DOLAR 7,9701
EURO 9,4633
ALTIN 487,38
BIST 10,4074
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 26°C
Sisli

HER SEÇİM BİR VAZGEÇİMDİR

Bugün burada, bu konumda olmak seçimlerinizin bir sonucu değil mi? Nelerden fedakârlık ettiniz? Neleri seçip, nelerden vazgeçtiniz? Yarınlarınız içinse neleri seçip, nelerden vazgeçeceksiniz?

Seçimler hayatımızın bir parçasıdır. Gün içinde küçük büyük, önemli ya da önemsiz pek çok alternatiften birini seçmek durumunda kalırız. Seçerken de bazen ayrıntıları düşünür, bazen de çok önemsemez acele kararlar veririz.

Seçimlerimiz hayatta başarılı olmakla olmamak arasında önemli bir rol oynamaktadır Bu rolün önemli payı duygularımızda ve deneyimlerimizde gizlidir. Duygularımız ne kadar olumlu olursa, kendimizi ne kadar iyi hissediyorsak seçimlerimizde o kadar isabetli olacaktır. Kendimizi ezik ve değersiz hissettiğimiz zamanlar da aldığımız kararlar ya da yaşadığımız kararsızlıklar, seçimlerimizin kalitesini düşürecektir.

Her zaman için önce verdiğimiz kararlar çok büyük değer ve önem taşır, zira yaşadıklarımızın yönünü belirler. “ İyi ki baştan böyle karar almışım, şimdi bunu böyle yapamazdım” ya da “Tüh! Niye bunu baştan düşünemedim? O zaman çok kızgındım” gibi seçimlerimizin sonuçlarını yaşarız.

Her insan yaptığı seçimlerle “mükemmeli” yaşamak ister elbette. Bunu istemekte en doğal hakkıdır hele bir de başkaları içinde aynı güzelliği isteyebiliyorsa bu da o insanın mükemmelliği değil midir? En iyisi olmak, varmak istediğimiz yerde uzun süreli kalmak  yaptığımız seçimlere bağlıdır ve seçerkende duygularını, mantığını, deneyimlerini ve az da olsa sezgilerini nasıl kullandığına…

Özellikle, hayatımıza yön verecek çok önemli konularda seçim yapmak, gerektiğinde, ki bunlar uzun süre etki edecektir yaşantımıza, işte bu durumda yapılacak en güzel şey sakin, dingin ve kendimizi daha iyi hissettiğimiz zaman dilimlerini kullanmak olacaktır.

Rohn’un dediği gibi, “Anlık hevesler geleceği etkiler.”

Geleceğimizin nasıl olacağını bilmiyoruz elbette, ancak geleceğimizi etkileyen seçimler yaparken durumu çok iyi anlayıp, problem olarak görünenleri çok iyi tanımlamalıyız. Seçim yapacağımız alternatifleri çok iyi görmeli ve bu noktada anlık heveslerle karar vermek yerine her birinin bizim için önemini değerlendirmeliyiz.

Bizler en iyinin en iyisini bulmak için arar dururuz. Yoksa sizlerde pazara girdiğinizde bir baştan bir başa en iyilerini belirlemek için gezip, sonra da en iyilerini almaya çalışanlardan mısınız ya da mağaza mağaza gezip, en iyisini arayanlardan mı?

Yapacağımız seçimlerde almak durumunda kaldığımız riskler vardır. Kararlarımızı verirken bu riskleri göze alırız. Eğer kaldırma gücümüz, dayanma gücümüz varsa bu riske girmeyi tercih ederiz. Ancak duygularımız, biraz sezgilerimiz, yaşanmışlıklar ve mantığımız riske girmeğe değer görmüyorsa vazgeçeriz. Kaybetme korkusu, risk alma isteğini bastırır. Bu nedenle seçimlerimizi ya iptal ederiz ya da erteleriz.

Debbie Ford’ un kitabında der ki, “Her seçiminiz sizi isteklerinize yaklaştırır ya da sizi isteklerinizden uzaklaştırır.”

Cesur kararlar alan insanların seçimlerine yaklaştıklarını ya da ulaştıklarını görmüşsünüzdür. Bu insanların kararlarını verirken konularına aşırı odaklandıklarını, sorunları çok detaylı tanımladıklarını ve olasılıklar üzerinde iyi düşündüklerini sanıyorum. Bu şekilde seçimler yaparak kendilerini de sevdiklerine inanıyorum. Öyle ya, doğru seçimlerle mutluluğu kendilerine layık görürler.

Debbie Ford yine kitabında demiş ki, “Seçim hakkı bize verilen en değerli armağandır.”

Bunu okuyunca Ulu Önder Atatürk’ü anmadan geçemeyeceğim. Seçme ve seçilme hakkını bizlere, biz kadınlara vermiş olması armağanların en büyüğüdür. Seçebilmek, tercih edebilmek, karar verebilmek bir kadın için kendi geleceğini kurabilmektir.

Doğru zamanda doğru işler için, doğru seçimler yapmanız dileğiyle….

 

 

Vakti zamanında küçük bir kasabada zengin mi zengin, güzel mi güzel bir kız yaşamaktadır. Evlenme çağı geldiğinde kimler istemez ki kızı. Ne mühendisler, ne doktorlar, ne varlıklı ve yakışıklı delikanlılar hep talibi olur. Fakat o hep daha iyisini beklemektedir. Bu arada aynı kasabada yaşayan bir başka delikanlı kendisini öyle sever, öyle sever ki deyim yerindeyse kara sevdaya tutulur. Ancak kız bu genci de kabul etmez. Delikanlı da kaderine razı olarak kasabayı terk eder. Çok uzaklarda bir başka şehirde mekan tutar. Burada evlenir. Çoluk çocuğa karışır.

Aradan yıllar geçmiştir. Doğup büyüdüğü kasabayı ziyaret eder. Bu arada gençliğinde çok sevdiği, uğruna sevdalara tutulup kasabasını terk etmek zorunda kaldığı kız aklına gelir. Yolda dalgın dalgın yürürken karşısına çıkan ak saçlı ihtiyara kızı sorar. İhtiyar da karşısında gül bahçesi içindeki evi gösterip, kocasıyla birlikte orada yaşadığını söyler.

Adam evin önüne gider ve beklemeye başlar. Az sonra evden şişman, saçları dökülmüş çirkin sayılabilecek bir adam çıkar. Bu adam bir zamanlar sevdiği kızın kocasıdır. Koca evden ayrıldıktan sonra dayanamayıp kapıyı çalar. Karşısına tanımakta zorlandığı bir kadın çıkar. Kadına kendisini tanıttıktan sonra; bu kadar talibi varken, nasıl olur da böyle biriyle evlendiğini sorar.

 

Kadın da kendisine şu cevabı verir. “Bak arkadaki gül bahçesine gir. Bana en güzel gülü kopar getir. Ancak gülü ararken geriye dönmeyeceksin.” der.

Adam da gül bahçesine girer. Önünde çok güzel kırmızı bir gül görür. Tam koparacakken ileride daha güzel bir sarı gül görür. Güzel güller birbiri ardına dizilmişlerdir. Her seferinde daha güzelini bulmak için, bir de bakar ki gül bahçesinin sonuna gelmiştir. çaresiz olarak en sonda bulunan yarı buruşmuş, yaprakları kurumuş bir gülü kopararak kadına getirir.

Kadın da bu kadar güzel gül varken, neden böyle bir gülü koparıp getirdiğini sorar. Adam da; “Karar veremedim. Hep daha güzelini aradım.”diye yanıtlar.

Kadın da; “İşte ben de aynen senin gibi yaptım.”der.(alıntı)

V

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
9 Mayıs 2018
28 Mart 2017
2 Ağustos 2016
26 Mart 2020
2 Ağustos 2017
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.