DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 16°C
Yağışlı

URFALI KIZ

27.04.2016
1.192
A+
A-

İnsanlar hayalleriyle yaşarlar, hayat sadece hayal kurmaktan ibaret olmasa da hayalsiz yaşam olmaz. Aslında peşinden gittiğiniz hayalleriniz sizi hayata sımsıkı bağlayan en önemli unsurlardan biridir. Dünyaca ünlü Romancı Harold Robbins’in “Önce Hayaller Ölür” Romanı her ne kadar bizlere gerçekleşmeyen hayallerin insanları nereye sürüklediğini anlatsa da hayalsiz hayat meyvesiz ağaç gibidir. Herkesin kişiliği farklı olduğuna göre hayaller de farklıdır. Eskiden ne derdik “Her genç kızın rüyası Zetina Dikiş Makinası.” Bakın, Urfalı kızın hayali öyle değildi. Küçük bir video çekti, televizyonlara gönderdi, 11 yaşındaki Urfalı kız hayatında hiç pizza yemediğini söyledi. Kocaman bir yürekte belki bizim için küçük, ama Urfalı kız için büyük bir hayal. Düşünün, Türkiye’nin hangi bölgesi olursa olsun, eğer bir çocuk en büyük hayali olarak pizzayı anlatıyorsa biz zenginlikten nasıl bahsedeceğiz? Ama bizim insanlarımızın yüreği zengin. Üniversiteli gençler o mesajı alır almaz, harekete geçtiler. Pizza ustalarını da yanlarına alarak Şanlıurfa’nın yolunu tuttular. O küçük kızı buldular. Köyüne geldiler ve yüzlerce pizzayı o köyün çocuklarına armağan ettiler. Düşünün şimdi, Gölcük’ün herhangi bir köyüne gidin, o yaşta kaç çocuk hayatında hiç pizza yememiştir. Şanlıurfalı kız gibi bizim buradaki köylerden ben hayatımda hiç pizza yemedim diyen ve öyle hayal kuran çocuklar çıkar mı? Bu konu hepimizi üzdü ki günlerdir gündemimizi meşgul ediyor. Hepimize bir hayat dersi verdi. O haberi izlediğimde 1968 yılı aklıma geldi. Rahmetli Vecdi Abim Kütahya’da Jandarma olarak vatani görevin, yapıyordu. Malum o dönem köyde yaşayan bir toplumuz. Halkın %80’i köylerde %20’si şehirlerde yaşardı. Rahmetli Ağabeyim senelik izninin bir bölümünü kullanmak için Gölcük’e geldiğinde beni şaşırtan ve hayrete düşüren şu olayı anlatmıştı. Jandarma olarak eski model ki, düşünün sene 1968 ve köye gittikleri jipte kim bilir kaç model. Kahvenin önünde vatandaşlarla konuştuktan sonra geri dönmek için park ettikleri jipin yanına gittiklerinde jipin önünde saman görmüşler. Bir köylü yanlarına yaklaşıp, “Geldiğiniz hayvana yem verdik ama öyle duruyor yemedi” demiş. Bundan yaklaşık kırk yıl önce Kütahya’nın bir köyünde hayatında hiç jip görmemiş insanlarımız vardı. Aradan geçen kırk yıl sonra hiç jip görmemiş veya ona binmemiş ne kadar insan vardır bilemem, ama bildiğimiz bir gerçek 2016’nın Türkiye’sinde Şanlıurfa’dan bir kızımızın “Ben hayatımda hiç pizza yemedim” diye feryat ediş hikayesidir. Peki biz hangi zenginlikten bahsediyoruz? Pizza dediğiniz çok pahalı bir yiyecek değil. Ama kimilerine göre erişilmesi çok uzak hayali kurulan lüks bir yiyecek. Bu memleketin duyarlı gençlerinin hassas evlatlarının yani bizim çocukların Şanlıurfa’nın yolunu tutarak o küçük kız sayesinde köyün çocuklarını pizza bayramıyla buluşturması şu demektir; bu ülkede bayramlar kutlanmaya devam edecek. Bu ülkede böylesine duyarlı böylesine hassas ve kalbi yurdum insanlarıyla dolu nesiller olduğu müddetçe Türkiye’nin geleceğinden hiç kimse kuşku duymasın ve endişe etmesin.

 

Pahalı Fetva

İmamı Azam Rahmetüllahi Aleyh Hz.nin en büyük talebesi İmam Ebu Yusuftur. Bu zat talebeliği zamanında bir gün hamama gitmek ister. Fakat parası yoktur. Hamamcıya, “parası olmadığını, fakat para yerine kendisine dini bir mesele öğretebileceğini” söyler. Hamamcı,

– Bana fetva değil para lazım. Paran yoksa hamama girme, der.

Üzülerek dönen Ebu Yusuf, hocasına gelir ve ilmi bırakacağını söyler. Sebebini de anlatır. İmamı Azam Hazretleri kendisini teseli eder ve,

– Evladım, sabret. İlme devam et. İlim seni aziz eder, der.

Aradan seneler geçer. Ama hamamcıdan gördüğü üzücü hareket hiç aklından çıkmamaktadır. Bu arada kendisi memleketin en yüksek ilmi makamındadır. Bütün meseleler kendisinden sorulmaktadır. Böyle olduğu zaten tarihen de sabi’ttir. Bir gün kendisinden bir fetva sorulmaktadır. Soru şudur:

Kızını evlendirmek isteyen bir kişi, ona dünyanın en kıymetli şeyini çeyiz vermek üzere yemin etmiştir. Bu yeminini nasıl yerine getireceğini sormaktadır. Soran kim olsa beğenirsiniz? O meşhur hamamcı.

İmam Ebu Yusuf, hamamcıyı tanır ve “Şu kadar altın verirsen, bunun cevabını alabilirsin” der.

Hamamcı razı olur ve bilmem kaç altına fetvayı alır.

Cevap şudur:

– Kızına bir adet Kur’an-ı Kerim ver. Yeminin yerine gelir.

Hamamcı memnun olarak ayrılacağı sırada, Ebu Yusuf Hz. der ki:

– Falan zaman hamama koymadığın talebe benim. O zaman sana öğreteceğim dini mesele buydu. Bir hamam ücretine öğrenecektin. Şimdi bu kadar altına öğrendin.

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.