Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
gaziantep escort bursa escort, eskişehir escort, escort bursa, kocaeli escort, izmit escort, bursa escort ankara escort IP Stresser booter

TİLKİ HESABI YAPANLAR

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 04.01.2016
  • 1.339 kez okundu

Meşhur bir söz vardır, tilkiye demişler ki; seni tavuk kümesine bekçi yapacağız ne dersin? Tilki başlamış gülmeye, demiş ki; inanayım mı? Tilkinin dahi inanmadığı olayı hepimiz biliriz. Lakin sen ne dersen de, tilkiliğe soyunanlar aklını fikrini tavuk kümesine bekçi olmaya takarlar. Bilmezler ki keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Tilkinin en çok sevdiği hayvan devekuşudur. Çünkü devekuşu kafasını kuma gömdüğünde kendisini kimsenin görmediğini sanır, halbuki kıçı açıkta kalmıştır. E zaten tilkiye de bu yakışır. Aslanı, kaplanı sevecek değil ya. Tilkinin bir başka özelliği de zavallı kargayı kandırmaktır. Hani şu meşhur peynir hikayesi. Kargaya olmadık methiyeler dizer, şarkı söylemesini ister, senin sesin ne güzel der. Karga da gaza gelir, şarkı söylemeye başlayınca ağzındaki peynir düşer, sonra da tilki onu kapıp, afiyetle yer. Tilkinin en çok sevdiği havanların ikincisi de kargadır. Çalışayım, alın teri dökeyim, helalinden lokmamı hakça yiyeyim diye bir derdi yoktur. Tilki ayrıca en çok akrebi sever. Üçüncü sevdiği hayvan odur. O meşhur akrep hikayesini bilirsiniz. Hani kurbağa dereden karşıya geçecekmiş ya, akrepte “Beni de karşıya geçirsene orada çocuklarım var, ailem var, onları görmeye gidiyorum” dediğinde, kurbağanın “Sen akrepsin ya beni sokarsan” sözü üzerine akrebin yemin billah edip, kurbağayı kandırması hikayesi. Sonunda kurbağa akrebi karşı tarafa geçirdiğinde akrebin onu sokması, kurbağanın da “Hani yemin etmiştin, söz vermiştin” demesi üzerine akrebin “Ne yapalım, huyum bu” cevabı vermesi. Tilkiyle alakalı örnekleri çoğaltsak ta ormanların kralının aslan olduğunu kimse unutmasın. Bir pençe yeter. Gün ola harman ola.

 

GÖRÜNCE İÇ SIZLATAN MANZARALAR

Yılbaşında sanatçılara soruyorlar “Bir yıl nasıl geçti?” diye. “Çok güzel, çok dolu geçti, bu akşam da Kıbrıs’ta sahne alacağız” cevabını veriyorlar. E hayat böyle tabi ki çok güzel. Milyarların konuşulduğu, milyarların harcandığı, eğlencenin tavan yapıp, içkinin su gibi aktığı bir mecradan söz ediyoruz. Karşı tarafta yaşlı bir adam, kafasında rengarenk bilmem kaç tane şapka, o da yılbaşı gecesi yollarda. Şapka satacak ki para kazansın. Sabaha karşı yılbaşını sokaklarda geçirmenin hüznüyle sattığı şapkaların parasıyla fırından ekmek alsın. Sonra evine gitsin, ailesiyle sıcacık ekmekleri artık içine ne katarlarsa kahvaltı yapsın. Tir tir titrediği bir gecenin sonunda şükrederek başını yastığa koysun. Ki, akşam gece mesaisi tekrar var ve artık yılbaşı da değil. Şapka yerine mendil mi satar, düdük mü satar, çiçek mi satar, onu bilemeyiz. Bütün bunlar Türkiye’nin bir gerçeği olarak televizyon ekranlarına yansıya manzaralar. Hayat bir siyah, bir beyaz misali; bir aşağıda bir yukarıda sürüp gidiyor.

 

EMEKLİYE GİRMEDEN ÇIKTI

Seçim meydanlarında nice vaatler dinledik, nice nutuklar işittik. Emekliye yüz liralık zam pek keyifli gelmişti, heyecanla beklenmeye başlandı. Herkes kağıdı kalemi alıp enflasyon farkıyla birlikte maaşlarının kaç lira olacağını hesaplayıp, hüzünlü ve burukta olsa bir sevinç yaşadı. E bizde adettir, sevinçler hep kursaklarda kalır. Önce ekmeğe zam geldi, yüz liralık zammın elli ile yetmiş beş lira arasındaki bölümü uçup gitti. Sonra elektriğe zam yapıldı. Para bir anda eksiye geçti. Bir zamanlar bir gazetede şöyle bir haber okumuştum, İngiltere’de Dock İşçileri toplu sözleşme masasına oturduklarında hükümete şöyle bir teklif sunmuşlar; “Biz sizden zam falan istemiyoruz çünkü enflasyon artar. Siz enflasyonu aynı seviyede tutun, bizim maaşlarımıza da zam yapmayın.” Keşke bizde de emeklilere yüz liralık zam yapılacağına enflasyon artmasın elektrik başta olmak üzere su, doğalgaz, akaryakıt gibi ürünlere de zam yapılmasın. Havanın soğuk olmasına rağmen biraz çarşıda dolaşayım dedim. Anıtpark’ta ayakkabı boyacılarının bulunduğu bölgede bir kaç emekli soğuktan kafalarına taktıkları yün bereleriyle aralarında konuşuyorlardı. “Yahu, güya bize zam yaptılar, biraz sevinelim dedik, ama daha cebimize girmeden çıktı. Peki biz bu şartlarda nasıl geçineceğiz?” Emeklinin hali her zaman zordur. Özellikle eski emeklilerin. İntibak Yasası 2000 sonrası emekliler için beklemede. Ancak o da yeterli bir oran değil. Eski ve yeni emekliler arasında adaletli bir maaş grafiği sağlanmadığı sürece emekli küçük çocuklar gibi ayağa kalkmadan bebek gibi emekleye emekleye yürümeye devam eder.

 

ESMA-ÜL HÜSNA

*EL-HABİR: Her şeyden haberdar olandır. (Her kim bu ismi şerifi çok fazla okursa, Allah’u Teala onu mahlukatın ve nefsinin şerrinden kurtarır.)

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ