Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 5,32 / Satış: 5,34
€ EURO → Alış: 6,05 / Satış: 6,08
bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi bursa escort bayan escort istanbul escort istanbul kayseri escort mersin escort bursa escort kocaeli escort atasehir escort bayan istanbul escort escort kayseri kayseri escort bursa escort ankara escort

PARÇALANMIŞ HAYATLAR

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 19.11.2018
  • 137 kez okundu

Bu bir dramatik kaçış hikayesi, öz vatanından kaçış. Kimi açlıktan, kimi savaştan, kimi de yepyeni bir hayata iyi bir işle devam etme hayalleri güden bir kaçış. Somali’den Afganistan’a, Irak’tan Suriye’ye, milyonlarca insanın parçalanmış hayatları. Kaçışın adresi Türkiye. En çok ta zaten bizim himayemizdeler. Bugün 5 milyonu bulan mültecileri ülkemizde ağırlıyoruz. İş ve aş veriyor bu necip ve güzel millet. Kimi Avrupa yoluna doğru kaçıyor. Batan derme çatma botlar, küçücük sandallar, derme çatma ufacık gemiler. Denizin dibinde çoluk çocuk son bulan hayatlar. Bir hayalin peşinde giderken, kararan hayatlar. Çok zor, aç ve susuz bekliyorlar bir bot gelsin de onları alsın diye. Ölüm tehlikesini bile bile kaçıyorlar. Kimi amacına ulaşıp Avrupa yoluna düşerken, kimileri de denizin mavi ama onlar için kara sularına dalıp gidiyorlar. Gün geçmiyor ki medyada facia haberlerini işitmeyelim. Ve bir büyük ülke Türkiye. Askeriyle polisiyle onları kurtarmak için canla başla mücadele ediyorlar. Önceki akşam yine, bir adada mahsur kalan zavallı insanların yardımlarına koştular. Ekrandaki görüntülerinden ne kadar korktukları belliydi. Belki günlerce aç susuz kaldılar. Anneler bebelerini emziremedi, kim bilir ne hallere düştüler. Lakin umut ölümü her zaman geride bırakıyor. Sonunda ölümün de var olduğunu bile bile çıkılan umut yolculukları dünya tarihine de kara bir sayfa olarak geçmeye devam ediyor. İnsan için ne kadar zordur vatanından kopmak. Öz vatanından umut kesmek. Bir başka bayrağın altında yaşamak zorunda bırakılmak. Bir de dünyaya bakıyorsunuz, Türkiye’nin dışında samimi ve muhaciri kucaklayan ülke yok. Her büyük faciadan sonra, üç beş beylik lafların ötesine geçemeyen sözde çağdaş ülkeler, parçalanmış hayatlar karşısında çaresiz değiller, umursamazlar.

Kurnazlığın Yeri ve Zamanı

Bir gün aslan ormanında yaşayan hayvanları daha iyi tanımak için bir davetiye düzenlemiş. Bütün hayvanlara davetiye göndermiş. Davetiye günü gelip çatmış. İlk içeriye ayı girmiş. Aslan hemen sormuş.

-Burası nasıl kokuyor? diye sormuş. Ayı cevap vermiş.

-Çok kötü kokuyor. demiş. Aslan ayının bu kabalığından hiç hoşlanmamış, ve onu bir pençede yere indirmiş. İçeriyi gören maymun çok korkmuş ama yapacak bir şeyi olmadığı için içeri girmek zorunda kalır. Aslan aynı soruyu yine sorar.

-Burası nasıl kokuyor? demiş. Maymun:

-Çok güzel kokuyor. demiş.

Aslan maymunun bu yalakalığını hiç sevmemiş ve aynı pençeyi maymun ada vurmuş. İçeriyi gören tilki derin bir soluk alarak içeri girmiş. Aslan aynı soruyu ona da sormuş.

-Burası nasıl kokuyor. demiş.

Tilki: “Kusura bakmayın kralın ben uzun süredir nezleyim nefes alamıyorum yaklaşmayın size de bulaşır.” demiş ve hayatını kurtarmış.

 

Kartal Ya da Tavuk Olmak

Bir adam, bir kartal yumurtası bulur ve yumurtayı tavuk kümesinin içine koyar. Yavru kartal, kümesteki diğer civcivlerle birlikte yumurtadan çıkar ve onlarla beraber büyür. Kümesteki civcivler gibi oda böcek ve solucan bulmak için toprağı eşelemeyi ve gıdaklamayı öğrenir ve her tavuk gibi kanatlarını açtığında yerden sadece birkaç metre havalanabilmektedir.

Yıllar geçer ve kartal iyice yaşlanır. Bir gün masmavi gökyüzünde o güne kadar hiç görmediği kadar büyük bir kuş görür. Dev kuş altına benzeyen ve çok kuvvetli olduğu belli olan kanatlarının büyük hareketleriyle gökyüzünde rahatlıkla süzülebilmektedir. Yaşlı kartal, gökteki kuşu bir süre şaşkınlıkla izler ve “bu da kim” diye sorar yanındaki arkadaşına.

“o büyük göklerin kralıdır ve gökyüzüne aittir, biz tavuklarsa yeryüzüne” der arkadaşı. Yaşlı kartal bir süre daha hayranlıkla izler tepesinde süzülen hemcinsini.

Ve bir tavuk olduğunu düşündüğü içinde bir tavuk olarak ölür.

 

Biz kırk yıldır

bakıyoruzBir kapının önünde kırk tane deli kuyruğa girmiş, sırası gelen anahtar deliğinden içeri bakıyormuş. Akıl hastanesine yeni gelen doktor da merak etmiş “Ne var içeride?” diye. O da girmiş delilerle birlikte kuyruğa, sırası gelince bakmış anahtar deliğinden; hiçbir şey görememiş, çekilmiş kenara, delinin birine dert yanmış:

– Yahu ben hiçbir şey göremedim!

Doktora ters ters bakan deli demiş ki:

– Biz kırk yıldır bakıyoruz; hiçbir şey göremiyoruz, sen bir bakışla mı göreceksin?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ