DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
ALTIN 504,34
BIST 10,8172
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Gök Gürültülü

SİYASETİ LİDER GÖTÜRÜR

Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerimiz, sadece ülkemizde değil, dünyada da liderleriyle yürürler. Lider artı on puandır, on beş puandır, bilemedin otuz puandır. En baba siyasi partinin oturmuş ve klasik oyundan bahsediyorum. Bu rakam liderle birlikte iki katına çıkar. İşte size en bariz ve en somut örneği, AK Parti’nin Kurucu Başkanı ve şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Onu dün Türk Metal Sendikasının 8 Mart Kadınlar Günü nedeniyle Ankara’da düzenlediği toplantıda konuşurken izledim. İlk on beş dakikada otuz kez alkışlandı, sonrasında zaten saymadım. Salona şöyle baktığımda başı açık ve başı kapalı hanımların sayısı birbirine eşitti. İnsanların alkışlarken tezahürat yapması, lidere olan inanç ve sevgisinin ürünüdür. Şimdi böyle olunca doğal olarak her ne kadar Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanımız olsa da oylar kurucusu olduğu ve bugün tek başına olan AK Partiyi de sürüklüyor. İnsanlar doğruda yapsa yanlışta yapsa güvendikleri liderin arkasından gidiyorlar. Demek ki siyasette liderliğin önemi son derece önemli. Hatırlarsınız bir zamanlar Adalet Partisini rahmetli Demirel, Cumhuriyet Halk Partisini rahmetli Ecevit, Milli Selamet Partisini rahmetli Erbakan, Milliyetçi Hareket Partisini de rahmetli Türkeş sürüklerdi. Şimdi bu liderlerin bir de lakaplarına bakalım. Rahmetli Demirel için “Baba” ve “Çoban Sülü”, rahmetli Ecevit için “Karaoğlan”, rahmetli Erbakan için “Mücahit”, rahmetli Türkeş için de “Başbuğ”. Bakın şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a da “Uzun Adam” diyorlar. O varlığını sürdürdüğü müddetçe, AK Parti uzayıp gider. Diğerleri de üzerlerine yapışmış kalıcı bir ünvan lakap adlarıyla bütünleşmiş sıfatları olmadığı sürece kısalmaya devam ederler.

KADININ YAPAMAYACAĞI NE VAR Kİ?

Ben şu sıralarda bir kitap hazırlamakla meşgulüm. Ancak, henüz belli bir noktaya getirmiş olmama rağmen ana hatlarını çizdim. Konuyla ilgili iradeyi ortaya koydum. Yani şablon belli. Şimdi kafamın rahatlamasını bekliyorum ki, o kitabı süratle yazmaya başlayıp bir an önce bitireyim. Kadının yapmayacağı ne var ki? Diyerek daldığım düşüncelerde şöyle bir zaman tüneline giriverdim. Bakıyorum da fedakarlıkta, özveride, hayatını ortaya koymada, onları yapma iradesini göstermede, her şey var. İnsanların böylesine duygulara sahip yüce kadınlara sahip olması aslında çok büyük bir şans ve aynı zamanda da kısmettir. Kitabımın adını “Benden önce ölme” koydum. Durum aynen böyledir. Etrafıma şöyle bir bakıyorum, eşini kaybetmiş erkekler darmadağın olup, çoluk çocuklarıyla çok isteme ve arzu etmelerine rağmen yeterince meşgul olamazken, kadınların nasıl dimdik ayakta durduğunu aileyi nasıl toparladığını hem anne hem de baba nasıl olduğunu bizzat gördüm. Aynı zamanda bunu kendi annemin gösterdiği iradeyle de yaşamış biri olarak söylüyorum.

KADIN NİÇİN TUTTUĞUNU KOPARIR?

İlle de çelik konstrüksiyonları sırtında taşıyacak değil ya, ama taşır. Hem de öyle bir taşır ki, erkekler dahi o azim ve hayata sarılma karşısında küçük dillerini dahi yutacak hale gelirler. Üzerinize diktiği elbiseyi öyle bir oturtur ki tabiri caizse sizi bir manken olarak ortaya çıkartır. Öyle bir yemek yapar ki, içine kattığı sevgisiyle çorba dahi olsa bal kaymak olur. Güvendiğiniz ve değer verdiğiniz anda siyasete öyle bir dalar ki, fırtına gibi eser. Önünde dağların dahi dayanamayacağı, çeliklerin eriyeceği, okyanusların süt liman olduğu bir büyük iradedir kadın denen o yüce varlık. Yüce Rabbim boşuna dememiş ki Sevgili Peygamber boşuna anlatmamış ki, cennete anaların ayakları altındadır. Dün 8 Mart Dünya Kadınlar günü etkinlikleri çerçevesinde bir çok program vardı. Düzenleyenlerin o duyguyu verenlerin yürekleri sağ olsun. Koydukları irade anlattıkları söylemleri, eylemleri, bize aynen şunu dedirtti; “kadının isteyip te yapamayacağı ne var ki?” Eğer onlar olmazsa hayatın da boş bir teneke kutusu olduğunu hepimiz biliyoruz. Varlıklarıyla bizleri onurlandıran kardeşimiz, ablamız olan; annemiz , halamız, teyzemiz, anneannemiz, babaannemiz olan arkamızda dimdik duran, eşlerimiz olan kadının niçin tuttuğunu kopardığını; inşallah dilim döndüğünce, kelimelerim yettiğince anlatabilmişimdir.

ESMA-ÜL HÜSNA

EL-MÜTEALİ: Yüce, izzet ve şeref sahibi olandır. (Her kim bu ismi kalbinde altı yüz kere okursa Allah’u Teala onu bütün afetlerden korur.)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.