DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 21°C
Sisli

AİLE OLMAK

27.03.2016
862
A+
A-

AİLE OLMAK

Bugün ülkemizin en önemli sorunlarından bir tanesi de bir dev çınarın dalları gibi büyük bir aile kültürü yaşantısından uzaklaşmış olmaktır. Aile olmak, bir bütün olmaktır. O ailenin adı Türkiye’dir. Şöyle eskiye doğru gittiğimizde, insanların bir mahallede bir aile gibi yaşadığını görürüz. Bunun en güzel örneklerinden hatta en başata geleni bilinen adı Teneke Mahalle olan Garnizon dahili çekilen evler mahallesidir. Düşünün, Gölcük Tersanesi kuruluyor, irade Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten gelmiş. O dönem Türkiye’nin çeşitli vilayetlerinden insanlar silahlı kuvvetlerin en güzide birimlerinden olan Deniz Kuvvetleri ve dolayısıyla Donanmamıza katkı sağlamak için alın teri dökmek için ilçemize gelmişler. Gölcük’ün her yeri bataklık sazlık, evlerin sayısı dahi her mahallede neredeyse bir elin parmak sayısını geçmeyecek mahiyette. Hayatlarında ilk defa karşılaşan insanlar, önce bugünkü Tersane Komutanlığının bulunduğu mahalle yerleşmişler. O dönemde Hollandalı ve Alman ustaların evlerinde oturmuşlar. Sonra tersanemiz büyümeye gelişmeye başladığında haydi şimdi sizleri yeni bir mevkiye yerleştiriyoruz yeni yuvanız burası olacak diyerek, Astsubay Ordueviyle Garnizon Sineması arasında kalan ve adına Çekilen Evler denen cennete getirmişler. Gölcüklü o cenneti Teneke Mahalle olarak bilir. Evlerin dış kaplamaları tenekeden olduğu için, daha doğrusu oluklu sac levhalardan oluştuğu için Teneke Mahalle demişler. Evler tersanenin içerisinden top arabaları ve öküzlerle çekilmiş. Hatta evlerin çekilmeye başladığı esnada Aysel Ablaların sobasında kuru Fasulye pişiyormuş. Evi aynen öyle çekmişler. Sonra da o tadına doyum olmaz kuru fasulyeyi askerlerle birlikte yemişler.

 

TENEKE MAHALLE RUHU

Günler birbirini kovalayıp, tersane gelişmeye başladıkça Teneke Mahalle’ye sayısı çok fazla olmasa da betonarme evler yapmışlar. Mahallenin özelliği bozulmasın diye de çatıları kiremitlerle değil, yine oluklu sac levhalarla yapılmış. Mesela biz öyle bir evde oturuyorduk. Hemen deniz tarafında sinemacı Aydın Amcalar, yanımızda Uzunoğuzlar, bir diğer yanımızda Kızıl Ömerler, karşımızda Sıhhiye Salihler ve Ressam Fuat Amcalar vardı. Ben ne kadar yaramaz olursam olayım, milleti ne kadar çileden çıkartırsam çıkartayım komşularımdan tek bir azar işittiğimi hatırlamıyorum. Hırsızlığın çok uzak durduğu, dedikodunun hiç uğramadığı paylaşmanın doruk noktasında olduğu gerçek bir cennette yaşıyorum. Teneke Mahalle benim için dev bir çınardır. Dalları bizim evlerimiz, yapraklar da o güzel mahallenin sakinleriydi. Sanki tek eve yaşayan kocaman bir aile gibiydik. Sevinçlerin paylaşılarak çoğaldığı hüzünlerin paylaşılarak azaldığı bir cennetten köşede insanlar aynı sofrada aynı tabağa kaşık çaldılar. Aynı demlikten aynı bardaklarla çay içtiler. Ne yazık ki bu kültür, bugün ülkemizde yavaş yavaş yok olmak üzere. Aile kültüründen birlikte yaşama iradesinden uzaklaştığımız her an felaketin de kapımıza çok yakın olduğunu bilmek durumundayız. Dün Teneke Mahalle’nin birinci ve dördüncü nesli yine Teneke Mahallenin yetiştirdiği güzel insanlardan Metin Safkan kardeşime ait, Değirmendere’deki Baraka Kafe’de kahvaltıda buluştu. Birlik ve beraberliğimizin her zaman devam edeceğine dair, önemli bir fotoğrafı ortaya koyduk ve o buluşmanın adına da aile olmak dedik. Evet biz bir aileyiz. Ne kadar gurur verici ve ne kadar güzel ki Teneke Mahalleliler aile olmak iradesini yaşatmaya devam ediyorlar.

 

 

NEREDE O BEKÇİLER?

Yukarıda anlattığım gibi bizim mahallede hırsızlık olmazdı, kavga gürültü hiç olmazdı. Gölcük’ün diğer mahallelerinde bekçi babalar vardı. Anneannemler, Yeni Mahallede oturdukları için zaman zaman onlarda kalır mahallenin çocuklarıyla misket oynardım. Geceleri bekçi düdükleri, mahalle sakinlerine bülbül sesi gibi gelirdi. Onlar gezdikleri korudukları ve güvenliğini sağladıkları mahallelerin bekçi babalarıydı. Herkes onları severdi. Her mahallenin bir kaç bekçi babası vardı. İçimizden biri sımsıcak tavırları ve kendilerine özgün kıyafetleriyle bekçi babalar da o mahallenin birer ferdi ailenin bir üyesi gibiydi. Ne yazık ki bugün bekçi babalar yok. Onları özlemiyoruz desek yalan olur. Hala o mesleği o onurlu görevi yapıp ta emekli olan ve yine hala aramızda olan bekçi babalarımız var. Bütün bunlar bir aile gibi yaşama duygusunun ürünleriydi. Bugün var mı? Ne yazık ki gönül rahatlığıyla var diyemiyoruz.

 

ESMA-ÜL HÜSNA

EL-GANİYY: Yegane zengin. (Her kimde bir bela bulunsa bu ismi şerifi on kere okuyup azaları üzerine üfürse muhakkak Allah’u Tela ondan belayı def eder.)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.