DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 25°C
Gök Gürültülü

SOKAKTA GEZERKEN İNSANLARI İZLEMEK

10.04.2016
843
A+
A-

SOKAKTA GEZERKEN İNSANLARI İZLEMEK

Hayat kimine göre tam bitti dediği yerden başlar, yaşamak böyle bir şeydir. Kimi zaman bir masal, kimi zaman romanlara konu olacak kadar enteresandır hayat. Tuhaf olan her türlü melaneti işleyip zeytinyağı gibi su üzerine çıkanlardır. İnsanın en önemli varlığı olan vicdan, hicrana dönmüşse sonunu bilmeden uçuruma doğru koşmaktır hayat. Dillerinden dürüstlüğü bırakmayan ahkâm kesen, olmadıkları gibi görünenler sonunda oldukları gibi giderler. Sokakta gezerken insanları izlemek, benim mesleğimin bir gereğidir. Bakarım acaba neyi ifade ediyor suratlarının hali diye. Ne anlatmaya çalışıyorlar. Bir bakkalda dedenin torunlarıyla cebelleştiğini gördüm o anda. Hayat ne zordu o dede için; az değil beş altı torun etrafını sarmış belli ki hepsinin bir çikolata hakkı vardı. Ama çocuk bu, yanına kaymaklı bisküvi ile gofretleri eklediler, dede zorlandı bakkalda işin farkındaydı ya dede mahcup olup çıkacak ya da evin ekmek parasından bir iki tane daha eksilecekti. Buram buram terlediğini gördüm, İşte tam o anda mahallenin bakkalı devreye girdi, öyledir mahalle bakkalları ahaliyi iyi bilir iyi tanırlar, akraba gibidir. Mahalle halkıyla o can dost bakarlar “Tamam kâmil ağabey gofret ve kaymaklı bisküvilerde benden” dedi. Çocukların yüzünde güller açarken dedenin de yüzünde biraz mahcup ama tatlı bir tebessüm belirdi. Sonunda dede ve torunları mutlu bir şekilde ayrıldılar bakkaldan.

2-3 LİRALIK KIYMA OLUR MU ?

Söyledim ya hayat kimine göre bal börek, kimine göre de zehir zemberek. Bu dünyada aile olmak zor, kadın olmak çok daha zor. Babanın aldığı belli, şimdi verdiklerine bakalım. Bir kasaba gelen temiz yüzlü pırıl pırıl bir anne yani ev kadını, hani şu yuvayı dişi kuş yapar sözünün ta kendisi. Kasapta birkaç müşteri var o kadın öylece bekliyor kasap “Buyurun abla ne istemiştin?” dediğinde o anne “Siz bakın benim acelem yok” diyordu. Müşteriler işlerini görüp gidince kadın “Üç liralık kıyma istiyorum” diyor. Kasap şaşkın kadın başka yerlere bakıyor, derdi kasapla göz göze gelip mahcubiyetini göstermemek, e kasap ta yılların tecrübesi kıymayı alelacele sarıp kadına veriyor. Belli ki tencereye o günün menüsünün içerisine üç liralık kıyma girecek. Belki makarna bir tencere dolusu, belki ıspanak artık her neyse işte gücü o kadar. Ailenin bütçesi ancak ona yetiyor. Biraz sonra aynı kasabın önünde lüks bir araç duruyor içinden kelli felli insanlar çıkıyor kasaba giriyorlar, pek de aceleleri var “Usta şuradan kasap köftesi, sucuk, biftek ve pirzola ver” diyorlar. Tüm ekip başlıyor harıl harıl çalışmaya sonun da hesap kesiliyor, ücret 496 lira kasabın suratın da bir tebessüm var ama gözlerinin içinden sanki kalbide ağlar gibi. Sanki yüreği dağlanmış gibi mangalcılar gidiyor, kasap bir dakika önce iş yerinden 3 liralık kıyma alıpta çıkan kadını düşünüyor. Ne tuhaf değil mi? Birer dakika arayla hem kış hem de yazı yaşıyoruz.

TUHAF ŞEYLER

Memlekette hoş şeyler olmuyor. Ülkede her gün şehit haberleri duyuyoruz, nice ocaklara ateş düşüyor, doğmamış bebekler yetim kalıyor, minicik yavrular babalarının cenazesinde bilmeden oyun oynayıp eğleniyor. Anne büyük abi, abla ve diğer büyükler feryadı figan ağlıyorlar, gözyaşları sel olmuş. Biz ülke gündemini farklı şeylerle meşgul ediyoruz; o öyle demiş, bu böyle demiş. Yahu arkadaş bu ülkenin pırıl pırıl insanları şehit oluyorlar, siz neyi tartışıyorsunuz, biraz ayıp olmuyor mu? Türkiye’nin şu anki birinci meselesi terör, polisimiz ve askerimiz. Bizler burada huzur içinde yaşayalım, bu ülke bölünmesin diye canlarını verirken yapılan tartışmalara bak. Söyleyin bakalım o tartışmaların kime ne faydası var? Şehitler geri mi gelecek? Yapmayın beyler, bu ülkeyi daha fazla germeyin. Anıtpark’ta yaşı seksenin üzerinde bir adam biraz sohbet ettikten sonra bana şöyle dedi. “Çanakkale’yi unuttuk evlat; nedir bu kadar birbirini yemeler, en ağır itamlar, en ağır hakaretler yakışıyor mu bize? Biz birbirimizin düşmanı değil, can yoldaşıyız. Tereddütte olanı varsa, Çanakkale’ye gitsin baksın; Çanakkale’yi iyi anlatsın, ecdadın bizlere bugünleri nasıl bıraktığını iyi kavrasın. Lafa gelince ülkenin her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış derler. O zaman lütfen ona göre hareket etsinler. Bak evlat, televizyonda şehit cenazelerini ve törenleri izledim, şehitlerin anne ve babalarının evlerine baktım hepsi derme çatma. Bu ülkenin fakir fukara galip gureba insanları. İçim dağlandı, içim yandı o çocuklar bu ülke için şehit olurken şu memleketteki tartışmalara bak” dedi. Tuhaf şeyler bunlar.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.