DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 29°C
Gök Gürültülü

BEDAVA SAÇINI BAŞINI YOLMA

30.03.2016
960
A+
A-

Tek başına kendi kendine konuşmanın sana bir faydası yok. Kapının dibinden lağım suyu akıyor, sesin çıkmaz. Evde küçücük çocuğun var, yaşlı anan baban, o kokuyu mideleri bulana bulana çekmek zorundalar; sesin yine çıkmaz. Yandaki komşuna gider, onunla dertleşirsin, şikayet mercii sanki oymuş gibi ona anlatırsın; onun da sesi çıkmaz. Bedavadan saçını başını yolma. Kime neyi anlatacağını bilemediğin sürece yolun sonu kimsesizler yurdudur. Orada da tabi ki başına nelerin geleceği belli değil. Çarşı pazarda fiyatlardan şikayet edersin; sesin çıkmaz. Kendi kendine konuşur, kendi kendine dinlersin. Eti artık rüyanda dahi görmez oldun, biri ölsün de kavurma yiyeyim diye iç çekersin. Dört gözle Kurban Bayramını bekler, acaba bu sene kimler kurban eti getirir diye plan yaparsın. Ya tutar ya tutmaz. Yağmur yağar çatın akar, ev su dolar; sesin çıkmaz. Yandaki komşuna gidersin, feryadı figan edersin, o yağmur suları onun halılarını ıslatmadığı için; onun da sesi çıkmaz. Derdini anlatacağın yer dertliler olursa dertsizin derman göstermesi zaten olmaz. Kiralar sürekli artıyor, elektrikte. Hırsızın parasını ödüyorum, diye yakınırsın faturanı ödeyemezsin, elektriklerin kesilir, karanlıkta kalırsın; sesin yine çıkmaz. Gece perdelerini sonuna kadar açıp ay ışığından medet umarsın; sesin yine çıkmaz. Karanlıktan aydınlığa geçmek için sabahı beklersin, istersin ki güneş açsın evin içi hem aydınlansın hem de ısınsın bu defa bulutlar etrafı kaplar sislerin içerisinde sessiz çığlık atıp durursun, onu da kimse duymaz.

NİÇİN BOŞANIYORLAR?

Zaman zaman çeşitli konularla alakalı istatistikler yayınlanır. İçlerinden kimi sadece ilgi çekici değil, aynı zamanda ürkütücüdür. En son verilere göre evlenen her çiftten biri boşanmış. Sokakta konuştuğum eş dost, yok oyunu bozar diyor. Bu eski bir tabir. Ama ne yazık ki bugün içinde geçerli. Rakam bir hayli fazla. Yüzdeye vuracak olursak yirmilik bir sayıya ulaşırız ki aynı zamanda endişe vericidir. Cicim aylarının geçmesinden sonra, ben demiyorum eskiler diyor; sıçım ayları başlar. Ne yazık ki o rakamlar eskilerde çok az iken, yüzde birleri dahi bulmaz iken bugün yüzde yirmilerde olması ülkenin geleceği açısından da içimizi karartıyor. Ortada bir sürü anne ve babası ayrılmış mutsuz çocuklar, küçücük yavrular, baba şefkatinden uzak anneye sarılıp yatan, ama onunla parka gidemeyen, oyun oynayamayan, boynu bükük evlatlar. Gel de sen şimdi zırt pırt boşanmalar karşısında sağlıklı bir nesil yetiştir. Eskilerin ‘iki gönül bir olunca samanlık seyran olur’ devirlerini çoktan geçtik. Şimdiki yeni tabir ‘parasız insan onursuz insandır’a dönüşmüş. İşte kimileri o onuru kaybetmemek adına hırsızlık yapıyor, arsızlık yapıyor, kanunsuz ne varsa onları yapıp cüzdanını doldurma peşinde. Farkında değil böyle olduğunda insanlık onurunun yok olduğundan. Ama önemli değil, cebinde para var ya. Artık kimse ona parasız insan onursuz insan diyemeyecek. Velev ki ülkesini dahi satmış olsa.

SURİYELİLER İYİ DE

Kapı komşusu olmak kolay değil. Suriyeliler en büyük vilayetlerimizden birinin nüfusu kadar sığınmacı olarak geldiler. Bu nasıl sığınmaksa. Yeni bir vilayet oluştursak onlar sayesinde seksen bir il olan il sayımız seksen ikiye çıkar. Şöyle bakıyorum, çoğu pejmürde. Üstte yok başta yok, aç bir çare sefil sefil geziyorlar. Sokaklarda dileniyorlar. Cami kapılarına çoluk çocuk oturuyorlar. Gölcük’te hemen hemen herhalde hepsi devletin koruması altında. Onlara yardım ediyoruz. Önceki gün, Sosyal Yardımlaşma Vakfından yardım alan bir yurdum insanı sanki bizim açlar azmış gibi, bizim fakirler azmış gibi bir de onlara bakıyoruz diyordu. Bu aslında bir isyan. Bir kabullenememe. Ancak yapacak bir şey yok. O insanlar bu ülkeye sığınmışlar, bizim hem insanlık hem de Müslümanlık anlayışımız onları kaderine terk etmeye engeldir. Biz öyle yapamayız. İyi güzel de daha nereye kadar. Bu işin mutlak bir çözümü bulunmalı. Hristiyan batı böylesine olaylarda önce inanca bakıp, insanlığı bir kenara koyuyor. Onların insanlık anlayışları sadece ve sadece kendi dinlerine mensup olanlar için geçerli. Müslümansa ölsün gitsin. Peki Suriyeliler iyi de nereye kadar? Kaç kişi daha Türkiye’ye sığınacak ve biz onlara bakmak zorunda kalacağız. İnsanlık iyi güzel de bölgenin tek Müslüman ülkesi biz değiliz. Lafa gelince Müslümanlıktan bahsedenler, niçin o insanları alıp bağrına basmazlar? Onlara engel nedir ki?

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.