Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 4,70 / Satış: 4,72
€ EURO → Alış: 5,48 / Satış: 5,50

BU DA GEÇER

Nagihan Özdil
Nagihan Özdil
  • 19.02.2018
  • 364 kez okundu

Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar.
Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş yola koyulur, birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir’in bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir.
Derviş,  Şakir’in çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Şakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır… Yola koyulma zamanı gelip Derviş,  Şakir’e teşekkür ederken, ‘Böyle zengin olduğun için hep şükret’ der. Şakir ise şöyle cevap verir: ‘Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer…’
Derviş,  Şakir’in çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür. Birkaç yıl sonra, Derviş’in yolu yine aynı bölgeye düşer. Şakir’i hatırlar, ona uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylülerle sohbet ederken Şakir’den söz eder. ‘Haa o Şakir mi? ‘ der köylüler, ‘O iyice fakirleşti, şimdi Haddad’ın yanında çalışıyor.’

Derviş, hemen Haddad’ın çiftliğine gider, Şakir’i bulur. Eski dostu biraz yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felâketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için tek çare olarak, selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad’ın yanında çalışmak zorunda kalmıştır. Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad’ın hizmetkârıdır. Şakir, bu kez Derviş’i son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat olan yemeğini onunla paylaşır… Derviş, vedalaşırken Şakir’e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler. Fakat Şakir’den şu cevabı alır:  ‘Üzülmeyi gerektirecek bir durum yok. Unutma, bu da geçer…’
Derviş çeşitli yerleri gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Olan biteni öğrendiğinde şaşkınlık içindedir. Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün varını yoğunu en sadık hizmetkârı ve eski dostu olan Şakir’e bırakmıştır. Şakir, Haddad’ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır. Derviş, eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır: ‘Bu da geçer…’

Aradan bir zaman geçtikten sonra bizim Derviş yine Şakir’i arar. Sorduğu kişiler ona bir tepeyi işaret ederler. Gösterilen tepede Şakir’in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: ‘Bu da geçer.’
Derviş kendi kendine, ‘Ölümün nesi geçecek?’ diye düşünür ve oradan ayrılır. Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir’den geriye bir iz dahi kalmamıştır.

O aralar ülkenin sultanı, kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını istemektedir. Bu, öyle bir yüzük olmalı ki, mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın… Çok sayıda girişim olmasına rağmen hiç kimse sultanı tatmin edecek böyle bir yüzüğü yapamaz. Sultanın adamları da bizim Derviş’i bulup ondan yardım isterler. Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir. Kısa bir süre sonra yüzük sultana sunulur. Sultan önce bir şey anlamaz; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır: Yüzükte; ‘Bu da geçer’ yazmaktadır. (Alıntı)

Sevgiyle kalın….

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ