Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 5,64 / Satış: 5,67
€ EURO → Alış: 6,50 / Satış: 6,53
bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi bursa escort bayan escort istanbul escort istanbul kayseri escort mersin escort bursa escort kocaeli escort atasehir escort bayan istanbul escort bahis siteleri escort kayseri kayseri escort bursa escort

FIKRALAR

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 12.03.2018
  • 277 kez okundu

FIKRALAR

Dün niçin işe gelmedin

Adamın biri uykusuzluktan şikayetçiymiş.

Ancak sabaha karşı uykuya dalabiliyor, bu nedenle de çalar saati duymayıp işe hep geç gidiyormuş.

Patronunun fena halde sinirlendiğini görünce, çareyi bir doktora başvurmakta bulmuş.

Doktorun verdiği hafif bir uyku ilacının etkisiyle o gece erken saatlerde uykuya dalmış ve sabahleyin de saatin çalmasından on dakika kadar önce uyanarak hazırlanmış.

O gün ilk kez büroya zamanında varmış ve kapıda patronuyla karşılaşmış… Hayatından son derece memnun;

“-Doktorun bana verdiği uyku ilacı bir harika… Bu sabah uyanmakta hiç zorluk çekmedim…”

-Çok iyi dostum… Peki dün niçin işe gelmediniz?

 

Kayıp Çorba Kepçesi

Hasan annesini akşam yemeğine davet etmiş.

Yemek sırasında anne hep Hasan’ın ev arkadaşının ne kadar çekici olduğunu düşünmeden edememiş.

Yemek boyunca oğluyla kız arasında neler olduğu konusunda meraktan çıldırıyormuş.

Bunu fark eden Hasan ? Anneciğim Ayşe ile aramızda inan hiçbir şey yok. Biz sadece ev arkadaşıyız ? demiş.

Bir hafta kadar sonra Ayşe Hasan’a sormuş:

– Annenin yemeğe geldiği geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum. Nerde olduğu konusunda bir fikrin var mı?

Sence annen almış olabilir mi??

Hasan cevap vermiş:

-“Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayım” ve annesine şöyle yazmış:

-“Anneciğim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gerçek şu ki bize yemeğe geldiğinden beri çorba kepçesi kayıp”

Bir kaç saat sonra annesinden şöyle bir e-mail gelmiş:

-“Sevgili oğlum, sana Ayşe ile yatıyorsun yada yatmıyorsun demiyorum. Ama gerçek şu ki eğer o kendi yatağında uyuyor olsaydı şimdiye kadar çorba kepçesini çoktan bulmuş olmalıydı..”

 

50 Dolar Kaybettim

karı koca Amerika gezisinde Las Vegas’a uğruyor.

hazır Las Vegas’a yolları düşmüşken adam kumar oynamak için karısından izin istiyor fakat bir türlü karısını ikna edemiyor.

Nihayet son gece karısı razı oluyor ve adamın cüzdanını alarak içinden bir elli dolar çıkarıp adama veriyor.

Sevinçle kumarhaneye koşan adam elli dolarlık pul alıp önce kollu makinelerde başlıyor oynamaya. Şansı yaver giden adam beş yüz dolar kazanıyor.

Buradan poker masasına geçiyor ve kazancını beş bin dolara çıkarıyor.

Son olarak rulet masasını ziyaret ediyor ve kazanmaya burada da devam ediyor.

kazancı önce elli bin dolara, sonra da beş yüz bin dolara ulaşıyor. Artık diğer masalardaki oyuncular da oyunu bırakıyor ve adamı izlemeye başlıyorlar.

O gecenin şanslı gecesi olduğuna inanan adam beş yüz bin dolarının tamamını siyaha yatırıyor. Top dönüp dolaşıp siyahta durunca kumarhane seyircilerin tezahüratıyla yıkılıyor. Adam bir milyon dolarını bu kez kırmızıya yatırıyor ve seyircilere bunun son eli olduğunu, kazanacağı 2 milyon dolarını alıp evine gideceğini duyuruyor. Ne yazık ki top yine siyahta durunca büyük hayal kırıklığına uğrayan adam seyircilerin teselli sözleri arasında kumarhaneden ayrılıyor. Sabaha doğru otele dönen adam tam odasına girerken karısı tıkırtıyı duyup uyanıyor ve soruyor:

“Nasıl gitti?”

Adam gayet sakin cevap veriyor:

“Hiiiiç. Verdiğin elli doları kaybettim.”

 

Yumurtanın Tazesi

Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar:

Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:

-İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!

Neyzen Tevfik şu cevabı verir:

– Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.

 

PARMAK HESABI

Fransa hükümet ricalinden bir kadın Napolyon’un bir savaşta eleştiriye kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:

– Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapt etmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon:

– Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

 

ÇOK DEĞİL Mİ?

Bir derviş tespih çekerken; yanından, eteklerinde elma taşıyan bir genç kızın geçtiğini görür ve sorar ona:

– Nereye gidiyorsun öyle?

Kız cevap verir dervişe;

– Karşı tarlada çalışan sevdiceğime elma götürüyorum…

Derviş de ona;

– Kaç tane elma var burada? Çok değil mi?

Deyince, genç kız şu manidar cevabı verir:

– İnsan sevdiğine verdiğini hiç sayar mı?

Derviş, usulca elindeki tespihin ipini koparır ve yere bırakır.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ