DOLAR 7,8895
EURO 9,2877
ALTIN 481,91
BIST 10,2180
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 21°C
Sağanak Yağışlı

İNSANLIK TARİHİ

Binlerce yıl önceden başladı insanoğlunun hayat mücadelesi. Havva anamız ve Adem babamızla başlayan serüvende hayatın odak noktasına “nefsi” koydular. Bir elma demeyin, nefsine hakim olamayınca Ulul-Emre uymayınca seni cehennemlik yapabiliyor. Sonradan yalvarmalar, yakarmalar, af dilemeler neticede bizi yaratan Yüce Allah sonsuz hoşgörüsü ve Rauf ismiyle insanlar üzerindeki merhametini afla gösterdi. O gündür bu gündür nefis bizim içimizde, nice fitnelere başvuruyor. Öyle yaparsın olmaz, böyle yaparsın hiç olmaz. Kabul görecek ne kadar işiniz varsa, fitne onu başka yönlere çevirir. Bir fesat bulur ille de sevabı günaha çevirmek için. Sabahın seher vaktinde Yüce Rabbimin türlü türlü kulları ve onların da türlü türlü huyları vardır. Kimi ezan sesiyle bulduğu huşuyla namaza durur, kimi miskin gibi uyumayı tercih edip gözlerini açtığında fitne fesatlar kurar. Böyledir insanoğlu. Hani zaman zaman söyleriz ya, insanın insana yaptığını şeytan dahi yapmaz diye. O şeytan ki, Yüce Rabbimin gazabına uğramış, uyulmaması noktasında biz kullar, binlerce kez uyarılmışızdır. Ne hikmetse, kiminin kalbi Rahman sıfatıyla çarpıyor görüntüsünde olsa da; bir vampir gibi aslında şeytanın eseridir. İnsanlık tarihi nice isyanlar, nice fesatlıklar ve kuyu kazmalarla doludur. En önemli örneğini de Hz. Yusuf olarak verebiliriz. Bizzat babası tarafından daha çok seviliyor diye kardeşlerinin kuyuya atıp, ölüme terk ettikleri Hz. Yusuf gibi.

İLAHİ ADALET HEP VARDIR

Sanma ki yaptığın yanına söylediğin de havada uçuşan oraya buraya yapışan bir çamur gibi kalır. İlahi adalet hep vardır. Yine örneği Hz. Yusuf’tan alacak olursak, nefsine hakim olmasının, harama el uzatmamasının bir an için mükafatını değil; cezasını gördü. Bir iftira sonucu zindanlarda yatmış olsa da, ilahi adalet onu Mısır’da en büyük noktaya kadar getirip padişah haline dönüştürdü. Eğer insanlarda merhamet varsa, düne hiç bakmadan hareket edip, Şeyh Edebali’nin “Düne ait ne varsa geçmişte kaldı bugün yeni bir şeyler söylemek gerek” felsefesine dalarak Yüce Rabbimin o güzel insanlar üzerinde yarattığı iyi huy ve temiz ahlak sonucu kötülüğü değil iyiliği düşünüyor. Hatırlarsınız okuyanlarınız bilir, Hz. Peygamberin en büyük yardımcısı Amcası Hz. Hamza’ydı. İslam’ın keskin kılıcı, bükülmez bileği; bir kalleşliğe kurban gidip şehit olmuştu. Ona o çirkin eylemi müşriklerin bir rızası olarak gerçekleştiren Vahşi yaptığından utanmış, tövbe edip Müslüman olmuştu. İlahi adalet öyle bir tecelli etti ki Hz. Peygamber Amcasının canını alan Vahşi’yi İslam’ın derin hoşgörüsü içerisinde Müslümanlığı seçmesi nedeniyle affetmişti. İşte ilahi adaletin ne zaman nerede ve kime nasıl tecelli edeceği hiç belli değildir. Ama ilahi adalet inananlar için hep vardır ve var olacaktır.

SİRKELİ SU

Her ikisi de bir şifa kaynağıdır. Biri hayat verir, diğeri kararında kullanıldığında müthiş bir şifa kaynağı ve müthiş bir ilaçtır. İyi huylu olanlar, kalbine kötülük bulundurmayanlar aynen şöyle söylerler, “Yolu sevgiden geçen herkes bir gün bir yerde mutlaka buluşurlar” çünkü insanları sevmek aslında ibadetlerin en yücesidir, en güzel olanı da odur. Sabah bir televizyon programında “Önce sevgi mi yoksa saygı mı gelir?” diye tartıştıklarında her ikisini birden savunanlar vardı. Eğer o programa telefonla bağlanabilseydim, tartışanlara aynen şunu söylerdim; bir yere bir mektup yazıyorsunuz veyahut bir dilekçe. Konu bittikten sonra lafı nasıl bağlıyorsunuz, “Sevgi ve saygılarımla” demek ki önden gelen asıl unsur sevgidir. Sevginin olmadığı yerde saygı nerede olacak ki? Bizim inancımız edep, sonra yine edep, sonra edep ya hu diye şekillenir. Edep bir sevgidir, temiz düşünmektir, iyi kulak vermektir, güzel görmektir, güzel düşünmektir. Eğer insanlık için güzel düşünürsen mutlaka güzel görürsün, o zaman da hayatından lezzet alırsın. Demek ki insanlar suyu ve sirkeyi sevgi olarak kullanacaklar. Suyun içerisine çok sirke katmanın kimseye faydası olmadığını hepimiz biliyoruz. Sonunda suya bol sirke katanlar gün gelip o suyu kendileri içmek zorunda kalırlar ki önce içleri yanar, sonra içleri titrer. Sonra da yaptıkları yanına kar kalmadan göçüp giderler. Musallada imamın iki sorusu vardır, “ey cemaat şu sandukada yatan mevtayı nasıl bilirdiniz?” ikincisi de “Şu sandukada yatan mevtaya haklarınızı helal ettiniz mi?” o halde su ve sirkeye dikkat edin.

 

ESMA-ÜL HÜSNA

EL-MUKSİD: Adaletli olan, işleri denk, birbirine uyan ve merkezinde yaratandır. (Kim geçimsiz hırçın tabiatlı ise, günde yüz defa bu ismi okumaya devam ederse bu huylardan ve şeytanın namazda verdiği vesveseden kurtulur.)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.