Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 5,61 / Satış: 5,63
€ EURO → Alış: 6,43 / Satış: 6,45
bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi bursa escort bayan escort istanbul escort istanbul kayseri escort mersin escort bursa escort kocaeli escort atasehir escort bayan istanbul escort bahis siteleri escort kayseri kayseri escort bursa escort

ÇOCUĞUNUZUN ÖĞRENME ŞEKLİ NEDİR

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 23.05.2018
  • 602 kez okundu

Beynimiz çoğunlukla görüntü, ses ve duygu verilerini kullanır.

Bazı beyinler gördüklerini işler ve bu konuda da çok iyidirler. Bu şekilde görseller, dış dünyadan gelen verilere anlam katarken, karar verirken ve düşünürken görüntüleri kullanırlar.

Bazıları ses odaklıdır, dışarıdan gelen sesleri en iyi şekilde işleme alırlar. İşitsel adını verdiğimiz bu gruplar bir konuyu düşünürken, karar verirken ve sözcüklere anlam katarken sesleri çok iyi kullanırlar.

Dokunsal ya da kinestetik dediğimiz, his odaklı duygu yüklü olanlarda bedenden gelen duygu verilerini kullanır. Onlar düşünürken, karar verirken ya da hayatı anlamlandırırken gelen duygulara odaklanırlar.

Çocuğunuzun okul başarısı nasıl? Dersleriyle ilgileniyor mu? Acaba problem çocuğunuzla ilgili mi yoksa öğrenme şeklini bilmemesi ile ilgili mi?

Öğrenme şekilleri, görsel, işitsel ve Kınestetik (dokunsal) öğrenme olarak üç gruba ayrılır ve herkese göre değişir.

Her çocuğun, her yetişkinin bir öğrenme şekli vardır. Her grubun farklı yöntemlerle eğitilmesi gerekmektedir. Uygun anlatımlar yapıldığında başka bir sorunu yoksa öğrenmesi daha kolay ve kalıcı olacaktır.

Hepimiz düşünen, araştıran ve sorgulayan çocuklara sahip olmak isteriz. Bunu isterken ona nasıl yaklaşmamız gerektiğini, onun nasıl kolay öğrenebileceğini bilmemiz gerekiyor.

Bireyler aslında günlük yaşamlarında farkında olmadan hangi grupta olduklarını kullandıkları sözcüklerle, davranışlarla yansıtırlar.

Bu durumda çocuklarımızın hangi öğrenme şekline sahip olduğunu gözlemleyerek belirleyebilir, ona göre akademik başarılarına katkı sağlayabiliriz.

Görsel öğrenciler, düşünürken gözlerini yukarı doğru çevirirler. Sorulara cevap verirken bu şekilde düşünen öğrencinin görsel olabileceği düşünülür. Resim yapmayı, resimli kitapları incelemeyi severler. Genelde düzenli ve tertiplidirler. Gördüklerini anlatırken görsel detay verirler. Öğretmenlerini çok iyi dinliyor görünmelerinin sebebi, görsel olmasındandır. Saçlarının rengini, giyimini ve el hareketlerini çok iyi gözlemleyerek dinlemeyi severler.

Bu gruba girenler bireysel olarak çalışmakta zorlanabilirler. Dersin anlatımını isteyebilirler çünkü anlatıcıyı gözlemlemeyi, çalışmaya tercih edebilirler.

Görseller, “yüz yüze, öyle görünüyor ki, bön bön bakarak, şu işi görüver, bir görüntü yakalamak, çıplak gözle, ucu ucuna, ”  vb gibi görsellere özgü ifadeler kullanırlar.

İşitsel öğrenciler, çok konuşkandırlar. Konuşmayı severler. Onlar düşünürlerken kulak hizasında bakarlar. Küçük yaşlarda oyun oynarken sesli oyunlar oynamış, kendi hayal dünyalarını sesli canlandırmışlardır. Yaşıtlarına göre kelime hazineleri fazladır, şiirleri ve şarkıları çabuk ezberlerler.

Bilgileri sesli olarak duyduklarında daha iyi öğrenirler. Kitapları yüksek sesle okurlar, sınıfta bireysel okuma çalışmalarında mırıldanarak okuyanlardır.

Bazen kendi kendilerine de konuşabilirler. İşitsel olmalarından dolayı yabancı dile ve müziğe yatkındırlar.

İşitseller, “ kulağını bana ver, ayrıntıları ile tarif et, ciyak ciyak bağırıyor, duyulmamış şey, çağrışım yapmak, kelimesi kelimesine, dilini tut” vb gibi işitsellere özgü ifadeler kullanırlar.

Kinestetik, duygusal dediğimiz duyularını kullanarak verileri işleyen öğrencilerimiz ise adından anlaşıldığı gibi dokunmayı çok severler.

Bunlar da düşünürken aşağıya bakar ama genelde de sağ aşağıya bakarlar. Her şeye dokunmak isterler. Sınıfta sabit duramayanlar bu öğrencilerdir.

Otoriteyi sevmezler. Öğrenme sırasında hareket etmeleri doğaları gereğidir. Bu nedenle engellenmeden dinleme ortamı oluşturulmalıdır. Düzenli olmakta zorlanırlar, rahatlarına düşkündürler.

Bu öğrenciler yerinde sallanır, yüksek sesle okur, sesli ders tekrarı yapar, bunları yaparken de sallanırlar. Taklit yapmayı çok severler.

Tabii ki deneyerek öğrenmekten hoşlanırlar çünkü dokunmayı severler. Deney yaparak, dokunarak etkinliklerle öğrenme tam bunlara göredir.

Dokunsallar ise, “işim bitti, çok zahmetli, el ele, sağlam temel, sımsıkı sarıl, sakin sakin, aklımdan çıkmış” vb gibi dokunsallara özgü ifadeler kullanırlar.

İletişimde bu üç özellik çok önemlidir. Bunları bilerek, önemseyerek iletişimi sağlamak çocuklarımızla, eşimizle ve yakınlarımızla birbirimizi daha iyi anlamamıza sebep olur ve ilişkilerimiz sağlamlaşır.

Düşünsenize bunları bilmeyen evli olan, işitsel bir bayanla, dokunsal bir erkeğin arasındaki uyumu?

Eğitimde bunları göz önünde bulundurduğumuzda, bu üç özelliğe göre hareket ettiğimizde çocuklarımızın beyinlerinin bu üç şekilde veri kullanma becerisini artırmış oluruz.

Bizlerde bu özelliklerin hepsi de vardır. Ancak beyin ağırlıklı olarak öncelik sırasına göre kullanır, bir tanesini daha aktif işler.

Görsel, işitsel ya da kinestetik olma özelliklerinin hepsi olmayabilir. En çok hangi özellik varsa ona göre öğrenme şeklinin adını koyabiliriz. Bazen üç öğrenme şekline de sahip olunabilir.

Eşler arasında da uyumun sağlanmasında önemli bir yere sahip olan bu öğrenme şekilleri, huzurlu, mutlu ve başarılı çocuklar yetiştirmede ne kadar bir öneme sahip olur sizce?

Sevgiyle kalın….

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ