DOLAR 6,8648
EURO 7,7687
ALTIN 397,43
BIST 8,6850
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 28°C
Gök Gürültülü

NE YAPMALI?

19.01.2016
1.450
A+
A-

Eminim bu soruyu size sorsaydım, kesinlikle pek çok şey sıralayabilirdiniz. Yaşları on bir ile on altı yaş arası çocuklara sorsam, eh onlarda bir şeyler söyleyebilirlerdi. Oysa yaşları yedi ile on yaş arası öğrencilerimizin vereceği cevabı tahmin edebilirsiniz.

Onların ifadesiyle, “ Ben yarı yıl tatilinde ödevlerimi yaptıktan sonra sokakta oynucam. Bi de en çokta bilgisayarda oyun oynucam.” Bu ve buna benzer sözcükler ortalama her ilkokul çocuğu için geçerlidir diyebilirim.

Belki üç ve dördüncü sınıf çocukları biraz daha duymak istediğimiz cümleleri kurabilir. Ancak hepsinin özünde oyuna ayıracakları zamanın çok olmasından ötürü bir mutluluk var.

Sizce haklılar mı? Bana sorarsanız, haklılar hem de yerden göğe kadar. Hepsi de haklılar. O küçücük omuzlarda, çantalarının yanına yüklenen sorumlulukların kolay taşındığını düşünmüyorsunuz herhalde? Hepsinin kendine göre haklılık payları var kesinlikle.

O kısacık teneffüslerde oynanan oyunların hazzı kadar doyumsuzluğu da var. Tam oyuna dalıyorlar, zil çalıyor. “Ooff ya, tam da yeni başlamıştık. Zil çalınca hemen çıkalım.”

Bu nedenle oyuna özlem artıyor. İşte böyle bir yarım dönem geçtikten sonra hazır oyun için zaman varken, neden çıkmasınlar ki sokağa? Bazılarınızın içinden geçenleri tahmin edebiliyorum.

“Hem oynasınlar, hem çalışsınlar.” diyor iç sesiniz, doğrusunu isterseniz benim iç sesim de size eşlik etmekte. Çoğu çocuk ilk günden çantasını kapının girişine bırakacak, belki ilk hafta hiç elini sürmeyecekti annesi “çantanı odana kaldır” diyene kadar.  Sonrasında “bak tatile girdin, hiç ders çalışmadın, kitap okusana, al bunları çöz” gibi benzeri cümleler gelecektir.

O HALDE ,

Ne yapmalı? Nasıl planlamalı? Nasıl ders çalışmalı ki, bizlerin de içi rahatlasın öyle değil mi? Bilgisayarda çok oyun oynayacağını söyleyen çocuğa, çantasına hiç dokunmayana ya da al çöz bunları, dendiğinde suratı asılana ne yapmalı?

Günümüzde çocuklar daha özgür daha rahat yetişiyorlar ve sınırlarını kendileri çiziyorlar. Anne babaların vaktinde belirlemediği sınırları onlar başarıyorlar.

Bir çocuk vardır ki, “Bırak oyunu ders çalış” dendiğinde hemen anneye olumsuz karşılıklar verir. Direnir, tepki gösterir, belki argo kelimeler bile sarf eder. Başka bir çocuk ise, tamam, der de arkası gelmez, bir türlü işin başına geçemez. Ona da hadi hadi der durulur. Yine bir başkası vardır ki o da oturur dersinin başına bir türlü tamamlayamaz. Sakız gibi uzar gider çalışmalar.

Bir başkasından söz etmek istemiyorum. Onun, olumlu davranışları gözlenmiş, takdir edilmiş ve böylelikle istenmeyen davranışlarının azalmasına sebep olunmuştur.

O zaten zamanında ailesinin ona çizdiği sınırları kabul etmiştir. Anne babaya bağırdığı, karşılık verdiği ilk hareketinde, yanlış davrandığının altı çizilmiş. Yapması gereken ile yapmaması gereken davranış biçimleri uygun bir dille anlayabileceği seviyede açıklanmıştır.

Aradan zaman geçtiğinde aynı davranış sergilendiğinde, yine aileden aynı davranışı gördüğünde aynı açıklamaları duyduğunda biraz kapris yapacak, ağlayacak belki bağırıp çağıracaktır.

Belki birkaç kez daha deneyecektir. Bu çocuğun durumuna göre değişebilir, bazıları ısrarcı ve inatçıdırlar. Ancak her denemelerinde aynı tepkinin var olduğunu, var olacağını algılamaya başladığında vazgeçecek ve kabul edecektir.

Anne ve babanın birlikte hareketi ve istikrarlı tutumları çok önemli bir rol sergileyecek ve çocuk ailesinin hangi davranışını onaylayıp onaylamayacağı fikrine sahip olacaktır.

Bu çok önemli bir kazanımdır, çocuk açısından. Böylelikle çocuk istikrarı öğrenecek ve inisiyatif kazanacaktır. Bir anlamda nerede nasıl davranacağına kendi karar verecektir. Aksi takdirde hep şunu duyarız, “kızacağınızı bilmiyordum” ya da “ ben öyle sanmıştım”.

Belirsizlikler, ne olduğunu anlayamamak ve ailenin istikrarsız yaklaşımı,   çocuğun dünyasında çelişkilere yol açacaktır. Yaşadığı deneyimler, olumsuz duyguları içeriyorsa eğer, eziklik hissedecek ve onda değersizlik duygusunu geliştirecektir.

Bilmiyor olmaları, öyle sanmalarının sebebi bizleriz aslında. Vaktiyle yaşanan aynı yanlışların karşılığında aynı tepkileri vermedik. Kendi ruh halimize göre hareket ettik. Kiminde moralimiz çok bozuktu, kısa kesip dinlemedik başımızdan savdık, kiminde ise keyfimiz yerindeydi aynı davranışı onaylamış olduk. Ardından kocaman bir öpücük yanağımıza konmadı mı?

NELER YAPILMALI?

Birkaç gün ders ve okul gibi konulardan uzaklaştırıp, çeşitli etkinliklerle zihinsel özgürlük sağlanmalıdır. Uzun bir süre yorulan zihin dinlendirilmelidir.

Çeşitli müzeler gezdirilmeli, zihinsel yaratıcı etkinlikler sağlanmalıdır. Düşünceleri de sinema, tiyatro ve spor gibi sanatsal çalışmalarla geliştirilmelidir. Ailenin bir arada olması, aile olumlu iletişim duygusunun huzuru hissettirilmelidir. Çocuğun okuduğu kitabı birlikte okuyarak üzerinde tartışarak konuşma becerisi geliştirilebilir ve kendi yaşıtlarıyla olma fırsatı verilerek kültürel iletişim sağlanabilir. Bu etkinliklerin kararı alınurken çocuklarımızın da payı olursa kişiliklerine katkısı olacaktır.

 

Öncelikle çocuğumuzla günlük çalışma plan yapılmalı ve her gün plana uyum sağlamanın gereği açıklanmalıdır. Güne kitap okuyarak başlanmalı, yine kitap okuyarak gün bitirilmelidir. Zira kitap okursak hayallerimizin peşinden gidebiliriz. Planın uygulanmasında belirlenen saatler uygun hareket etmek çok önemlidir. Kitap okumayı, oyun oynamayı, ders çalışmayı bir birine karıştırmadan kaliteli ve nitelikli hale getirmeliyiz.

 

Anlamadığımız konuların listesi çıkarılarak tekrar çalışmaları yapılmalı, eksik konular tamamlanmalıdır. Aralara serpiştirilen oyun ve kitap okuma etkinlikleriyle ders çalışma sevdirilmelidir ve hemen ardından karnelerimiz nasıl olursa olsun, ikinci dönemin çalışmaları hazırlanmalıdır.

Ancak değerli annelerim, şimdiden okul tatil oluyor düşüncesiyle on beş gün bu çocuklarla bu karda kış da evin içinde ne yapacağınızı düşünmeye başladınız sanırım.Sizlere kolay gelsin.

En verimli şekliyle amacınıza uygun bir tatil geçirmeniz dileğiyle…İyi tatiller..Sevgiyle kalın, mutlu kalın..

 

 

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
28 Haziran 2016
10 Nisan 2019
27 Şubat 2019
22 Ağustos 2017
6 Eylül 2018
31 Mayıs 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.