dediler.

-Benim Peygamberim iki cihan fahridir. Bütün evliya ve enbiya ondan şefaat umar. Hepsine şefaati o eder. Hak teâlâ’nın avni ve inayeti ile gelip beni buradan kurtaracaktır, dedi.

Şövalyeler gülerek:

-Hele sen küreği çekmeğe devam et. Bu hava ile gönlünü hoş tut. Peygamberin seni kürek mahkumiyetinden kurtarsın, dediler.

Aradan zaman geçti. Bir gün kürek çektiği gemi şiddetli bir fırtınaya yakalandı. Dalgaların arasında ceviz kabuğu gibi sürükleniyordu. Bu hengamede Oruç Reis’in zincirleri de koptu ve kendisini denize bıraktı. Dalgalarla bir müddet boğuştuktan sonra sahile ulaştı.

Daha sonra arkadaşları ile buluştu ve yeniden denizlere açıldı. Bir muharebe sırasında, kendisini esir etmiş olan Şövalyelerden birkaçı, şans eseri Oruç Reis’e esir düştüler. Onları görünce yanına getirtti ve şunları söyledi:

-Ben sizlere demedim mi, benim Peygamberim gelir beni kurtarır diye! İşte geldi, kurtardı. Varın reisinize söyleyin, ben gene ona varayım, ne kadar demiri varsa vursun, Peygamberimiz bize, Allah’ın izniyle yine yardım eder.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ