Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 5,36 / Satış: 5,38
€ EURO → Alış: 6,10 / Satış: 6,12
bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi bursa escort bayan escort istanbul escort istanbul kayseri escort mersin escort bursa escort kocaeli escort atasehir escort bayan istanbul escort escort kayseri kayseri escort bursa escort ankara escort

Savunma Mekanizmaları

Özlem Tek
Özlem Tek
  • 31.01.2018
  • 424 kez okundu

Savunma Mekanizmaları

Dinamik açıdan ruhsal yapı bilinç, bilinç öncesi ve bilinç dışı olarak ayrılırken, yapısal olarak da; id, ego ve süperego katmanlarından oluşur. Doğuştan getirdiğimiz dürtü ve içgüdülerden oluşan ana yapı id dir. İd, dürtüsel taleplerini hedef nesneye ulaşarak gerilimini azaltmak ister. Hedefine ulaşamadığında gerilim ve bunaltı doğurur. Gerçekliği temsil eden bilinçli yapımızın karşılığı yapısal açıdan egodur. Egonun ilk fonksiyonu dürtüler üzerinde denetim kurma becerisidir. Bu bastırma savunma düzeneğinin ilk örneğidir. Freud başka savunma mekanizmalarının varlığını tanımlamış ancak ilgisi daha çok bastırma mekanizmasına odaklanmıştır. Freud’dan sonra gelen bir grup çalışmacı, yapısal kuramına önemli bazı boyutlar katmış ve toplumca ego psikanalistleri olarak anılmışlardır. Freud’un kızı Anna Freud, psikanalizin doğal akışı içinde gelişen ve günümüze de ego psikolojisi adı ile anılan bu akımın öncüsü sayılırsa da Erik Erikson, Heinz Hartman, David Rappaport gerçek sözcüleri olarak kabul edilmektedir.

Dinamik ekolde yeni ekollerin açılımıyla savunma mekanizmalarının sayısı artmış ve bu konu üzerindeki çalışmalar halen devam etmektedir.

Savunma mekanizmalarının temel özellikleri; bilinç dışı olması, otomatik çalışması ve büyük oranda id e karşı mücadele vermesidir. Bazı savunma mekanizmaları egonun gerçekliğe uyumu için gerekli iken bazıları da süperego için oluşturulmaktadır. Bu savunma düzenekleri gelişim evrelerine göre ilkel olandan olgun olana doğru bir seyir takip eder

  1. Bastırma (Repression, Supression)

Benliğin savunma düzeneklerinden ilk tanımlanan ve diğer savunma mekanizmalarının temeli olan bastırma, kişinin istenmeyen duygularının, fantezilerinin ve arzularının kendi isteği dışında bilinç dışına itilmesidir. Kişi ancak bu savunma mekanizmasının etkisinde kalmayarak kendini tanıyabilir ve gerçekleştirebilir. Örneğin; yeni doğan kardeşine kıskançlığı hissedip ona karşı düşmanca hisleri fark etmesi ve bundan utanarak bastırmaya çalışması repression (bastırma), dürtüleri bilince çıkarmaya izin vermeden bilinç dışında tutmayı başarması ise supression bastırma mekanizmasına örnek verilebilir. Günlük yaşamda dil ve hareket sürçmeleri de ortaya çıkabilir.

  1. İçeatım ( Introjection)

İlkel savunma düzeneklerinden biridir. Egonun yetersiz olduğu durumlarda dışardaki bir nesnenin tümünün ya da bir parçasının yok edilmek veya yaşatılmak amacıyla içe alınması ve onun sanki ayrı bir nesneymiş gibi içeride tutulmasıdır. Birey bu parçayla iletişime geçip diyalog kurabilir, tartışabilir ve hatta öldürmek isteyebilir. Özkıyımların (intihar) kimi türlerinde bu mekanizmadan bahsetmek mümkündür.

  1. Bölme (Splitting)

Bölme mekanizması aynı obje tarafından bireye ulaşan olumlu ve olumsuz davranış ve duygulanımın aynı birey değil de ayrı ayrı iki birey tarafından yapıldığına dair içsel kanaatin oluşturulması çabasıdır. İlkel bir savunma düzeneğidir. Şizofreni ve sınır durum bozukluklarında böyle bir içten bölünme ya da bölmeye eğilim belirgin olarak görülür.

  1. İdealizasyon

Bireyin değersizlik hislerini ve başarısızlıklarını ortadan kaldırabilmesi için bağlandıkları nesneleri idealize etmesidir. Özellikle borderline ve narsistik kişilik örgütlenmelerinde kendini gösterir. İyi olarak görülenlerin bu özellikleri abartılır ve kişi tanrısallaştırılır. Kötü görülenler ise yerle bir edilir

  1. Devalüasyon

Borderline yapıda kötü kendilik aktive olduğunda kişi kendisini çok değersiz aşağılık ve pislik gibi hisseder. Karşıdaki nesneler ve dünyada kötü ve kalleştir. Narsistik kişilik örgütlenmesinde iyi kendilik yani kendini değerli tutan mekanizmalar hep kendinde kalırken, kötü kendilik dış dünyaya yansıtılır. Dış dünya basit, küçük ve değersizdir. Obsesif­kompulsif kişilik yapısında “ya hep ya hiç” yaklaşımından dolayı kendini bir olayla birlikte ya değerli ya değersiz ya da karşısındakini bir olayla aynı şekilde damgalayabilir. Bu anlamda olgunun içsel dinamiğindeki değerlilik ve değersizlik derecesi objektif olarak değerlendirilemez.

  1. Yer Değiştirme ( Displacement)

Yaşantılanan bir durum ya da duygulanımın, haz ya da acı ve elemin, bir nesneye, sanata veya kişiye yönlendirilmesi durumudur. Bazen eşlik eden etraftaki nesnelere bu duygulanımlar yüklenebilirken bazen de nötr olan kişiye ya da nesneye yüklenebilir. Bir sıfatı ya da özelliği nedeniyle benzerlik arz eden herhangi bir şeye anlam ve duygu yüklenebilir.

  1. Kendine Yöneltme

Psikanalitik kuramda, kişinin içinde yaşattığı sevgi nesnesinin ya da benlik saygısının yitimi nedeniyle özkıyıma sebep olabilen kendine yöneltilmiş kin ve nefret duygusu olduğu görüşü yaygındır. Toplum tarafından bireye sağlanmış olan değerlerin ve üstünlüklerin kişinin yaptığı hatalar sebebiyle kaybedilmesi sonucu kişi, buna sebep olan ego parçasını diğer parça ile cezalandırarak ondan kurtulmak isteyebilir. Narsistik yapılanmada daha net gözlemlenir.

  1. Yansıtma

İlkel savunma düzeneklerindendir. Kişi kendi içinde var olduğu halde ego ya da süperego tarafından kabul edilmeyen dürtü, istek, arzu ve sapkınlıkları karşısındaki nesnede canlandırır ya da diğerlerinin bu dürtüleri kendinde gördüğünü sanır. Paranoya ve psikozda olduğu gibi ağır ruhsal bozukluklarda sıklıkla gözlemlenir.

  1. Özdeşim (Identification)

Özdeşim, model alınan kişiler sağlıklı olduğunda ve bireyin kişiliğiyle ahenk içerisinde olduğunda sağlıklı ve normaldir. Karşısındaki kişinin/kişilerin kişisel özelliklerini, değerlerini, inançlarını, duygu ve davranış biçimlerini benimsemek demektir. Çocukken anne, baba, bakıcı anne ile başlayan süreç ergenlik döneminde çeşitlenerek devam eder. Özellikle ergenlikte kimliğin yeniden yapılanması sürecinde önündeki bireyler hastalıklı ve kişilik bozukluğu içeren yapılarsa, bu yapıları kopyalayacaktır.

  1. Yansıtmalı Özdeşim (Projective Indentification)

Özellikle ödipal dönemde ve ergenlik döneminde çocuk/genç görmek istediği ebeveyn modelini tasarımladığı şekilde onlara yansıtır. Bilgi işlemedeki sistematik hatalarla da mantıklı bir sürece oturtur. Kötü kendilik aktarımı olarak özdeşim bu durumun ötesindedir. Kötü kendilikte olan birey kendini kötü, iğrenç ve değersiz hisseder. Bu dayanılmaz duyguyu kendisinin iyilik halini bilen ve kaybetmeyeceğine inandığı birine aktararak ancak kurtulabilir. Bu da borderline kişilik örgütlenmesinde sıkça gördüğümüz bir durumdur. Otomatik olarak gerçekleşen bu savunma mekanizması kişi tarafından fark edilmez. Maruz kalan kişi de bir süre sonra kendine aktarılan bu olumsuz duyguların tamamını yaşayarak karşı tarafa aktarır. Böylece kötü kendilikteki kişi içinde bulunduğu öfke ve kızgınlığı yüklediği kişide görebilir hale gelmiş ve işlem tamamlanmıştır

Dönüştürücü özdeşim üç şekilde görünebilir

  1. Özlediği kimlik parçalarını kendi içine alarak
  2. Dışardaki kimlik parçalarını veya kimliğin tamamını başka insanlara vererek
  3. Dışarıdaki kimlik parçalarını başka nesnelerden başka nesnelere aktararak. (Özakkaş,2008,s.389)
  4. Tersine Döndürme (Reaksiyon­Formasyon)

Kişinin kendi içindeki bilinç dışı yasak dürtü ve eğilimlerinin süperego baskısına dayanamayıp bunun tam tersi bir kimlik oluşturmasıdır. Normal olan pek çok dürtü ve isteklerinde bile hem kendisine hem de başkalarına karşı aşırı baskıcı tutumlar sergileyebilir. Bu savunma mekanizması saplantı zorlantı nevrozu, obsesif kompulsif nevroz ve anal kişilik örüntülerinde sıklıkla görülür.

  1. Yadsıma (İnkar)

Yaşanılan bir gerçekliğin göz ardı edilmesi yok sayılmasıdır. Birey kendilik tasarımına uymayan hatalarını, başarısızlıklarını ve değer yargılarına ters tutumlarını yadsıyarak, inkâr ederek kendilik tasarımının yaralanmasının önüne geçecektir. Bilgi ve duygu bağlamında yapılır. Kaybedilen nesneyle ilgili gerçek bilindiği halde kaybetmemiş gibi davranmak bilgiyi inkâr etmektir. Diğeri de kişinin egosu o sırada bilgiyi kabul ettiği halde duygusal olarak nesnenin varlığını sürdürmesidir. Bu durumun aşırı bir hale gelmesi gerçeklikten uzaklaşmasına ve psikotik bir noktaya geçmesine yol açar.

  1. İzolasyon (Yalıtma)

Yaşadığımız her olayın hem bilgi, hem de duygu kısmı vardır. Ego zayıf ve küçük ise olayın tanıma anlama ve bilgi tarafı zihne ulaşır ama duygu kısmı bloke edilerek filtreden geçmez ve duygu bilinç dışında kalır. Obsesif kompulsif kişilik örüntüsünde mantık ağırlıklı duygularını bastıran bir yapı görülür.

  1. Aklileştirme (Rationalization

Benliğin, egonun ve kendiliğin korunarak gücünün muhafaza edilmesi, acı ve bunaltıdan kaçmak için akla yatkın, sıkıntı vermeyen bahanelerin bilinç dışı tarafından otomatik olarak devreye sokulması durumudur. Ağır kişilik bozukluklarında ve madde bağımlılarında sıklıkla görülen bir durumdur.

  1. Dağılma (Disosiasyon)

Egonun ve kendiliğin zayıf olduğu durumlarda kontrol altına alınamayan dürtüler aktivitelerini arttırarak egonun sağlayamadığı bütünleşmenin kontrolünü ele geçirirse ego burada bölünür ve farklı kişilik örüntüleri ortaya çıkar. Kişilik bu farklı parçaları sağlıklı bir biçimde bir araya getiremezse farklı merkezler halinde farklı kişilik örgütlenmeleri oluşur. Bu genellikle çoğul kişilik bozukluğu olarak karşımıza çıkar.

  1. Yapma­Bozma (Doing­Undoing)

Bu düzenek daha çok obsesif kompulsif kişilik ve nevrozda görülür. İd’in dürtülerinin süperegonun baskısıyla çatışması durumudur. Gerçekte ya da iç dünyasında kişinin yaptığı ya da düşündüğü olumsuz eylemleri veya hisleri ortadan kaldırmaya yönelik davranışlar veya düşünceler ortaya çıkarmasıdır. Simgeler üzerindeki çatışmalardır.

  1. Entellektüalizasyon

Bilinçdışı istek ve arzuların deşarj olması için şaka, espri ve fıkraların kullanılması şeklinde olabilir. Kişi içindeki eksiklik ve komplekslerini edindiği bilgi, beceri ve deneyimlerle başkalarını ezmeye çalışarak kendi varlığını ve değerliliğinin onaylanmasını talep edebilir. Psikoterapi süreçlerinde gördüğümüz dirençler de bu savunma düzeneğinin yansımasıdır. Konu ile ilgili okuyarak bilgi edinir, buna takılır ve içselleştiremez. (Alıntı)

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ