Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 5,34 / Satış: 5,36
€ EURO → Alış: 6,05 / Satış: 6,08
bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi bursa escort bayan escort istanbul escort istanbul kayseri escort mersin escort bursa escort kocaeli escort atasehir escort bayan istanbul escort bahis siteleri escort kayseri kayseri escort bursa escort gaziantep escort bayanlar izmir escort bayan istanbul escort bayan istanbul escot

KELİMELERİM

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 11.07.2018
  • 1.129 kez okundu

Vakt-i zamanında çok ilginç bir deney yapılmış. Bu deneyin yapılmasını isteyen de Alman İmparatoru II. Frederick’miş. Bu imparator çocukların doğuştan getirdikleri dilin ne olduğunu merak etmiş.

Yani dünyaya geldiği toplumun ona öğreteceği dil dışında kendinde müstakil bulunan bir dil var mı diye.

Bu soruların cevabını bulmak için de deney yaptırmış. Eğer çocuklara konuşmayı öğretmezsek büyüyünce nasıl bir iletişim yöntemi kullanırlar? Asıl soru buymuş.

İmparator bir talimat vermiş ve 50 kadar bebeği bu deney için denek yapmış. Bu 50 kusür bebeğe bakan bakıcılara onlarla asla ve asla konuşmaması emredilmiş. Bakıcılar bebeklerin her türlü ihtiyaçlarını karşılayacaklar ama bebeklerle hiç konuşmayacaklar.

Deney belli bir süre kadar devam ettirilmiş. Fakat deneyin sonucuna ulaşılamamış. Çünkü bebeklerin tamamı konuşacak yaşa gelmeden ölmüşler.

Peki böylesine bir sonuca neden olan şey ne? Bebeklerin ölmesine sebep olan şey beyindeki Hipokampus merkezi.

Bakıcılar bebeklerle iletişim kurmadıkları için bebeklerin beynindeki Hipokampus bölümü istenmediğini düşünmüş. Bu mesaj da tüm beyne yayılmış.

Beyin bu mesajı aldığı için bebeğin ihtiyaç duyduğu beyinsel salgılamaları durdurmuş. Sonuç olarak bebekler de yavaş yavaş ölmeye başlamışlar. (alıntı)

Her çocuk özeldir ve doğuştan kendine has yeteneklerle doğar. Bu yeteneklerini çevrenin etkisiyle, ailenin etkisiyle ve iletişim kurduğu bireylerle şekillendirir.

Çocuğun kendini geliştirmesi, bir şeyler öğrenmesi iletişime ve iletişimin en önemli aracı olan kelimelere bağlıdır.

Beyin ilk 3 yıl içinde, yüzde 90 civarında gelişimini tamamlarmış. Çocuklarımızın ilk üç yaşına özen göstermeli, onlarla kitap aracılığı ile iletişim kurmalı ve kullandıkları kelime sayılarını artırmalıyız. Kelimeler iletişim için çok önemlidir. Bizler ne kadar çok kelime biliyorsak, kendimizi   o kadar iyi ifade ederiz. Bunu sınıflardaki öğrencilerimizde de gözlemleriz. Kelime hazinesi geniş olan öğrencilerin anlama, kavrama ve konuşma yetileri diğerlerine göre daha gelişmiştir. Hem de öğrenmeye hazır olarak okula başlamış olurlar.

Çocuklarımızın kullandıkları kelimeleri duyduktan sonra zekasından söz ederiz. “Ne güzel konuşuyor, kullandığı kelimelere baksana.” gibi ifadelerimizle çocuğun güzel yorumlarıyla zekasını belirlemeye çalışırız.

Zekayı sınırlayan kelime sayısı değil mi?

O halde ilk üç yaşta özellikle, daha sonrasında da çocuklarımızın öğrenme ve konuşma ihtiyaçlarını kullandıkları kelimelerle değil, kelime dağarcıklarını geliştiren yeni kelimeler katarak giderelim.

HART VE Risley tarafından ilk 3 yılda çocukları aileleriyle birlikte gözleyen bir çalışma yapılmış. İnsan beyninin hızla geliştiği bu zamanda anne babaların ne yaptıklarını anlamaya çalışıyorlarmış.

Bu amaçla üç değişik sosyo-ekonomik seviyeden aileyi seçmiş, sıkı bir takibe almışlar. Araştırma boyunca çocuklar 3 yaşına kadar her ay 1 saat aile içinde gözlenmiş, araştırma tamamlandığında görülmüş ki gelir seviyesi ne olursa olsun çocuklar birbirine çok benziyorlarmış.

Farklı gelir gruplarından gelen çocuklar arasındaki en büyük fark çok net bir şekilde açığa çıkmış. O da çocukların duyduğu kelime sayısıymış.

Varlıklı ve eğitimli aileler 3 yıl boyunca 45 milyon kelime kullanmışlar. Orta eğitim de gelir seviyesine sahip ailelerde bu rakam 30 milyona düşmüş. Seviyesi düşük ailelerde bu rakam 15 milyonu bulmuş. Çocuklar ortalama 30 milyon kelime duymuşlar.

Bu araştırmanın çocuk gelişiminde yarattığı yeniliklerle tanışmanızı isterim. Ben kitabı yeni bitirdim. Çok keyifle okudum.

“30 Milyon Kelime” kitabın adı, ilgi çekiciydi. Beni  asıl altındaki yazı etkiledi, “Çocuğunuzun Beynini Geliştirin” böyle olunca da okuyup bitirmek şart oldu.

İlgi alanıma giren kitapları bir çırpıda okur bitiririm. Bu da çabuk bitti.

İster küçük ister büyük olalım fark etmez. Konuşmak ve iyi anlatabilmek için kelimelere ihtiyacımız var. Eğer karşımızdaki kişinin anlamını bildiği kelime sayısı çoksa kendini en iyi şekilde anlatabilir. Hem aynı kelimeleri tekrar tekrar kullanarak karşımızdakini sıkmamayı, hem de aynı anlamı farklı kelimeler kullanarak daha iyi ifade ederek, daha kolay anlamalarını sağlarız, Anlamak istiyorsak cevap vermeye hazırlanarak dinlemek yerine onu anlayacak biçimde susar dinleriz.

Biz genelde dinlemeyi cevap vermek için uygularız, anlamak için değil. Cevap verirken kelime dağarcığımızın zenginliği de önem taşır. O halde çocuklarımızla sıfır yaşından itibaren konuştuklarımıza dikkat edelim, kelimeleri çeşitlendirelim. Mutlu kalın sevgiyle yaşayın..

 

Kitaptan kesitleri paylaşmak istedim.

“NEDEN BAZILARI MATEMATİĞİ DİĞERLERİNDEN DAHA KOLAY BULUR?…….

BAŞARILI EBEVEYİNLİK

Yazar Wes Moore en iyisini söylemiş. “Biz beklentilerimizin

ürünleriyiz.”diyor. “ Bir noktada birileri bu beklentileri zihnimize sokmuş, ya bunlara ulaşacak şekilde yaşarız ya da bunları unuturuz. Hayatımdaki tek fark hayallerime tutunan, ben gelişip olgunlaşıncaya ve onların da benim hayallerim olduğunu anlayana kadar geçen uzun bir süre boyunca dayanan insanların olmasıydı.”

Wes Moore’nin söylediği şey “gelişim zihniyeti” desteğinin yanı sıra, gençken ebeveynlerin arkamızı kollamasıdır, geriye doğru kaymalar sadece birisi bunu durdurana kadar sürer, anlamamız gereken…..

MATEMATİK VE 3K

30 milyon kelimenin matematik modülü ebeveynler tarafından çok iyi karşılandı. Çocuğun ilk matematik temelini inşa etme de kelimelerin gücünü kullanmak için tasarlanan stratejileri ebeveynlerin uygulamaları çok kolaydır,….

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ