DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 16°C
Yağışlı

KİM BUNLAR?

12.04.2016
1.374
A+
A-

 

Pek çok bakış açısını içinde barındıran bu hikâyenin az da olsa etkisinde kaldım değerli okurlarım ve sizlerle paylaşmadan geçemedim.Hayır, olumsuz düşünmüyorum, sadece olanı olduğu gibi kabul etmeye çalışarak daha iyi yaşanır bir dünyayı çocuklarımıza bırakmak için, biz anne babalara düşen fedakârlıkların neler olabileceğini, bu fedakârlıkları yaparken neleri feda ettiklerini düşünüyorum. Nelerle mücadele ettiklerini, içlerinde kopan fırtınayı ya da sessizliğin nedenlerini…

Bir anne düşünün, batan gemide sesini duyurmaya çalışan.. Ne söylüyor olabilir sizce? Ya da eşini gemide bırakıp bota atlayan bir babayı düşünün, hangi duygu ve düşüncelerde?

Kim bilir, hangi yaşam çizgisinde düşmeden yürümeye çalışıyoruz? Öyle ya sizlerde, bizlerde kendi çizgimizde yürümeye çalışıyor ve çabalıyoruz değil mi? Benim çizgim eğri olabilir ya da sizin ki. Hiç önemli değil. Ne ben sizi bu konuda eleştirebilirim, ne de siz beni yargılayabilirsiniz.

Sizin çizginizin açıları bana uymayabilir, belki o zamanlar sıkıntılı günleriniz, açı çizmenize engel olmuştur bu nedenle çizginizi yok sayamam, ayrıca bu da açı çizemiyorsunuz anlamına gelmez.

Sizde benim çizgimi çok kalın bulabilirsiniz. Ben, bu şartlarımla çizgimi kalınlaştırmış olabilirim ama bu benim çizgimin hep böyle olacağı, anlamına da gelmez. Bu sadece size göre öyledir, bana göre böyledir.

Biz birbirimizin çizgisine kusur ararken, dostluğumuz, arkadaşlığımızda yok olup gidiveriyor. Herkesin çizgisinin, kendimize göre güzel olmasını beklerken, yalnız kalacağımız aklımızdan çıkıveriyor nedense ve bir gün albümlerde kalacağımızı bile bile..

Sözü uzatmadan hemen hikâyeye geçmek istiyorum. “Onlarla olmak, yaşamımın en güzel günleriydi.” diyebilmek için……

“Bir öğretmen, derslerinden birinde şu hikâyeyi anlatır:

“Seyir halinde bir gemi… Yolcular, güverteye çıkmışlar eğleniyorlardı…Ancak, işler her zaman yolunda gitmez!.. Gemi, aniden bir kazaya uğradı ve denizin derinliklerine doğru batmaya başladı…

Güvertedeki yolcuların arasında evli bir çift bulunuyordu, korku içinde can havliyle kurtarma botuna doğru koştular… Ancak botta sadece bir kişilik yer kalmıştı… Adam, o an karısını ardında bırakarak botun içine atladı… Kadın, güvertede yapayalnız kalmıştı… Gemi, neredeyse batmak üzereydi… Deniz, kadını kendine çekiyordu…

Kadın, bir yandan dalgalarla boğuşurken diğer yandan eşine sesini duyurmak istiyordu… Söylemek istedikleri vardı… Bağırmaya çabalıyordu…”Öğretmen, bu noktada sustu, hikâyeye devam etmedi. Sınıfa şu soruyu yöneltti: “Sizce, kadın ne söylemiş olabilir?” Herkes bir şey söyledi. Kadının söylemiş olabileceği cümleyle ilgili tahminler çoğunlukla şöyleydi: “Senden nefret ediyorum. Ne kadar da körmüşüm seni hiç tanımamışım…”  Aldığı cevaplar öğretmeni memnun etmedi…

Öğretmenin dikkatini bu süreç zarfında sessiz, sakin ve yorumsuz kalan bir erkek öğrenci çekti. Ona doğru yöneldi, aklına gelen bir şey varsa söylemesini cevabını öğrenmek istediğini söyledi. Çocuk bir süre sessizlik içinde kaldı ve sonra dedi ki: “Öğretmenim, benim düşünceme göre kadın, kocasına ‘Çocuğumuza iyi bak, onu koru kolla…’ diye bağırmıştır.”

Öğretmen, hayret içerisinde kalmıştı, öğrencisine sordu: “Sen, bu hikâyeyi daha önceden duymuş muydun, biliyor muydun?”Çocuk, kafasını salladı ve dedi:

“Hayır, duymadım. Annem, hasta olup bizi bu dünyada terk etmeden önce babama aynı bu sözcükleri söylemişti.” Öğretmen hüzün dolu bir sesle dedi ki: “Evet, cevabın doğru…” Sonra anlatmaya devam etti:

“Gemi, giderek suların altına batıyor, denizin derinliklerine doğru çekiliyordu… Adama gelince… Evine sağ salim ulaşır ve tek başına kızını büyütür, yetiştirip eğitir.. Seneler geçer… Ve bir gün adam karısına ulaşır… Bir gün, kızları babasının ardından kalan evrakları düzenlerken hatıra defterini bulur… Ve anlar ki… Bu yolculuğa çıkmadan önce annesi amansız bir hastalığa yakalanmıştı… fazla zamanı kalmamıştı… Ve aslında o hassas anda, babası kızlarını büyütebilmek için hayatta kalma umudu yakalamıştı… Babasının yazdıklarını okumayı sürdürür:

‘Aslında o kadar can atıyordum ki okyanusun derinliğinde seninle birlikte olmak için… Buna rağmen kızımızın uğruna, senin tek başına dalgalar arasında kaybolmana razı oldum’…

Hikaye böylece son bulur.                                                                                                                          Sınıf, derin bir sessizlik içindedir… Öğretmen, öğrencilerinin bu hikâyenin içerdiği ahlaki dersi almış olduklarını anlar…

Ders, bu dünyadaki ‘hayır ve şer’le, ‘iyilik ve kötülük’ ile ilgilidir… Her işin, her olayın, her durumun ötesinde; her bağırışın, her sözün ardında bazen öyle karmaşık durumlar mevcuttur ki onların idrak edilmesi çok zordur… Bu nedenledir ki asla yüzeysel düşünmeyelim ve anlamadan, idrak etmeden kimseyi yargılamaya kalkmayalım…

Hesap ödeme konusunda hevesli olanlar cepleri parayla dolu olduğu için değil, dostluk ve arkadaşlığa paradan daha çok değer verdikleri için. Çalışma hayatında her işi yapmak için istekli olanlar, ahmak oldukları için değil sorumluluklarını iyi bildikleri için.

Her kavga ve tartışmadan sonra ağızlarını özür dilemek için açanlar, suçlu oldukları için değil sizi gerçek dostu olarak gördükleri için. Size mesaj gönderenler, yapacak başka işleri olmadığından değil sizin sevginizi kendi canlarında ve yüreklerinde taşıdıkları için yaparlar…

Gün gelecek hepimiz birbirimizden ayrılacağız… Sohbetlerimizi, yürekten özleyeceğiz… Rüyalarımızı hatırlayacağız… Günler, aylar, seneler birbiri ardına öyle büyük bir hızla geçer ki… Ve artık geridekilerle hiçbir bağlantı kalmaz…

Ve bir gün çocuklarımız bizim resimlerimizi görüp soracaklar: “Kim bunlar?”

Biz gözlerimizde saklı gözyaşlarımızla, acı bir tebessümle onları kalbimizin en derinlerinde hissederek diyeceğiz ki: “Onlar ki yaşamımın en güzel günlerini birlikte geçirmiş olduğum insanlar.”(alıntı)

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
15 Ekim 2021
8 Kasım 2016
26 Mart 2021
13 Mayıs 2021
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.