Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

BAKANLAR VE GÖRENLER

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 20.06.2018
  • 430 kez okundu

Tiziano Terzani’nin, Atlıkarıncada Bir Tur Daha, adlı kitabındaki bir öyküyü  hatırladım, keyifle okuduğum  çok güzel bir kitaptı.

“Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış olan kralın yanına gider. Krala şunu sorar: Efendim, söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır? Kral:  Elbette! Kaç bacağın var senin?

Adam soruya şaşırarak cevap verir:  İki.

Kral: Pekâlâ tek bacağının üstünde durabilir misin?  Elbette, diye cevap verir adam. Kral:  O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver. Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir.  Tamam, şimdide öteki bacağını kaldır, der kral. Adam şaşırır:  Bu imkânsız kralım.

Kralın yanıtı şöyledir:  Gördün mü? Özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan sonrasında değil.”

Özgürlük üzerine yazılmış bir öykü olsa da alt başlıkları var.

Yaptığımız ilk özgürce seçimin, sonraki kararlara etkisi gibi.

Bu etkilerin bizi, hedeflerimize ne kadar yaklaştırdığı ya da uzaklaştırdığı gibi.

Kararlarımız pırlanta yüzük kadar değerlidir, önemli olan doğru parmakta taşımaktır.

Öyle ya, yaşarken pek çok kararlar alırız. Kimini ince eler sık dokuruz, kimini önemsemeyiz. Ancak bazı kararlarımız vardır ki bizleri dönemecin sonuna getirir ve sonrasında ….

Hiçbir şey diyemeyiz, “hayırlısı olsun” demekten başka..

Oysa tam bu noktada, gelişmeler doğrultusunda değerlendirme yaparken ne kadar görebildiğimizde önemlidir. Pek çok şeye bakarız da görür müyüz acaba?

Bakmak ve görmek.

Çevremizdeki gelişmelerin ne kadarını görüp, ilerleyebiliyor olduğumuzu düşünmek gerek. Kimlerin fikirlerinden, kararlarından, yorumlarından ne kadar etkileniyor ve kararlarımıza yön veriyoruz?

Önümüzü görebilmek, neler olabileceği konusunda öngörüde bulunmak, sadece cesaretli olmak yetmese de cesaretli olmak, bunları yaparken riske girmek hayatımıza şekil vermenin evreleridir.

Önemli olan kendi değerlendirmelerimizle ufkumuzu geniş tutabilmek ve farklı olanı görmeyi başarmaktır.

Bu her alanda her konuda böyle değil mi?

Bakanlar ve görenler. Bu yazıda yeni pazar ortamı olabileceği öngörüsü içinde atılmış adımlar ve görebildikleri sonuçlar.

Farklıyı görebilmeniz dileğiyle sevgiyle kalın…

 

 

  1. Yüzyılın sonunda İngiliz ayakkabı sanayicileri Afrika’nın çeşitli yerlerine pazar araştırmaları yapmaları için uzmanlar gönderdiler.

Sanayi devrimi ile birlikte üretim ve arz artmıştı ve fabrikalarda üretilen on binlerce ihtiyaç fazlası ayakkabı çiftini pazarlayabilmek için yeni pazarlar bulmaya çalışılıyordu.

Afrika’yı gezip dönen uzmanların hepsi son derece karamsar raporlar yazdılar; ” Afrika’da insanlar yalın ayak geziyorlar ve ayakkabının ne olduğu bile bilinmiyor.”

İstisnasız bütün raporların sonunda; “Değil Afrika’ya ayakkabı satmaya çalışmak, pazar araştırması yapmak için masraf yapıp uzman göndermeye bile değmez “ sonucuna varılmıştı.

Aynı dönemde Çekoslovakya’nın küçücük bir şehrinde (Zlin ) kurulmuş olan Bata isminde aile şirketi niteliğinde bir ayakkabı fabrikasının olağanüstü girişimci sahibi Thomas Bata’da gözünü Afrika’ya dikmişti ve kendi yetiştirdiği çok güvendiği bir satıcısını Kongo’ya gönderdi ve pazar araştırması yaptırdı.

Gelen rapor İngilizlere verilen raporlar gibi başlıyordu;

“Afrika’da insanlar yalın ayak geziyorlar ve ayakkabının ne olduğunu bilmiyorlar.”

Bu bilinen başlangıç raporun sonunda çok farklı bir değerlendirme ile bitiyordu; “Bu durumda Afrika ayakkabı satabilmek için dev bir pazar.

Rakip yok, ürün saplantısı yok, harika iş yapılabilir hemen yatırım yapılmalı”

Thomas Bata hemen Afrika’ya çıkarma yaptı.

Yüzyıl bittiğinde Bata ayakkabıları, Afrika’da Bata’ya ait nerede ise her yerleşim biriminde olan dükkanlarda satılmakta idi.

Dahası Nijerya, Kenya, Fas, Güney Afrika, Mısır, Sierra Leone, Libya, Sudan, Cezayir, Senegal, Kongo, Tanzanya, Rodezya’da Bata fabrikalarında üretilmekte idi.

Afrika’daki yalın ayaklar Bata’yı bugün bütün dünyada 6000 i kendi mağazası olmak üzere 25.000 bayisi, 6800 çalışanı ve 56 dev fabrikası olan, günde 120.000 kişiye ayakkabı satıp yılda 45 milyon ayakkabı üreten uluslararası bir imparatorluk yaptılar.

Üstelik bulunduğu yerlerde sosyal projeleri ile çok faydalı insancıl yatırımlar yapan bir müesseseyi yarattılar.

Daha doğrusu bence bu dev atılımın ilk adımını iki kişi attı.

Birincisi patronunun ne istediğini anlayan, herkesin baktığı yerde farklıyı görebilen bir uzmandı.

ikincisi de bütün zorluklara rağmen işinde büyümeyi seçen bunun için de herkesin yaptığını yapmaması gerektiğini sezen bir girişimci idi. (alıntı)

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ