Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 4,70 / Satış: 4,72
€ EURO → Alış: 5,48 / Satış: 5,50

BİZİM CANIMIZ BABALARIMIZ

BİZİM CANIMIZ BABALARIMIZ
  • 14.06.2018
  • 531 kez okundu

İşte yine bir, “Babalar Günü” daha yaklaşıyor.

Kim bilir kaç kişi baba özlemiyle yaşıyor, bilmiyorum ama ben de onların arasındayım.  

                                                                                                                               

19 Haziran 1910… İlk Babalar Günü…                                                                                    Türkiye’de ise özellikle 1980’li yılların sonlarına doğru kabul gören Babalar Günü, yaygın bir şekilde kutlanmaya başlamış.                                                                                                                                                                                                                         

Evimizin direği, yöneteni, mimarı, canımız gibidir babamız. Aile bireylerinin sırtını dayadığı en çokta evin kadını için kocaman bir dağ gibidir baba. Öyle büyük bir dağdır ki çocuklar için,  ondan güçlüsü yoktur. Her şeye gücü yeter. “En güçlü benim babam” olur. Bizim canımızdır, babalarımız.

Bir çalışmanın sonuçlarına göre, babayla büyüyen çocuklar daha da doğrusu babanın da katkılarıyla büyüyen çocuklar, “Duygusal olarak kendilerini daha güvende hissediyor, çevrelerini öğrenirken daha dik duruyor ve büyüdüklerinde daha iyi sosyal bağlara sahip oluyorlar. Babaların çocuklarıyla oynama biçimleri bile çocuklarımızın duygusal, bireysel ve sosyal gelişimi üzerine etkisi oldukça fazla.

Özellikle okul öncesi yaşlarda babayla birebir etkileşerek oynanan oyunlarla (boğuşmalar, futbol maçları, yarışmalar gibi..)  duygularını ve davranışlarını ayarlamayı öğreniyorlar. Tabii buda çocuğun ergenliğini en az zararla geçirmeye, sağlıklı bir yetişkin olmaya kadar etkili oluyor.

 O halde okul başarısındaki etkinin nasıl olabileceğini söylememe gerek kalmıyor değil mi? Bizler bunu sınıflarımızda görebiliyoruz.

 Araştırma sonuçları diyor ki: “Araştırmaların çoğu, katılımcı bir babanın bir çocuğun yaşamında özellikle bilişsel, davranışsal ve genel sağlık alanlarında önemli bir rol oynar.  Pozitif bir erkek modelinin ergen bir oğlan çocuğunun pozitif cinsiyet rolü özellikleri geliştirebilmesini sağladığını, ergen kız çocuklarının erkeklerle ilgili daha pozitif fikirler edindiğini ve katılımcı bir babayla büyütüldüklerinde erkeklerle daha iyi ilişkiler kurabildiklerini gösteriyor.”

Son zamanlarda çoğunlukla babalar, artık kendilerini evin geçimi için sabah evden çıkıp akşam eve gelen bir ekonomist olarak görmekten çıkıp özellikle çocuklarının gelişimine birebir katkıda bulunmanın önemini anlamış bulunuyorlar. Sanırım bunda annelerinde rolü büyük. Çünkü çalışma hayatı zorunlu paylaşmayı gerektiriyor.

Ancak bazı babalarımız da var ki hala bu gelişmelerden habersiz. Çocuğunun gelişimini, bakımını annelere bırakmış. Kendilerinin sadece ekonomik sorumlulukları olduğunu düşünüyorlar.

Bu bir anlamda, “nasılsa geçimimizi sağlıyorum, yeteri kadar yoruluyorum, bir de gelince onlarla uğraşamam” anlamına mı geliyor?

Gündüz televizyon izleyemiyorum,   Hangi konuları işlediklerini de bilmiyorum. Ancak dilerim ki çocuklar büyürken, babalarına da ihtiyaçları olduğunu anlatırlar. Bir çocuğun gelişiminde çocuklarıyla birebir paylaşımcı olan babanın öneminden, duygusal, bilişsel ve zihinsel gelişimlerine katkılarından da bahseder.

  Baba olabilme vasfını taşıyan tüm babaların günü kutlu olsun. Hakkın rahmetine kavuşan babalarımız, bizim canlarımız da nur içinde yatsınlar. 

Eşlerinizle, babanız arasındaki dengeyi kurabilmeniz dileğiyle, mutlu kalın….

Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu.

Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve “Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak” diyerek rest çekti… Eşini kaybetmeyi göze alamazdı.

Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. 

Minik Can, sürekli babasına “Baba nereye gidiyoruz ?” diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan
yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu.

Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi.

Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı.

Can: “Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?” diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında “Beni affet baba.” Diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.

Oğlu: “Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!” diye hatasını belli ediyordu… Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu… “Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın… Beni bu dağda bırakamayac

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ