DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,83
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Parçalı Bulutlu

Beşiktaş’ın Şampiyonluğu Kutlu Olsun

10.05.2016
827
A+
A-

Futbol bir şovdur. Milyonları peşinden sürükleyen bir büyük sevdadır. Liglerimizde aslında her takım şampiyon olmak için sahaya çıkar. Lakin bu zamana kadar bunları başaranların sayısı ne yazık ki bir elin beş parmağı kadar olmuştur. Bu yıl belli ki şampiyon Beşiktaş. Ben Fenerbahçe’nin kongre üyesiyim. Lig’in bitimine 2 hafta kala bence Beşiktaş şampiyonluğunu ilan etmiştir.

Bize de bu yıl ne hikmetse ikincilik ile yetinmiş olacağız. Ama biz her zaman Fenerbahçeliyiz. Birileri hep Trabzonlu oldu, tabii ki diğer rakipler. Birileri Galatasaraylı oldu, onlar bu günde ne hikmetse Beşiktaşlı oldular. Ama biz hiçbir zaman başka takımlı olmadık. Hep Fenerbahçeli olduk. Beşiktaş bu sene güzel top oynadı. Bunu tabii ki kimse inkâr edemez. Dolayısıyla Beşiktaş’ı da candan ve yürekten kutluyorum.

Çünkü bence şampiyonlar kutlanmalıdır. Ne yapalım, biz seneye bakacağız. Şunu tüm ülke biliyor ki Fenerbahçe ye yapılmadık kötülük kalmadı. Kumpaslar kuruldu, takım otobüsü kurşunlanılarak bir katliam yapılmak istendi. Hâlbuki biz her zaman şunu istiyoruz futbol maçlarının neticelerini sahada ki oynanan oyun belirlesin. Böyle olup olmadığına nelerin olduğunu siz karar verin.

Arkadaşlarım bana takılıyorlar, Şenemre umutlar yine seneye kaldı diye. Olur, umut her zaman olacak biz Fenerbahçeliler için, umudun adı da her zaman Sarı Lacivert renkler olacak. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Atatürk ne diyor “ Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim”. İşte futbol bence budur.

Futbol bir spordur ve sporun amacı da kitleleri bir birine kardeşlik duyguları ile kaynaştırmaktır. Ben o günleri iyi bilenlerdenim. Şeref stadında Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı arkadaşlarımla birlikte maç seyrederdik. Maçtan kol kola birlikte çıkardık. Kaybeden kazananı tebrik ederdi. Aramızda iddiaya girerdik. Bazen kaybeden yemek ısmarlardı. O dönemlerde ben kimsenin birbirini kırdığına hiç şahit olmadım. Peki, bu gün öylemi?

 

İbrahim (a.s) ve

Mecusi Misafir

Bir gün yaşlı bir mecûsî İbrahim (a.s)’ın kapısın çalarak ona misafir geldiğini söyledi. İbrahim (a.s) de, “Sen ateşe tapıyorsun, dininden dönmedikçe ben seni nasıl olur da misafirliğe kabul ederim” diye çıkıştı.

Mecûsi misafir de üzgün üzgün çekip gitti. Ardından Allah (c.c.), “Ey İbrahim!” dedi. “O mecûsîyi dininden dönmeden niye misafirliğe kabul etmedin? Bir gece misafir etseydin sana ne zararı dokunabilirdi? O kâfir olduğu halde biz onu tam yetmiş yıl suladık doyurduk.”

İbrahim (a.s) ters bir iş yapmanın verdiği acıyla o gece zor sabahladı. Şaka söker sökmez de hemen yola koyularak yaşlı mecûsîyi aramaya başladı, nihayet bir yerde buldu. Yakasına yapışarak ille de seni evimde bu akşam misafir edeceğim diye and verdi. Akşamki İbrahim’le sabahki İbrahim’i değişmiş gören mecûsî dayanamayıp, “Ben sana şaşıyorum, ey İbrahim!” dedi. “Dün beni evinden kovdun, bugün ise evine davet ediyorsun? Bunun hikmeti ne ola?”

Allah katından gelen vahyi bir bir dile getiren İbrahim (a.s)ın sözleri bittikten sonra mecûsî, “Demek ki, ben kâfir olduğum halde Rabbinin bana karşı davranışı bu kadar iyi ha!” diyerek elini İbrahim (a.s)’e uzattı ve “Allah’tan başka ilâh yoktur, sen de O’nun kulu ve elçisisin” dedikten sonra gözlerinden akıttığı sevgi gözyaşları içinde imana geldi.

 

Kumaşın Değeri

Yûnus bin Ubeyd’in manifatura dükkânında, fiyatları, iki yüz dirhem ile dört yüz dirhem arasında değişen kumaşlar satılıyordu. Dükkânında kardeşinin oğlu da çalışıyordu. Yolda bir kimseyi kumaş almış gidiyor görünce, kumaşı tanıyıp, kendi dükkânından aldığını anladı.

O kimseye;

-Bu kumaşı kaça satın aldınız? diye sorunca, dört yüz dirheme aldığını öğrendi.

Sonra;

-Bu kumaşın değeri iki yüz dirhemdir. Geri dönüp paranızın üstünü alınız, buyurdu.

O kimse;

-Bu kumaş, bizim orada beş yüz dirhem eder, ben aldanmış sayılmam! deyince;

-Olsun. Siz, gidip iki yüz dirhem paranızı alınız, dedi.

O kimse gelip, iki yüz dirhemini aldı gitti.

Yûnus bin Ubeyd, dükkânda tezgâhtar olarak bulunan yeğenine;

-Kumaşı bu kadar pahalıya niye sattın?”diye sordu.

Yeğeni;

-Vallahi kendi rızâsı ile aldı, dedi.

Yûnus bin Ubeyd;

-O râzı olsa da, sen râzı olmayacaktın, buyurdu.

 

Kefeniniz Sizin Olsun

Bir ihtiyar… Ömrünün son demlerini yaşamakta… Yolculukta… Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor… Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar… Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide. Allah’ın evinde. Allah’ın misafiri. O gece ölüyor. Belki  de açlıktan.

Sabah namazına gelen aynı insanlar. Yabancıya karşı vazifelerini yapıyorlar. Yıkıyorlar, kefenliyorlar ve gömüyorlar.

Gömüldüğünün gecesi gene sabah namazı. O da ne; Mihrapta bir kefen. Kefen. Bir kağıt. Kağıt boş değil. Bir yazı:

– Biz size bir misafir gönderdik. Hem yorgundu. Hem de aç. Onu misafir etmediniz. Ne yedirdiniz ne de içirdiniz. Alı istemiyoruz. Kefeniniz de sizin olsun!

Aman… Aman… Dikkat. Gelen Allah misafiridir… Aman… Aman ha.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.