DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 23°C
Gök Gürültülü

Arslanın Rızkı

29.04.2016
826
A+
A-

Ebû Muhammed Şenbekî bir defâsında Ebû Bekr el-Betâihî’nin yanına gitmişti. Huzûrunda büyük bir arslan vardı. Arslan, Ebû Bekr el-Betâihî’nin huzûrunda ağzını yüzünü toprağa sürüyordu. Ebû Bekr el-Betâihî ise, bâzı suâllere cevap veriyormuş gibi arslana bir şeyler söylüyordu. Biraz sonra arslan oradan ayrılıp gitti. Ebû Muhammed Şenbekî, Ebû Bekr el-Betâihî’ye yaklaşıp;

“Size hayvanlarla konuşup onlara faydalı olmak gibi nîmetleri ihsân eden Allahü teâlâ için bana söyler misiniz? O arslan size ne dedi? Siz ona ne söylediniz?” dedi.

Buyurdu ki:

“Yâ Şenbekî! Arslan bana dedi ki, üç gündür ağzıma yiyecek bir şey almadım. Açlık beni çok rahatsız etti. Seher vakti Allahü teâlâya yalvardım. Bana, senin rızkın, Hemâmiyye köyündeki bir inektir. Onu parçalayıp yiyeceksin. Onu avlarken sana da bir zarar isâbet edecek, denildi. Ben ise şimdi, bana geleceği bildirilen o zarardan korkuyorum. Ne yapayım? Ben de arslanın anlattıklarını dinledikten sonra ona, sana isâbet edecek zarar, sağ tarafında hafif bir yaradır. O yara sebebiyle bir hafta elem çekersin. Sonra yara iyi olur, dedim. Çünkü o köydeki bir ineğin bu arslanın rızkı olduğunu, o ineği avlarken o köyden on bir kişinin çıkıp buna hücûm edeceklerini, adamlardan üçünün çarpışma sırasında ağır olarak yaralanacağını, arslanın da sağ tarafından bir yara alacağını, yaralılardan birinin öleceğini, bir saat sonra ikincisinin ve yedi saat sonra üçüncüsünün öleceğini, arslanın da bir hafta sonra yarasının iyi olacağını Levh-i mahfûzda görmüştüm.” diye anlattı.

Ebû Muhammed Şenbekî, bu anlattıklarını hayretle dinledikten sonra, hâdiseyi tâkib etmek üzere Hemâmiyye köyüne doğru yola çıktı. Oraya vardığında arslanın ondan önce köye vardığını gördü. Durum aynen Ebû Bekr el-Betâihî’nin bildirdiği gibi olmuştu. Bir hafta sonra Ebû Bekr el-Betâihî’nin yanına tekrar geldi. Baktı ki yine o arslan, Ebû Bekr el-Betâihî’nin huzûrunda duruyordu ve yarası da iyileşmişti.

 

Kaçak Köle

Amr b. Leys’in (*) kölelerinden biri kaçmıştı. Takibine gidenler tutup getirdiler.

Vezirlerden biri bir işten dolayı köleye kızgındı. Padişaha dedi ki:

– Diğerlerine ibret olması için bunu derhal idam etmek gerekir. Onlar da bir daha böyle bir harekette bulunamaz.

Köle, Amr’ın huzurunda yerlere kapanarak dedi ki:

– Sizin buyruğunuza karşı bizim naz ve niyazımız faydasızdır. Hükmünüze kimse itiraz edemez.Fakat kulunuz bu hanedanın nimetiyle büyümüş olduğum için, kıyamette benim yüzümden cezaya uğramanızı istemem. Eğer beni öldürmeye karar verdiyseniz, bunu meşru bir şekle koyunuz. Meselâ müsaade ediniz, ben şu veziri öldüreyim, siz de beni kısasen katlediniz, o zaman beni haksız olarak öldürmüş olmazsınız!

Padişah güldü, vezire dönerek,

-Ne dersin? dedi.

Vezir yerlere sürünerek,

-Aman sultanım, babanızın başı için bu haramzâdeyi affediniz ki benim başımı da belâya sokacak. Fakat bilginlerin sözüne önem vermediğim için kusur benimdir.

Bilgeler ne güzel söylemiş:

“Bir atıcıyla savaşan, kesinlikle bilmeyerek kendini telef eder. Düşmanına karşı ok attığın zaman sen de onun okuna hedef olursun.”

 

Bu Süt Sizin

Gayr-i müslim bir komşumuz vardı. Sonradan müslüman olmuştu. Birgün kendisine hidâyete eriş sebebini sorduğumda şunları söyledi:

-Acıbadem’de tarla komşum Rebî Molla’nın ticaretteki güzel ahlâkı vesilesiyle müslüman oldum. Molla Rebî süt satarak geçimini temin eden bir zâttı. Bir akşam vakti bize geldi ve:

“ – Buyurun, bu süt sizin!” dedi. Şaşırdım:

“Nasıl olur? Ben sizden süt istemedim ki!” dedim. O hassas ve zarif insan:

“-Ben farkında olmadan hayvanlarımdan birinin sizin bahçeye girip otladığını gördüm. Onun için bu süt sizindir. Ayrıca o hayvanın tahavvülât devresi (yediği otların vücüdunda tamamen izâlesi) bitinceye kadar sütünü size getireceğim…” dedi. Ben:

“- Lafı mı olur komşu? Yediği ot değil mi? Helâl olsun!..” dediysem de Molla Rebî :

“ – Yok yok, öyle olmaz! Onun sütü sizin hakkınız!..” deyip hayvanın tahavvülât devresi bitene kadar sütünü bize getirdi. İşte o mübârek insanın bu davranışı beni ziyâdesiyle etkiledi. Neticede gözümden gaflet perdeleri kalktı ve hidâyet güneşi içime doğdu. Kendi kendime:

“ – Böyle yüce ahlâklı birinin dîni, muhakkak ki en yüce bir dîndir. Böylesine zarîf, hakşinâs, mükemmel ve tertemiz insanlar yetiştiren dinin doğruluğundan şüphe edilemez!” dedim ve kelime-i şehâdet getirip müslüman oldum.

 

ÖZLÜ SÖZLER

* Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.

* Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.

* Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?

*Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur

* Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.

* Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.

* Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.

* Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.