DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
ALTIN 474,05
BIST 9,7776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 24°C
Gök Gürültülü

TOKAY’DAN EĞİTİME ALTIN ÖNERİLER

TOKAY’DAN EĞİTİME ALTIN ÖNERİLER

Türk Eğitim-Sen Gölcük Şube Başkanı Yaşar Tokay ile gündemi değerlendirdik

DSC_2141 DSC_2151Türk Eğitim-Sen Gölcük Başkanı Yaşar Tokay ile yaptığımız röportajda gazetemize birbirinden önemli konular hakkında düşüncelerini dile getirdi. Başkan Tokay, ekonomik, siyasi, eğitim, kültür vb. birçok konuda görüşlerini belirterek, bu konular hakkında çözüm önerilerini gazetemize sundu.

Basınımızın değerli çalışanlarına mesleklerinde başarılar diliyor, sendikamıza hoş geldiniz diyoruz. Halkın, kamu oyunun ve STK’ların nabzını tutan medya, görevi gereği sağlıklı bir demokrasinin de temel unsurlarından biridir. Bu noktada Türk Eğitim Sen Gölcük Temsilciliği olarak ülkemizdeki ekonomik, siyasi, eğitim, kültür vb. birçok konuda görüşlerimizi alacak olan siz basın mensuplarına teşekkür ederiz.

“Gölcüklü Şehidimiz Bayram Özdere’ye Allah’tan rahmet diliyoruz”

Yeni bir yıla girdiğimiz günümüz Türkiye’si sancılı bir dönemden geçmektedir. 33. Yılına girmiş bölücü terör meselesi hala Türkiye’nin kanını emmekte, çok sayıda vatan evladı bu uğurda yitirilmektedir. Bu bağlamda geçtiğimiz Cuma günü Gölcük’ten vatan toprağına verdiğimiz şehidimiz Bayram Özdere’ye ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize ve kederli ailelerine başsağlığı diliyoruz.

Türk Eğitim Sen olarak çözüm sürecine başından itibaren karşıydık

2002’ye kadar sıfırlanmış olan terörün, bu kadar azmasının elbette nedenleri üzerinde durulmalıdır. Terör, güvenlik ve dış politika gibi en temel meselelerde, son 15 yıldır tercih edilen yöntem; geçmişle hesaplaşma, eskiyi ayıplama ve yeni arayışlar şeklindedir. Çelişki ve zıtlıklar devri diyebileceğimiz, son 15 yılda 40 bin kişinin ölümünden sorumlu terörist başı çözümün mimarı, teröristler de neredeyse kandırılmış çocuklar olmuştur. Hatta bu baskı kime yapılırsa onlar da dağa çıkar diyerek, ülkedeki katı bakışı güya yumuşatmayı amaçlayan çözüm süreci Güney Doğunun adeta hainlere teslimine vesile olmuştur.Habur’dan gövde gösterisiyle giren alçaklar yüreğimizi yakmıştır.Silahlı mücadele yerine müzakere benimsenmiştir.Türk Eğitim Sen olarak, terörün kökünün kazınmasına taraf olduğumuz bilinen bir gerçek.Fakat bölücü düşüncenin, terörist yuvalanmanın alan kazandığı,eşkıyanın şımartıldığı çözüm sürecine başından itibaren karşı olduk.

“Millet olma bilincinin son yıllarda ne kadar aşındırıldığı her konuda ne kadar bölündüğümüz ortadadır”

Bazı kanaat önderlerinden akil adamlar icat edilmiş, süreci hazmettirme görevi verilerek sahaya sürülmüştür.Bu arada akil adamlık teklifi Genel Başkanımız İsmail Koncuk’a da teklif edildiğinde bunu hakaret kabul ederek red etmiştir.Geçtiğimiz günlerde ‘Devlet terör yapıyor’ bildirisine imza atan 1128 akademisyen içerisinde bu akillerden bazılarının yer alması da oldukça manidardır.Öğrenci görünümlü terör maşaları Üniversitelerimizde palazlanıp Fıratlara kıyarken, Akademik kadrolara da çok sayıda bilim adına ne yaptıkları meçhul ,terör sevici hocalar çöreklenmiştir.Bu aydın müsveddelerine,bu makamların nasıl tahsis edildiği ayrıca sorgulanmalıdır.Mardin de doğmuş ,vatanını ve bayrağını çok seven Türklüğe ve Atatürk e gönülden bağlı ,bilim nobeli almış Aziz SANCAR hoca ise ,bunlara ne demeli kamu oyunun takdirine bırakıyoruz. Millet olma bilincinin son yıllarda ne kadar aşındırıldığı her konuda ne kadar bölündüğümüz ortadadır.  Etnik köken vurgusunun çok yapıldığı, herkesin kökenine bakıldığı ,Türklükten kaçışın olduğu bu süreçte, andımız okunması yasaklanmış, bayrak şiiri kitaplardan kaldırılmış,  Atatürk’ün ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözü büyük alerji yaratmış,şanlı bayrağımız bölücüleri tahrik gerekçesiyle bazı yerlere astırılmamış, tek tipçi, militarist ve  Kemalist Cumhuriyet denilerek ,adeta terörü besleyen düşünce ve duygular okşanmıştır.

“Sonuçların tartışıldığı, nedenlerin ve süreçlerin gözden kaçırıldığı bu ikiyüzlü devirde farklı düşünceler, linç kampanyasıyla itibarsızlaştırılmış, görmezden gelinmiştir”

Sorunlu işleyen çözüm sürecine karşı gerekli uyarıyı yapanları ‘Çözüm sürecini hayvanlar bile anladı’ diyerek alaya alan ve hakaret eden Memur Sen’in Eski genel başkanı Ahmet Gündoğdu,( şimdi ki Ak Parti Milletvekili )Güneydoğu’da, Şırnak’ta, Cizre’de olanlara acaba ne demektedir? Sonuçların tartışıldığı, nedenlerin ve süreçlerin gözden kaçırıldığı bu ikiyüzlü devirde farklı düşünceler, linç kampanyasıyla itibarsızlaştırılmış, görmezden gelinmiştir.

Terör, güvenlik eksenindeki bu başarısızlık dış politikada da kendini göstermiştir”

Eski dönem düzenine Dayatma ve vesayet denilip şikayet edilirken ,aynı uygulamanın ileri demokrasi versiyonuna geçilmiştir.Güdümlü basının önemli aktör olduğu ülkemizde, Maalesef  “Türkiyeli” yeni  aydınların ekranlarda asıp kestiği, muhalif düşüncelerin ulusal medyadan kovulduğu konuşturulmadığı tek sesli dev bir koro yaratılmıştır.Anayasanın değişmesi gerektiği ve Başkanlık sistemine geçişin  elzem olduğu propagandası da ülke gündeminden düşürülmemiş ,adeta terörün bile bunlarla bitirileceği vurgusu yapılmıştır.Terör ,güvenlik  eksenindeki bu başarısızlık dış politikada da kendini göstermiştir

“‘Zafer muharebeden önce kazanılır’ sözü devleti yöneten kadroların ve kurumların şiarı olmalıdır. Cumhuriyet’in dış politika ,diplomasi geleneği burada da küçümsenmiş, mevcut uygulamalar değiştirilmiş, yeni politikalar gene de Türkiye’yi değerli ve yalnız ülke olmaktan kurtaramamıştır. Devleti yönetenlerin stratejisi her meselede deneme yanılma, siyah beyaz metodunu içermektedir. Yönetim anlayışındaki bu hatalar en basit örneğiyle, Suriye’den gelen iki buçuk milyon Mültecinin tüm ülkeye yayılıp sokaklara savrulması ile kendini göstermiştir.Güney sınırlarımızdaki yangına  binlerce km uzaktan gelip müdahil olan ülkelere  nazaran ,Irak ve Suriye de aleyhimizde oluşan gelişmelere seyirci kabilinden bakmaktayız.Ortadoğu hastalıklarının ülkemizdeki kuluçka dönemini Ankara da ,Suruç ta ve İstanbul da ki  çok sayıda insanımızın katledilmesinde gördük.Yarınların ülkemizi bilinmez bir serüvene sürüklememesi en büyük temennimizdir. Tarihte bilinen ilk Stratejist Çinli Sun Tuzunun ‘Zafer muharebeden önce kazanılır’ sözü devleti yöneten kadroların ve kurumların şiarı olmalıdır.

“Devlet aklının bu kadar zikzaklar çizmesi günümüzün en büyük problemidir”

Yargı bağımsızlığı ortadan kalkmış , hak hukuk kavramı gasp edilmiş, sayısal çoğunluk milli irade olarak dayanak yapılmış, erkler neredeyse tek elde toplanmış, toplumdaki adalete olan güven de sarsılmıştır.  Özgürlükleri elinden alınan bir çok komutan, örgüt kurma ve  devleti güya yıkma girişimiyle Ergenekon, Balyoz gibi davalarla uzun süre haksız yere içeriye atılmış, sonrada  ‘Siz Masumsunuz’ denilerek özgürlüklerine kavuşturulmuştur.  Bu davaları yürüten hakimler ve savcılar o dönemin kahramanı iken, bugün  vatan haini olmuşlardır. Devlet aklının bu kadar zikzaklar çizmesi günümüzün en büyük problemidir.

“Mevcut zıtlıkların acı şekilde yansımasını eğitim üzerinde de görmekteyiz”

Mevcut zıtlıkların acı şekilde yansımasını eğitim üzerinde de görmekteyiz. İdeolojik ve Siyasi dayatmanın eğitimdeki etkisi kılcal damarlara kadar uzanmıştır. Bakanlığın temel kurumsal yapısının bozulması, hafızasının sıfırlanması, yönetim ve organizasyonun siyasi yandaşlara teslim edilip masa başı kararların alınması ile Türkiye nin eğitimin sorunlarını çözmek imkansızdır. Hedeflenen insanı yetiştirmekten uzak ,merak ve yaratıcılığı yok eden eğitim sistemimiz , en değerli kaynağımız gençlerimizi harcarken geleceğimizi nasıl kurtaracağız.

“Eğitimdeki dayatmalar ortadadır”

Bilimsellikten nasibini almayan dayatmalar, eğitimde de kendini göstermiştir. , 60 aylık çocukların zorla okula gönderilmesi, 4+4+4 eğitim sistemine dönüşüm, dershane sistemi yerine kurs ,etüt ve eğitimde paralı okula geçiş, sınav sistemleri ve müfredatların sürekli değiştirilmesi, atama ve yer değiştirme yönetmeliğindeki değişiklikler, iflas eden Fatih Projesi, serbest kıyafet uygulamasının okullara sokulması, Alo 147 hatları, rotasyon meselesinin başlatılıp rafa kaldırılması ve tekrar gündeme alınması, Öğretmen yetiştirme ve alımdaki değişiklikler, gibi bir dizi kararlar, eğitimin özünden çok günü kurtarmaya dönük atılan adımlardır.Eğitim planlamasındaki hatalar, atanmayı bekleyen 400 bin mezun fakat mutsuz öğretmen yaratmıştır.

“Son yıllarda TEOG, YGS ve LYS ders başarı durumlarının inanılmaz gerileyişi, bunu kanıtlamaktadır”

Son yıllarda TEOG, YGS ve LYS de ders başarı ortalamalarındaki inanılmaz gerileyiş bunu kanıtlamaktadır. Pisa ve Timms gibi eğitim başarısını ölçen uluslar arası kuruluşlar nezdinde de ülkemiz  50 OECD üyesinden 47. sıradadır. Geleceğimizi kurtaracak olan yeni nesilleri yetiştirmek ,akılcı ve bilimsel ilkeleri benimsemiş yeni bir eğitim yapısıyla mümkündür.Karma eğitimin sakıncalı olduğu ,kaldırılması gerektiğini savunan yandaş sendikanın tüm bakanlığı ele geçirdiği bu ortamda başarı beklemek hayal  olmalı. Sistemin özü olan ,kendisi var  sözü yok fedakar Öğretmenlerimizi, maddi manevi desteklemeli, gereken saygı ve değer verilmeli,siyasi ve sendikal baskı yapılmamalıdır.Okullarda öğretmenleri ayrıştıran ,iş barışını ve kurum kültürünü zedeleyen yandaş müdahaleler sona ermelidir.

“Binlerce müdür ve müdür yardımcısının bir günde tasfiye edilip kenara itilmesi büyük haksızlıktır”

Son iki yıldır okul müdür ve müdür yardımcılıkları siyasi yandaşlara haksızca teslim edilmiş, liyakat, başarı ve idari yetenekler bir kenara atılmış ve milyonlarca öğrenci bu anlayışa teslim edilmiştir. İdarecilerin mülakat denilen ilkel, kayırma metoduyla alınması sorunları daha da büyütmektedir. Binlerce müdür ve müdür yardımcısının bir günde tasfiye edilip kenara itilmesi büyük haksızlıktır. İdari mahkemelerin burada haksızlığa uğrayan tüm yöneticilerin davasına en kısa sürede bakması ve görevlerini iade etmesini beklemekteyiz. Yöneticilerin lehinde sonuçlanan mahkeme karalarının da  uygulanmadığını da görmekteyiz.Mevcut yasalar idarenin en kısa zamanda yargı karlarını uygulaması yönünde hüküm verirken ,bakanlık hala harekete geçmekte direnmektedir.Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu nun 1 Kasım seçimlerinden sonra çok kez dile getirdiği ülkedeki herkesin başbakanı olma ve adil davranacağız  taahhüdünün gereğini  beklemekteyiz. Türk Eğitim Sen olarak haksızlığa uğramış, kim varsa konunun takipçisiyiz.

“Son yıllarda iş güvencemize yönelen tehdidi çalışanlarımızın kımızı çizgisi olarak gördük”

Türk Eğitim Sen ,Genel Başkanından tüm teşkilatlarına kadar eğitim başta olmak üzere gördüğü her problemi ve çözümünü çeşitli yollarla dile getirmektedir. Son yıllarda iş güvencemize yönelen tehdidi çalışanlarımızın kımızı çizgisi olarak gördük. Kamu çalışanlarının aleyhinde çıkacak olan yasa, çalışma şartları ve diğer hallerde şartları geriye götürecek her olumsuzluğa tedbir alıp öneri çözüm yolları sunuyoruz. Bugünkü Mevcut sendika yasasıyla genel yetkili sendika toplu sözleşmede bütün kamu çalışanlarını temsil etmektedir. Maalesef çalışanların masada pazarlandığı defolu toplu sözleşmeler görmekteyiz. Ülkenin gelişme ve büyüme payından kamu çalışanları yeterince yararlanamamaktadır. Sırtını iktidara dayayan Memur Sen in bu dirençsiz haliyle beklentileri karşılaması mümkün değildir.

“Bu tutarsızlık en komik örneklerden birisi”

Sendikaların varlık amacı çalıştığı kişi, kurum ya da devlete karşı çalışanların haklarını sonuna kadar istemektir . Bu anlamda sendikalar ruhen muhaliftir. Türkiye’de kamuda çalışanların büyük kısmı mobbingle iktidarı destekleyen yandaş sendika üyesi haline getirilmiştir.. Böyle bir sendikacılık kamu çalışanlarının derdine derman olamaz. Türk Eğitim Sen in nöbete 6 saat ek ders talebi ve diğer sendikaların talepleri nöbet tutmama eylemine dönüşmüşken,malum sendika bu eylemi engellemek için  öğretmenlere baskı uygulamıştır.Toplu sözleşmede haftada 2 saat ek ders karşılığı hükümetle anlaştıkları bu talebi kendi kazanımlarıymış gibi reklam yapmışlardır.Sıfır eylem sıfır  mücadele ile dilekçe vererek bu sorunu hemen çözmüşlermiş.Bu tutarsızlık Eğitim Bir Seni in en komik kazanım örneklerinden birisidir.Bir sendika düşününki ;din, diyanet ,ahlak ve faziletin ,Allaha inancın ve teslimin yolu İmam Hatip okullarından geçer anlayışıyla bu okullara pozitif ayrımcılık yapsın,sonra da makam açlığı ,köşe kapma aşkıyla her yere haksız da olsa kendi adamlarını yerleştirsin.Sahiplenme duygusu ve biat kültürü geçmişin bu mütevazi insanlarını da kibirli yapmış,dünyevileştirmiştir.

Devlet töresinde bozulmaların olduğu bu ahvalde, gıda fiyatları sürekli artmış,et lüks tüketim maddesi olmuş,açlık sınırı 1385 tl ile 1300 tl ye çıkan asgari ücreti geçmiştir.Petrolün varil fiyatı 30 dolara gerilerken,akaryakıt hala yerinde saymaktadır.Böylece Suriyelilere harcanan 8,5 milyar doların da kaynağı belli olmuştur.Araç trafik sigortasına yapılan %300 e yakın garip zammın da mutlaka bir açıklaması vardır.İşsizlik,açlık ve fakirlik illetini yarışma,magazin,evlenme ve eğlence programlarıyla  hafifleten vatandaşımız ,tv ye kendini esir ederek bir nevi kendi kurtuluş yolunu bulmuştur.Gençlerimiz de kitap kurdu olmaya hevessiz iken teknolojiye, telefon ve bilgisayara bağımlı olmayı yeğlemişlerdir.Ülkede var olan tüm problemler ciddi şekilde ele alınmalı ortak akılla çözüm üretilmelidir.Zamanın hızına ayak uydurulmalı ,değişen ve gelişen dünya ile her sahada mücadele etmek için  iş ehline teslim edilmelidir.

“Türkiye Kamu-Sen ve onun Amiral gemisi Türk Eğitim Sen ülkedeki milli yerli ve yürekli tek sivil toplum örgütüdür”

Her türlü olumsuz şartlara rağmen Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen hakkı ve doğruyu savunmaya devam edecektir. Büyük Önder Mustafa Kemal in Toroslar da bir Yörük çadırı tütüyorsa hala umut vardır sözüne istinaden,230 bin Türk Eğitim-Sen’li ,450 Kamu-Senli bu bilinci taşımaktadır. “Türkiye Kamu-Sen ve onun Amiral gemisi Türk Eğitim Sen ülkedeki milli yerli ve yürekli tek sivil toplum örgütüdür”.Taşıdığımız sorumluluğun bilincindeyiz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.