DOLAR 7,8682
EURO 9,3914
ALTIN 458,00
BIST 1.342
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Parçalı Bulutlu

Duayenlerden dinlemek

06.05.2016
789
A+
A-

Zaman zaman güzel ziyaretlerin sohbetine doyamazsınız. İşte sadece Kocaeli değil Türk basınının da önemli isimlerinden olan Gazeteci Mustafa Bağdiken yaş günü kutlamamız nedeniyle ziyaretimizi geldi, eski günleri anıyorduk ki bu defa Gölcük eski Belediye başkanlarından Şaban Aktürkoğlu çıka geldi. Hayde bakalım şimdi değmeyin sohbetin keyfine. Aktüroğlu 1977’de ilk Belediye Başkanlığı dönemini yaşamıştı. O sırada Belediye Başkanları yurt dışına gider gurbetçilerin yardımıyla belediye otobüsleri getirirdi. Aktürkoğlu’da Almanya’dan otobüslerle dönüyordu. Kapıkuleden geçmişti. Bundan sonrasını Mustafa Bağdikenden dinleyelim “ Belediye otobüs şoförlerinden biri gelmişti Bulgarlar otobüsleri salmıyorlarmış durum başkan Şaban abiye iletildi. Gereken yapıldı sonra otobüsler bırakıldı” ben o dönemi iyi hatırlarım Doğuş Gazetesinde Yazı İşleri Müdürüydüm Gölcüktü ilk defa belediye otobüsleri hizmete alınıyordu. Dönemin minibüsçüleri epey karşı çıkmış hatta kazan kaldırmıştı. Bana gelip Şaban abiye söyle bu işten vazgeçsin diyorlardı. Bende başkana aynen söylemiştim. Başkan dikkat et böyle söylüyorlar dediğimde o otobüsler hizmete girecek dedi ve yapılan çeşitle görüşmeler sonunda Gölcük Belediye otobüsü hizmetiyle buluşmuştu. Kaderin şu cilvesine bakın ki 12 Eylül’de Askeri Darbe oldu. Başkan Şaban Aktürkoğlu yıllarca Gölcük halkına gurbetçilerden borç para alarak getirdiği otobüslerin parasını ödedi. İşte nice konuları deştik. Pazartesi anlatmaya devam edeceğim.

 

Anneler Günü

Cennet onların ayakları altındadır. Annemize ıh dahi demeyeceksiniz. Dünyada evlatları için fedakarlıkların en büyüğünü yapan annedir. O her zaman bizim başımızın tacı gönüllerimizin sultanıdır. Minik bedenlerimizin mis kokuyla buluştuğu ilk varlık annedir. Hayatta şikayet etmez. Hiç ah demez sizlerde öyle olun ki anneniz için sonradan keşke diyecek bir şey yapmayın. Yarın anneler günü anneye verilecek olan en güzel hediye hayırlı evlat olmaktır. Yine Yüce Efendimizin dediği gibi bugün annenize bir gül verin, eğer böyle bir imkanınız yoksa gülümseyin, elini öpün hatta ayağının altını öpün. O bilsin ki evlatları onu bir anne kadar çok olmasa da gerçekten çok seviyor. Annenizin sizden beklediği budur ben deniz önce kendi anacığım olmak üzere çocuklarımın anası eşim ve tüm annelerin bu anlamlı gününü kutluyorum. Tüm annelerin ellerinden öpüyorum.

 

Hizmet Eden misiniz Edilen mi?

Bir savaş dönüşünde mola verilmiş, öğle yemeği hazırlamak isteyen ashab kesecekleri koyunun hizmetini konuşuyorlar.

Biri, ben koyunu getireyim, öteki ben de keseyim, bir başkası da et hazırlamada görev alayım, derken Allah Resulü de oturduğu yerden kalkıyor ve şöyle diyor:

Ben de ötelerden odun toplayıp da ateşi yakayım. Diyorlar ki:

– Haşa, yâ Resulallah! Siz oturun, biz hizmetin hepsini de yapar huzurunuza getiririz!

Şöyle buyuruyor Allah Resulü:

– Bilirim ki siz bütün hizmeti yapar, ayağıma getirirsiniz. Ancak ben başkaları hizmet ederken, seyirci kalmak istemem. Ben de hizmet edenler arasında yerimi almayı tercih ederim. Seyirci kalmak bana ağır gelir. Hizmet etmek mutluluk verir.

Allah Resulü hizmet edilen değil de eden olmayı böyle tercih ediyor, tüketen değil de üretenden olmayı böyle ibretimize sunmuş oluyor.

***

Bir meclis biri hakkında konuşuluyor. Biri şöyle söyledi:

– Ben onunla hacca gittim, çok ibadet eden birisidir. Her konaklamada hemen namaza durur, çok ibadet ederdi.

Biri şöyle sordu:

– Her konaklamada ibadet ederdi de devesinin yemini, suyunu kim verir, kendisinin hizmetini kim yapardı?

Cevap:

– Hizmetini biz yapardık.

– Demek ki siz ondan çok ibadet etmişsiniz! Çünkü o, hizmet edilenlerden olmuş, siz ise hizmet edenlerden.

***

Bu konuda en çarpıcı bir misal de meşhur Bağdat vaizi Yahya bin Muaz’ın kardeşine söylediklerinde. Mekke’de mücavir kalan kardeşi gönderdiği mektubunda der ki:

Mekke’de durumum çok iyi. Bir de hizmetçim var, bana çok iyi hizmette bulunuyor.

Hicri 235’in ünlü vaizi kardeşine gönderdiği cevabında şöyle ikazda bulunur:

Hizmet edilen olmakla iftihar etme de hizmet eden olmakla iftihar et. Zira hizmet edilmek Allah’a mahsustur. Hizmet etmek de kula mahsustur. Sen Allah’a mahsus sıfatla muttasıf olmayı düşünme de kula ait sıfatla muttasıf olmaya çalış.

Bizim halimiz nasıl, durumumuz nedir? Hizmet etmeyi mi tercih ediyoruz, yoksa hizmet edilmeyi mi? Allah’a mahsus sıfat mı, yoksa kula mahsus sıfat mı?

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
9 Nisan 2017
27 Kasım 2019
22 Ocak 2017
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.