DOLAR 7,8246
EURO 9,2830
ALTIN 482,79
BIST 10,1747
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 22°C
Parçalı Bulutlu

İSTİKLAL MARŞI

İstiklal Marşı’mızın Yazarı Büyük Şairimiz Mehmet Akif Ersoy yoksulluk içinde yaşadı ve öyle öldü. Bize öyle bir eser bıraktı ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti var olduğu sürece bu millet için yazdığı İstiklal Marşı da var olacak. Biz onu her zaman büyük bir gururla söylemeye devam ederken, Ay Yıldızlı bayrağımız da göndere çekilecek. Rahmetli Mehmet Akif Ersoy’a sormuşlar “Bir daha böyle bir marş yazmak ister misin?” demişler, Mehmet Akif Ersoy Milli Şairimiz bu vatanı canından çok seven o güzel adam “Ne ben bir daha İstiklal Marşı yazayım, ne de ülkem ve milletim bir daha o günleri yaşasın” demiş.

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehrene ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül… Ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.

Garb’ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

”Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ”toprak!” diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden İlahi şudur ancak emeli:

Değmesin ma’bedimin göğsüne na-mahrem eli;

Bu ezanlar — ki şehadetleri dinin temeli —

Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder — varsa — taşım;

Her cerihamda, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım!

O zaman yükselerek Arş’a değer, belki, başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.

Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal.

Mehmet Akif ERSOY

***

Kibirli Hoca

Akif kibirli, gururlu insanları hiç sevmezmiş. Yakın dostlarından biri olan Ali Şevki Hoca ise oldukça gururlu, kendini kasan, insanları küçümseyen biriymiş. Hele Avrupa’ya gidip geldikten sonra iyice abartmış, havasından geçilmez olmuş. Bir gün bir mecliste Akif bir fırsatını bulup hocaya şunu demiş:

– “Siz insanlara eskiden Fatih’in minaresinden bakardınız, şimdi ise Eyfer Kulesi’nden bakıyorsunuz.”

(O zamanın insanına, kendini düzeltmesi için, bu kadar bir eleştiri yeterdi. Şimdiki gururlu insanlara bu tür ince hakaretler Nisan yağmuru gibi gelir.)

 

***

Akif’in Arapçası, Mısırlının Türkçesi

Bir ara Ezher üniversitesinde hocalık yapan Mehmed Akif’e dostlarından biri sorar:

-Nasıl Arapçanızı bayağı geliştirdiniz mi?

Akif ise şu cevabı verir: Oradaki Mısırlı Talebelerle şu anlaşmayı yaptım:

– “Siz benim Arapçama gülmeyin, ben de sizin Türkçenize…”

Böylece idare edip geçinip, gidiyoruz demiş.

Akif’in Arapçası, Mısırlının Türkçesi

Bir ara Ezher üniversitesinde hocalık yapan Mehmed Akif’e dostlarından biri sorar:

-Nasıl Arapçanızı bayağı geliştirdiniz mi?

Akif ise şu cevabı verir: Oradaki Mısırlı Talebelerle şu anlaşmayı yaptım:

– “Siz benim Arapçama gülmeyin, ben de sizin Türkçenize…”

Böylece idare edip geçinip, gidiyoruz demiş.

 

***

Susturucu Tedavi

Zamane gençlerinden biri, bir toplantıda Mehmed Âkif’i küçük düşürmeye çalışıp:

– “Affedersiniz, demiş. Siz baytar mısınız?”

Mehmed Âkif, hiç istifini bozmadan şu cevabı vermiş:

– Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

 

 

***

Meclis

Bir dost meclisinde Mehmed Akif gayet hararetli bir şeyler anlatmaktadır. Sonradan görme zenginin biri bu meclise gelir selam verir ancak herkes Akif’i dinlediğinden kimse duymaz selamı ve almazlar dolayısıyla.

Adam Akif’e sataşmak için. “Ooo Üstad ne sallıyon yine?” der.

Akif istifini bozmadan: “Senin ne kadar iyi bir insan olduğunu sallıyorum.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.