DOLAR 8,2895
EURO 9,7435
ALTIN 500,39
BIST 10,7681
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 23°C
Gök Gürültülü

GENÇLER KENDİNİ AŞMIŞ

 

Yürüyüş yapmanın sadece sağlığa faydası yok. Benim için aynı zamanda yazacağım makalelerin konusu, haberlerin de öncüsüdür. Cumhuriyet Kafenin olduğu park alanında şöyle bir tur attım. Hava soğuk, ama belli ki gençler fıkır fıkır. İçleri mi yanıyor aşktan mı başları dönmüş bilemedim. Parktaki bir banka oturmuşlar çok fazla ayak ve yürüme yolu değil. Aslında benim orada dikkatimi çeken, genç bir kadın oldu. Elinde telefonla volta atıp duruyordu. Yanından şöyle bir geçtim, 19 Mayıs Caddesine doğru yol almaya başladım, epey yürüdüm. Sonra tekrar geri döndüğümde yaklaşık 15 dakika olmuştu. O kadın yine oradaydı yine elinde cep telefonu hararetli hararetli konuşuyordu ki gözüme iki genç takıldı. Biri kız biri erkek. Bankın orada hem gülüşüyorlar, hem de birbirlerini öpüyorlardı. Amiyane tabiri ile sota bir yer ya kendilerine böyle bir mekan seçmişlerdi. Telefondaki kadın belki de onların farkında bile değildi, ancak gençler, dakikalarca devam eden voltadan belli ki rahatsız olmuşlardı. Ancak çok fazla umursamadıklarını da gördüm. Beni fark etmelerine rağmen hiçte istiflerini bozmadılar, öpüşmeye devam. Ne diyelim buz gibi Mart soğuğunda ateşi başlarına vurmuş gençler demek ki kendilerini oldukça da aşmışlar.

SEDİR PİZZA

Ben Barış ailesini çok eski tanırım. Kadim dostlarımdır. Hayatımdaki ilk pizzayı değerli arkadaşım Aydın Barış’ın ailece işlettikleri Amiral Sağlam Caddesindeki işyerlerinden bilirim. Belki de hayatımda ilk pizzayı orada yemiştim. Dün birden aklıma geldi, haydi Sedir Pizza’ya gideyim dedim. Biliyorsunuz şimdi 19 Mayıs Caddesinde faaliyet gösteriyorlar. Eşi Şengül’e bir orta pizza söyledim, yukarıda anlattığım o turu attıktan sonra şimdi olmuştur diyerek tekrar Sedir Pizza’ya geldim. Biraz daha beklemem gerekiyordu ki sağ olsun Şengül Kardeşim bana nefis bir kremalı incir tatlısı ikramında bulundu. Diyeceğim o ki, şu Sedir Pizza’nın kendilerinin ürünü olan o nefis tadı başka bir yerde bulmanız mümkün değil. Yıllar önce lezzet ve kalite neyse aynen devam ediyor. İçinizin sine sine pizza yiyebileceğiniz en güzel adresinde Sedir Pizza olduğunu düşünüyorum. Değerli dostlarım ve kardeşlerim  Aydın ve Şengül Barış çiftine başarılı ve güzel çalışmalar diliyorum.

MÜZİK RUHUN GIDASIDIR

Şu sıralarda her ne kadar müzik dinleyecek halimiz olmasa da insanın ruhunun sıkıldığı moralinin bozulduğu kendini iyi hissetmediği anlarda müzik dinlemek inanılmaz bir terapi oluyor. Ancak bunun için dinleyeceğiniz müziğin hem kişiliğinizle hem de ruhunuzla bağdaşması son derece önemli. Mesela her ne kadar bir müzik olarak kabul etmesem de İstiklal Marşı çalındığında kendimi yeniden doğmuş gibi hissederim. 10. Yıl Marşını dinlediğimde Cumhuriyetin Kuruluşundan sonra on yıl içerisinde bu büyük ve necip milletin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Önderliğinde neleri başardığını düşünür ülkemin geleceği adına kendimde yüksek bir moral bulurum. Eğer köye çıktıysam ve orada bir cemiyet varsa, akordeon ve mızıka beni müthiş derecede dinginleştirir. Çok hoşuma gider. Eğer o anda insanlar horon tepiyor üç ayak oynuyorsa, ne iyi ettim de şu şehrin sıkıcı ve bunaltan havasından kurtulup köye çıkmışım derim. Bir bakmışsınız, Değirmendere’de bir iskelede vatandaş oltasını denize salmış. Yanında da hafif bir müzik eşliğinde hem mırıldanıyor, hem de misinayla oynayarak balıkların takılmasını bekliyor. Dolayısıyla iki keyfi birden ve aynı anda yaşayan insanların mutluluğunu gözlerinden okumakta mümkün. Pazar yerinde satıcıların “Elmaya gel! Armuta gel! Şu limondan bir bardak su çıkmazsa paranız iade!” bağrışları yıllardır alışık olduğumuz için kulağımıza çalınan tatlı bir esinti gibidir. Evet müzik ruhun gıdasıdır, aynen öyledir. Aslında sabah ezanı da tabi ki bir müzik değildir, ama makamı vardır. Minareden o makamı bilerek ve güzel sesiyle okuyan müezzinin şehre yaydığı manevi hava insanı o kadar çok etkiler ki o güzel sese, o ahenkli söyleyişe kalkanlar her ne kadar içlerinde namazı bekleyenler olsa da o güzel sese uyanan ama namaz kılmayan insanları da ruhen caminin içerisine doğru çeker. Hayatın acı ve tatlı anlarında sarılacağımız önemli unsurlardan biri de bizi kendimize getirecek müziği dinlememizdir. Benliğimizde yaratacağı heyecanla bizlere vereceği saadet, bilinmez ki belki yeni ufukların açılmasına dahi vesile olabilir ki ben müziği işte bunun için severim.

ESMA-ÜL HÜSNA

ER-RAUF: Çok merhametli olan ve acıyandır. (Her kim zalimin zulmünden kurtulmak ister, bu ismi on kere okursa, sonra kendisi için şefaat etmesini dilerse kabul olur. )

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.