Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 5,99 / Satış: 6,01
€ EURO → Alış: 6,82 / Satış: 6,85

YEMEK YEMENİN PSİKOLOJİSİ

Özlem Tek
Özlem Tek
  • 27.02.2018
  • 319 kez okundu

YEMEK YEMENİN PSİKOLOJİSİ

Beslenmenin literatür tanımı, ‘her canlının gelişimi için gerekli olan doğal bir ihtiyaç’ şeklindedir. Bu doğal ihtiyacın keyifli ve mutlu bir ortamda gerçekleşmesi önemli olduğu ifade edilir ancak keyifli ve mutlu bir ortamı her zaman oluşturamamak söz konusu olduğu gibi kriz, yas veya sağlık problemleri yaşandığında da beslenmek gerekir. Olumsuz yaşam deneyimleri bazılarını daha fazla yemeye yöneltirken, bazılarını da hiç yememeye doğru bir davranışa götürebilir. Tam burada kişinin kendini fark etmesi, tanıması ve anlaması önemli bir yerde durmaktadır. Eğer kişi kendini yeterince tanımıyor ve bilmiyorsa yeme tutumlarında da bozulma (aşırı yemek ya da hiç yememek) var ise bununla ilgili psikolog ve diyetisyenden destek almasında fayda vardır. Bir diğer yararlanacağı nokta ise yeme tutumları hakkında bilgilenmektir. Bu yazıda bilgilenme kısmına değinmek istiyorum.

Son yıllarda modernleşmekte olan toplumları, özellikle de bu toplumlardaki kadınları tehdit eden bir durum yeme bozukluklarıdır. Aslında geçtiğimiz yıllara kadar, sadece üst orta sınıfa mensup ergen ve genç kadınlarda görüldüğü düşünülen bu bozuklukların aslında toplumun daha geniş bir kesimini tehdit ettiği gözlemlenmektedir (REF). Özellikle bazı toplumlarda (sanayileşmiş batılı toplumlar) zayıflık, fiziksel güzelliğin en önemli parçası olarak görünmektedir. Araştırmacılar bu eğilimin özellikle son yıllarda daha da arttığını belirtmektedirler. Toplumdaki güzellik ve çekicilik standartlarındaki değişimi normal yeme alışkanlıklarındaki değişiklik takip etmiştir. Normal yeme alışkanlığı, artık periyodik olarak diyet yapma olarak tanımlanmaya başlamıştır. Toplumdaki ideal vücut ölçülerine kavuşma isteği, diyet yapan insan oranındaki artışı, hatta yeme bozukluklarının yaygınlaşmasını açıklayabilir.

Diğer taraftan aile kavramı ile yeme bozukluklarını değerlendirmek mümkündür. Aile yapıları itibariyle, hareket alanının verilmediği ve aile işleyişi açısından yeterli keyif alınamayan, doyum sağlanamayan ilişkilerin varlığı, kişiyi bu bozuklukları göstermeye eğilimli hale getirebilir. Yapılan araştırmalarda yeme bozukluğu olan çocukların, ailelerini daha az empatik, daha az destekleyici ve daha sorunlu olarak buldukları gözlemlenmiştir. Ayrıca bu ailelerin çocuklarından başarı beklentisinin yeme bozukluğu olmayan çocukların ailelerine göre daha fazla olduğu bulunmuştur. Bu gibi problem yaşayanların ailelerinde depresyon, alkolizm, şişmanlık ve gene bir yeme bozukluğuna daha çok rastlanmaktadır. Bu kişilerin annelerinin daha çok diyet yapıp, yeme bozukluğunun olduğu, sürekli diyet yapma düşünceleri ile ilişkili oldukları, çocuğunun da diyetleri konusunda yoğun düşünceler içinde olabildikleri gözlenmiştir. Buna ek olarak kimi ailelerde çocukların diyet yapmayı aileden model alarak öğrendikleri ve bunu hayatlarına geçirdikleri de görülmüştür.

Bununla birlikte aşırı yemek yemenin üzerine de birkaç şey söylemek yararlı olacaktır. Aşırı yemek yemenin sembolik anlamı, duygusal ihtiyaçları karşılama, duygusal doyumsuzluğu telafi etmeye çalışma olabilir. “Yalnızlık ve sıkıntı”, aşırı yemek yemeyi tetikleyen uyarıcı bir etken olabilir. Aşırı yemek yeme sorununun çözümü, nedenin anlaşılmasına bağlıdır. Bu arada sorunun tamamen fizyolojik bir etkene bağlı olabileceği düşüncesiyle, diyetisyenden profesyonel yardım almak gerekebilir. Ayrıca kişilerin tüm ilgisinin fazla kilolar üzerinde yoğunlaşması yerine, yaşam şeklini anlamlı hale getirmesi, kişinin ne istediğini fark etmesi, kişinin kendini tanıması ve dürtülerinin yönetilebilir seviyeye ulaşması açısından psikoterapi sürecinden geçmesi ve bu anlamda terapistten destek alması önemlidir.

Neden Çok Yiyorum?

Etrafta sıklıkla söylenen ya da duyulan sürekli bir şey yeme isteği ya da tokluğun farkında olunmasına rağmen yemeye devam edilmesi bir tür yeme bozukluğunun işaretçisi olabilir. Kişinin çevresinden göremediği ilgiyi, sevgiyi ve şefkati, kişinin kendisini daha iyi hissetmesinin bir yolu olarak yemek yiyerek zevk almaya çalışması da benzer bir işarettir. Aslında pek de faydası olmamasına rağmen sıklıkla diyete başlamak ve devam ettirememek, beğenmediği vücut ölçülerine rağmen yeme isteğinin önüne geçememek, yukarıda bahsettiğim gibi duygusal nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Dolayısıyla sürekli yeme durumu asıl ihtiyacı karşılamadığı gibi sonrasında suçluluk hissini de getirebilir. Biriken olumsuz duygular, kişinin asıl sorunu tespit etmesine de engel oluşturabilir. Tespit edilemeyen sorunun, çözümünden bahsetmek olanaksızdır.

Neden Az Yiyorum?

Yeme bozukluklarına bakıldığında cinsiyet faktörü, aile faktörü, sosyo­kültürel faktörler, biyolojik ve psikolojik faktörler öne çıkmaktadır. Gelişimsel olarak bakıldığında bebeklik ve çocukluk çağlarında yaşanan zorluklar ilerleyen yaşlarda bir tür yeme sorununa dönüşebilmektedir. Örneğin stres ortamına maruz kalan çocuklarda bu tür sorunların yaşanabildiği bilinmektedir. Kendi hayatı üzerinde kontrolü zayıf olan bireylerin kontrol etmeye çalıştıkları alan beden ve kilolarına döndüğünde, kilo vermek tatmin etmekle birlikte kilo vermek başlı başına bir amaç haline de gelebilir. Genel olarak bakıldığında kişinin kendisini izole ettiği ve giderek yalnızlaştırdığı bir alana çekildiği de gözlemlenebilir. Tüm bireyler için geçerli olmamakla birlikte benlik saygısının da düşük olduğu ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Benlik saygısını yeniden kazanabilmesi adına riskli kilo verildiği bilinmektedir.

Görüldüğü üzere yeme bozukluklarının toplumsal cinsiyetten, aile ve toplum yapısından, görünümle ilgili yaygın söylem ve kabullerden, genetik yatkınlıklardan bahsedilebilir. Bu nedenle kişiye destek sırasında kişinin etkilendiği bu tür dinamikler göz önünde bulundurulmalı, sorunun çözümü konusunda etkili adımlar atılmalıdır.

Ne Yapmalıyım?

  • Ölçünün kişinin midesine göre uygun olması esastır. Bu nedenle başkasının o sana yetmez biraz daha ekleyeyim ifadelerini ‘satın’ almayın.
  • Yemek yemeyle ilgili baskı yapmayın. Onu hiç yememeliyim, bu olmamalı yerine yedikten sonra, yiyeceğiniz şeylerin önce yediğiniz ağır/kalorili yiyecekleri dengeleyecek türden olmasına gayret edin.
  • Bilgilenin. Yediğiniz maddenin ne kadar dayandığına, o zaman içinde bulunan katkı maddelerinin neler olduğunu okuyun, araştırın. Bazen yapılış şeklini, içindeki malzemeleri ya da katkı maddelerinin etkilerini öğrenince de o yenen her ne ise yeme alışkanlığı sönebiliyor
  • Destek alın. Diyetisyenin yapacağı diyet ve alınan gıdaların birbirlerine olan uyumu ve uyumsuzluğu hakkında paylaşacağı öneriler yeme tutumunuzu etkileyecektir.
  • Destek alın. Yeme tutumları ile çalışan bir psikolog ile çalıştığınızda geçmiş yaşam deneyimleri, ihtiyaç olmadığında da yeme alışkanlıkların fark edilmesi ve yanlış ritüellerin biliş seviyesine ulaşmasını sağlayacaktır. (Alıntı)

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ