DOLAR 7,5981
EURO 8,8509
ALTIN 455,31
BIST 9,6585
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 30°C
Parçalı Bulutlu

BİR ELMA KADAR OLAMADIK

28.01.2016
820
A+
A-

Ekonomik haberleri gözlemlediğimizde ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor. Dünyanın en büyük şirketi olan Apple Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasının yarısı kadar ciro yapmış. Bu önemli bir miktar. İlk çeyrekte elli milyar dolarlık müthiş bir performans sergileyen Apple’ın bu başarısında hiç şüphesiz bizim de payımız var. Elinizde gezen son teknoloji ürünü marka telefonların yanı sıra bilgisayarlar da Apple’ın yani elmanın ürünleri içerisinde. Bahsettiğimiz dünya markası bir şirket. Düşünün Türkiye dünyanın on yedinci büyük ekonomisi olmasına rağmen Apple bizim gelirimizin yarısı kadar bir ciroya ulaşıyorsa onlarca devletin de yıllık gelirinin çok üzerinde bir bütçeye sahip demektir. Türkiye son yıllarda gösterdiği performansını dünya markası oluşturmada da devam ettirmeli ve mutlaka bir büyük dünya markasının sahibi olmalıdır. Bugün kendi gemisini, kendi uçağını, kendi denizaltısını, kendi tankını yapabilme konusunda dünyanın sayılı devletleri arasına girmeyi başaran Türkiye; gerek insan gücü, gerekse alt yapısıyla bu başarıyı yakalayacak güçtedir.

EKONOMİK VE SİYASİ SORUNLAR

Bulunduğu coğrafyanın dünyanın tam merkezinde olması Napolyon’un tabiriyle “Dünyanın başkenti diye bir yeri söylesek, bunun adı İstanbul’dur” sözlerinde saklıdır. Bu coğrafyada olmak, hiçte kolay değil. Rahatsız edici güçler etrafımızı bir sorun çemberine çevirdiler. Bir yandan içlerimizdeki hainlerin bölücü faaliyetleriyle uğraşan Türkiye, diğer yandan etrafındaki yangınları söndürmek için büyük çaba sarf eden Türkiye. Hal böyle olunca Türkiye’nin öncelikli harcamaları da doğal olarak bu büyük sorunları giderilmesi noktasında oluyor. Enerjimizi tamamen Türkiye’nin nice elmalar çıkartabilecek enerjisine çeviremiyoruz. Bunlar aslında küresel güçlerin bölgeyi huzursuz kılmak adına oynadığı oyunlardan başka bir şey değildir. Her türlü iç ve dış saldırılara ve adice sürdürülen oyunlara rağmen Türkiye’nin yüzüncü yıl hedefine ulaşması son derece önemlidir. O halde siyasette her şeyi söyleyeceğiz, birbirimizi eleştireceğiz, dozunu kaçırmadan politikamızı yapacağız. Ancak ülkemizin menfaatleri konusunda ortak tavır alıp, ortak hareket edecek, ekonomik ve siyasi sorunların Türkiye’nin yüzüncü yıl hedeflerinde önümüze bir engel olarak koymayacağız. Bu coğrafya bunu söylüyor. Bu hayat bunu anlatıyor. Aksi takdirde Apple yakın gelecekte Türkiye’nin bütçesini geçecek şekilde bir ciroyla karşımıza çıkar bizde G-20 denen gelişmiş ülkeler kategorisinden, yani şampiyonlar liginden bir alt lige düşeriz ki işte bu coğrafyada o durumu kaldırmaz.

Bu Süt Sizin

Gayr-i müslim bir komşumuz vardı. Sonradan müslüman olmuştu. Birgün kendisine hidâyete eriş sebebini sorduğumda şunları söyledi:

-Acıbadem’de tarla komşum Rebî Molla’nın ticaretteki güzel ahlâkı vesilesiyle müslüman oldum. Molla Rebî süt satarak geçimini temin eden bir zâttı. Bir akşam vakti bize geldi ve:

“ – Buyurun, bu süt sizin!” dedi. Şaşırdım:

“Nasıl olur? Ben sizden süt istemedim ki!” dedim. O hassas ve zarif insan:

“-Ben farkında olmadan hayvanlarımdan birinin sizin bahçeye girip otladığını gördüm. Onun için bu süt sizindir. Ayrıca o hayvanın tahavvülât devresi (yediği otların vücüdunda tamamen izâlesi) bitinceye kadar sütünü size getireceğim…” dedi. Ben:

“- Lafı mı olur komşu? Yediği ot değil mi? Helâl olsun!..” dediysem de Molla Rebî :

“ – Yok yok, öyle olmaz! Onun sütü sizin hakkınız!..” deyip hayvanın tahavvülât devresi bitene kadar sütünü bize getirdi. İşte o mübârek insanın bu davranışı beni ziyâdesiyle etkiledi. Neticede gözümden gaflet perdeleri kalktı ve hidâyet güneşi içime doğdu. Kendi kendime:

“ – Böyle yüce ahlâklı birinin dîni, muhakkak ki en yüce bir dîndir. Böylesine zarîf, hakşinâs, mükemmel ve tertemiz insanlar yetiştiren dinin doğruluğundan şüphe edilemez!” dedim ve kelime-i şehâdet getirip müslüman oldum.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, 40 Soru 40 Cevap, Genç Kitaplığı

ESMA-ÜL HÜSNA

*EL- VEKİL: Bütün mahlukatın kendisine güvendiği, mahlukatın işlerini yerine getirendir. (Her kim rüzgarı şiddetinden, suyun kuvvetinden veya ateşten korkarsa bu ismi şerifi kendisi için vird (günlük vazife) yaparsa, Allah Teala onu korktuğu şeyden emin kılar. )

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.