DOLAR 7,6692
EURO 8,9742
ALTIN 469,72
BIST 9,7754
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 28°C
Parçalı Bulutlu

HUZUR VE HUZURSUZLUK

27.01.2016
841
A+
A-

İnsanın hayatı mutluluk ve mutsuzluklar arasında geçen kısır bir döngüden başka bir şey değildir. Hava her zaman güneşli olmayacağına göre yağmurlu ve karlı günlere hazırlıklı değilseniz, içinizi bir huzursuzluk kaplar. Güneşli günlerin mutluluğundan huzursuz günlere adım atmak kolay sindirilebilir bir şey değildir. İnsanı ayrıca mutsuz eden yine insanın ta kendisidir. Mesela yolda doğru düzgün yürüyorsunuzdur, gıcığın biri gelir üzerinize çamur sıçratır. Al başına iş. Çünkü o her kimse insanları huzursuz etmeyi adeta kendine görev edinmiştir. Dedik ya, gıcık bir tip diye. Dün şöyle bir olayla karşılaştım, vatandaşın biri paralı yola aracını park etmiş. Bir iki saatte orada kalmış. Görevli arkadaş, ücreti isteyince ödememek için elinden gelen her şeyi yaptı. İşte bu bir huzursuzluk modelidir. Çekip gitti. Bu tiplere ne demeli? Bunu da siz düşünün. Sonra yolun karşısından çok sevdiğim bir dostum geliyordu. Ben ona “Nasılsın komonist?” diye takılırım. Aslında sağcı biridir, ancak aramızda böyle latifeler olduğu için çekinmeden söylerim. Çokta güler yüzlü bir adamdır. Onu biraz sinirlendirmek için biraz da gaza getirmek için “Yüz liralık zamla kaç kilo et alırsın?” diye sordum. Aslında dediğim gibi sırf damarına basmak için. Beylik laflar etti, “Kardeşim fakir tabi ki et yemeyecek” dedi. “O zaman o niye fakir ki?” dedi. “Et zenginin işi” dedi. E yalan da değil. Bir gerçeğin altını çizerken bizi dinleyen arkadaş aynen şöyle söyledi; “İyi kardeşim fakir her gün bulgur, makarna falan yesin; zengin her gün et yesin. O işini haftada bir gün yapsın, diğeri de her gün yapsın.” Bizimkisi biraz durdu, ne dediğini anlamamıştı. “Ne dedin, ne söyledin” deyince; mukallit arkadaşı patlattı. Sen ne dediğimi anladın.

 

HUZUR PARADA MI, SAĞLIKTA MI?

Söylediğim gibi her gün sadece kendimizle alakalı değil, çevremizle ilgili bir çok kederi ve sevinci birlikte yaşıyoruz. Mesela bir taraftan bir camide cenaze namazı kılınırken, etrafta ağlayan göz yaşları akıtan insanlar görüyorsunuz. Diğer bir mahallede ise, düğün dernek civelek gırla gür gidiyor. Hepsi hayatın içinde. Kimi zaman ağlamak, kimi zaman gülmek. Kimi zaman birazcık huzur, kimi zaman birazcık huzursuzluk. Aslında Allah insanları eşit olarak yarattığına göre huzur ve huzursuzlukların da herkese eşit olarak dağılmasını bekleyebilirsiniz. Ancak beklemeyin, burada adımlar son derece önemlidir. Rüzgar eken, fırtına biçer. Buğday eken, ekmek alır. Aynen böyle bir şey. Dolayısıyla biraz kendimize bakıp, aynanın karşısına geçeceğiz. Orada ne görüyorsan o. Amma velakin şunu da unutmayalım, hani üzerine çamur sıçratan gıcıklar var ya bunlar da seni huzursuz etmek için apikoda bekliyorlardır. Kaynağına inilmediği sürece hiç bir sorunu çözemezsiniz. Dün yazmıştım, memlekette 26 milyon yurdum insanı depresyon ilaçları kullanıyor diye. Bu büyük kesimi huzursuzlar listesine aynen yazabiliriz. Peki geri kalanı? Elli milyon huzurlu mu? Onu anlamak için sokağa çıkın, ille de huzursuz olanlar depresyon ilacı kullanacak değil ya. Alamadığın hakkın bir huzursuzluk kaynağıdır. Ödeyemediğin borcun bir huzursuzluk kaynağıdır ve tüm bunları bir araya getirdiğinde sağlığından olursun. O halde kişinin önce sağlıklı olması lazım ki, huzur bulsun, huzuru olsun ki çalışma hayatında ekmeğini kazansın, öyle yapsın ki “Huzur para da mı sağlıkta mı?” diye bir soruyu da kimse bize sormasın.

 

KAÇAK ELEKTRİK

Bizler neticede fıkra üretim merkezi gibi bir milletiz. Aslında zaman zaman fıkra gibi olayları da yaşarız. Sanki hayatımız fıkra gibi. Al sana kim uydurduysa nasıl uydurduysa melodram bir fıkra. İki arkadaş yolda yürürken bir tanesinin suratı epey düşükmüş. Karşıdan gelen bir başka ahbapları “Nedir bu suratın böyle, sirke satıyor?” deyince, “Evde bir türlü hanımla anlaşamıyoruz” cevabını almış. “Niye be kardeşim?” diye sormuş, “Elektrik alamıyorum” cevabını almış. Bu defa arkadaşı “Peki ne yapıyorsun?” deyince, bizimkisi “Kaçak elektrik kullanıyorum” demiş. Ey yolcu şimdi burada dur. Kaçak elektrik çok tehlikelidir. Bir yerden kaçak yapar, çarpılırsın ve hayatınla ödersin. Sen, sen ol alın teri ve emeğinle kazandığın parayı yine helalinden harcamaya bak.

 

ESMA-ÜL HÜSNA

*EL- HAKK: Hak ve sabit; varlığı değişmeyendir. (Her kim bir şeyi kaybolsa, bu ismi dört kağıda yazar ve kaybolan şeyi de kağıdın ortasına yazar. Gece yarısı olduğu vakitte ellerini kaldırır. Gökyüzüne bakar ve Allah’tan kaybolan şeyini isterse muhakkak Allah o şeyi ona döndürür veya onun haberi ona gelir.)

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.