DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 22°C
Gök Gürültülü

TERÖR DERBİYİ DE VURDU

Batı ve emperyalistler Türkiye’yi terör ülkesi olarak göstermek için kendi kurduğu terör örgütleriyle eylem yaptırıyor. İçimizdeki hainler birer maşa. Ne yazık ki, o hainler tam da emperyalistlerin Haçlı ruhu taşıyanların istediğini yaptı. UEFA Fener üzerinden bir oyun oynayıp, şikeci hakemle maçı katletmişti. Sonra da terör derbiyi erteletti. UEFA şimdi sinsice gülüyor ellerini ovuşturuyordur. Tam da onların istediği oldu, maşalar tam da istediklerini yaptı. Aksi olsa, Fener turu geçse o zaman da terör endişesi nedeniyle maçın yabancı bir ülkede oynanmasını isteyecekler ve böylece bakın Batı güvenli, Türkiye güvensiz bir ülke imajını yayacaklardı. Çirkin batı ne yazık ki Paris’teki terör eylemlerini unuttu. Gelelim derbinin ertelenmesine. Bakanlık önce seyircisiz oynanması kararı aldı. Galatasaray Kulübü haklı olarak itiraz etti. “Seyircinin güvenliği önemlide futbolcuların değil mi?” dedi. Doğruda söyledi, maç seyircisiz oynansa hem tatsız tuzsuz olacak, futbolcular da o tedirginlikle sahaya çıkacaklardı ki erteleme kararı herkesi rahatlattı. Yanlış olan işlerin emperyalistlerin istediği gibi gitmesi.

DEPREM GÜNLERİ GİBİ

Gölcük 17 Ağustos 1999’da asrın en büyük felaketini yaşadı. Binlerce deprem şehidi ve binlerce yaralı büyük bir yıkım. Yaşanan depremin merkez üssü Gölcük, o günlerde mevsim yaz olduğu için havalar da oldukça sıcaktı. Bizim sıcak havada güneşten değil, kaybettiklerimizden içimiz yanıyordu. Yaşadığımız büyük acı bizlerde ileriki yıllara taşınan derin acılara ve travmalara neden oldu. Sokaklarda çadırlarda yattık. Yarı aç yarı tok gezdik. Bütün bunlar yiyecek bulamadığımızdan değil, canımızın bir şey istememesinden kaynaklanıyordu. Hangi yiyecek, bize tat verecekti ki? Keyfimiz yok, içimiz kan ağlıyor, bir kuru ekmek yarım domatesle günü geçiştiriyor, ve hıçkırıklara boğuluyorduk. Bu günlerde tıpkı o günkü deprem günleri gibi. Canımız sıkkın keyfimiz yok sofralarda hiç bir şey aramıyoruz. Bal yesen ne olur, pirzola yesen ne olur? İnsanın içinden gelmedikten sonra. Aslında bu haleti ruhiye yine terörün istediği gibi. Keyfimizi kaçırmak mutlu olmamızı engellemek. O nedenle tamam anlarım. Sofralarımızda şen şakrak olmayalım. Ama birbirimize daha da yakınlaşarak morali ve gücü birbirimizde bularak hainlere cevap verelim.

BİZ ACILARA ALIŞMIŞ BİR MİLLETİZ

Bu coğrafyanın kanlı ve acılı coğrafya olduğunu biliyoruz, lakin bizde Çanakkale ruhu var. Şehit Mehmet Çanakkale’den anne ve babasına mektup yazıyor. “Hakkınızı helal edin, ruhumu şad edin. Eşe dosta da söyleyin benden yana herkese hakkım helal olsun.” Mehmet biliyor şehadet şerbeti içeceğini. Biliyor bu toprakları bize ebedi yurt yapmak adına canının gideceğiniz, ama o canan diyor. Canan dedikleri aziz vatanı, şanlı bayrağı, yüce dini, yüce kitabı ve bizleriz. Mehmet o canana o kadar bağlı ki; önce can demiyor, önce canan diyor. Mehmet biliyor ki, canan yoksa can zaten yok. Şehit Ali annesine mektup yazıyor. Ana diyor, “Beni cepheye gönderirken, saçıma niye kına sürdün?” anası cevap veriyor “Oğlum biz vatan için seni kurban seçtik, ailede bu görev sana düştü. Biz de vatan için kurban seçilenlerin saçına kına sürerler.” Ali şehadet şerbetin içiyor. İşte bu toprakların acılı çocukları olan bizler, ruhumuzu Çanakkale’den alıyoruz. Çanakkale’yi anlamayan ne Ali’yi anlar, ne Mehmet’i. Şairin bir hilal uğruna ne güneşler batıyor dediği 253 bin şehidimizle Çanakkale’yi küffara dar eden ecdadımız bugün sadece ruhlarının şad edilmesini bekliyor. O halde biz Çanakkale’yi iyi anlamalıyız. İyi okumalıyız. İyi kavramalıyız ki o ruhu ilelebet yaşatmaya devam edelim. Haçlının ve 250 yıl denizlerde savaş kaybetmemiş İngiliz Donanmasının, Fransızların ve onlara bağlı nice devşirme askerlerin kahr-u perişan olduğu Çanakkale’de biz toprakları ve suları ecdat kanlarıyla suladık ta geçit vermedik. Ülkemizin bir müstemleke haline gelmesine izin vermedik. Camilerden ezan seslerinin susmasına izin vermedik. Ay yıldızlı bayrağımızın göklerde dalgalanmasını kıskananlara izin vermedik. Bu topraklar evet acılı topraklardır ve bizde tarih boyunca nice acılar yaşamış bir büyük milletiz. Ne korkarız ne yılarız, ne de geri adım atarız. Ne demişti Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk “İlk hedefiniz Akdeniz’dir ileri.”

ESMA-ÜL HÜSNA

ZÜL CELALİ VE’L-İKRAM: Azamet ve kerem sahibidir. (Bu ismi şerifi günde 100 defa okuyan, keramet sahibi olur ve halk arasında ikram, iltifat ve hürmet

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
16 Şubat 2017
5 Mayıs 2016
6 Eylül 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.