DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 9°C
Yağışlı

Ercan Gülsuyu başladı

22.05.2016
1.072
A+
A-

Ercan Gülsuyu başladı

Makamlar ve mevkiler gelip geçicidir. Dünya tarihine şöyle bir bakın. Kimler gelmiş kimler geçmiş. Hepsi fani olmuş, baki olan ise şu gök kubbede hoş bir seda. Biz bilmiyor muyduk değerli dostum ve arkadaşım Ahmet Demir’in Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden alınma ihtimalinin yüksek olduğunu. Ahmet Demir benim çok yakın arkadaşım ve dostum. Bu şu demek; bizim arkadaşlığımız onun milli eğitim müdürlüğü görevi öncesinden başlar. Kendisinin İzmit’te bir süre görev yaptıktan sonra tekrar ilçemize dönmesi bir iade-i itibardır. Dolayısıyla biz onu habere çevirdik. Memnun olanların sayısı oldukçada yüksekti. Ercan Gülsuyu ise İzmit’e gitti belli ki tekrar geleceğini de biliyordu. Demir ve kendi arasında hiçbir sorun olmadığı içinde; bir ağabey kardeş edası içerisinde devir teslim töreni yaptılar. Bu son derece yakışan bir hareket oldu. İki eğitimci O gün objektiflere güzel de bir poz verdiler. Sonra ne oldu? Benim gelinim Meral, Topçular Mahallesindeki Rehabilitasyon Merkezinde görevli. Orada çok zor ve zahmetli bir işi gönülden yapıyorlar. Okulun yetkili bir görevlisi kendisiyle bir sohbet gerçekleştirmiş. Olabilir. Ercan Gülsuyu Bey bize gönül koymuş, o da olabilir. Sonra hani kendisi tekrar göreve gelirse gibi sözlerin yanına birde Meral’in o okulda görev almasında kendisinin imzasının olduğu özellikle ifade edilmiş. Ercan Bey iyi hatırlarsa o imzanın asıl sahibini de bilir. Ee şimdi geldin ne olacak? Bunu konuyla alakası olmayan bir insana anlatacağınıza adam gibi bana söyleseniz ya. Ercan bey’e küçük bir hatırlatmam olacak onunda yeri ve zamanı geldiğinde bizzat ben yaparım. Meral’e gelince seneye orda olur veya olmaz bunlar hiç önemli değil. Önemli olan şeylerin neler olduğunu dedim ya ben yeri ve zamanı geldiğinde bizzat söylerim. Siz Ercan Bey tekrar görevinize döndünüz. Kim bilir ne kadar sevindiniz ama en önemli sevinç Gölcük’te milli eğitimin çok ama çok başarılı olmasıdır. Söylediğim gibi makamlar gelip geçer kurumlar ise yaşamaya devam ederler.

 

KARTAL KUTLAMASI

Ben Fenerbahçe kongre üyesiyim. Beşiktaşlı kardeşlerimle iddia ya girmiş ve onlara söz vermiştim. Şampiyon olursanız kutlamanızı gazetede yaparız siyah beyaz pastayı burada hep birlikte keseriz. Bu lafı Serhat Yeğenim unutmamış, malum Kartal da şampiyon oldu. Ben kendisini arayıp kutladım. Oda bana “Nurettin amca pasta kesmeye hazırımsın?” dedi. Kendisine “Eyvallah yeğenim, siz pastayı hazırlayın dükkân sizin” dedim. Dediğimi de yaptım, güzel bir pasta yaptırmışlar. Beşiktaş bayrağını da kaptıkları gibi gazeteye geldiler. Masayı hazırladık. Kartal Bakışı yaparak şampiyon Beşiktaş tezahüratları eşliğin de pastayı kestik. Ve afiyetle yedik. Ne yapalım söz sözdür. E zaten bizim Vecdi’yle Afşin Beşiktaşlı gazeteden Haluk da Beşiktaşlı sıkıntı yok. Kenan Tan, Ayhan Şöhretli, Yusuf Uludağ, Can Gönenç, bize sıkı bir hava yaptılar. Ama ben Fenerbahçe’nin kongre üyesi olarak üzüntüm büyük olsa da verdiğim sözün bahtiyarlığını yaşadım. Adnan Kinvan’ın oğlu Ozan da bize epey afra tafra yaptı. Oda Beşiktaşlı ya. Olsun bu sene böyle, bakalım önümüzdeki sene ne olacak? Eğer biz şampiyon olursak o zamanda aynı kutlamayı Beşiktaşlı dostlarla yapmak üzere bir kez daha Kartalın şampiyonluğunu kutlarım.

 

Mürşidin Hikmeti

Hikâye olunduğuna göre, Van’ın Gürpınar kazasından bir zat, Nehrî kasabasına gelerek Tâhâ’l-Hakkârî hazretlerine talebe olmak istedi. Nihayet ısrarı ve muhabbeti sebebiyle kendisine mânevî ders tarif edildi ve bir tesbih de hediye olarak verildi. Büyük bir sevinçle memleketine döndü. Derslerine şevkle devam ediyor, gönlü huzur ve feyizle doluyordu. Bir gün hayvanlarına kurt saldırmış, büyük bir kısmını telef etmişti.

Şeytan:

“-Bu hocaya bağlanmak sana yaramadı, uğursuz geldi.” diye vesvese verdi.

Gün geçtikçe bu vesvese giderek artıyordu. Nihayet bu tâlihsiz talebe aldığı dersi bırakmaya karar verdi. Tâhâ’l-Hakkârî hazretleri’nin huzuruna vararak, verdiği dersi artık bıraktığını söyledi. Daha önce kendisine hediye ettiği tesbihi de geri iade etti.

Aradan yıllar geçmişti. Bir öğle vaktiydi. Tâhâ’l-Hakkârî hazretleri namaza kalkarken, birden mübarek ellerini heybetle uzatıp:

“-Def ol, yâ mel’ûn!” dedi ve sonra namaza başladılar.

Namazdan sonra halîfelerinden biri:

“-Efendim, mübarek ellerinizi uzatmadaki hikmet ne idi?” diye sordu. O da:

“-Bir zamanlar, bizi seven bir mürîdimiz vardı. Ölüm döşeğinde yatıyordu. Şeytan ona musallat olmuş, îmânsız gidecekti. Yanından şeytanı kovduk, imanla göçtü, elhamdülillâh.” dedi.

Halîfesi devam ederek:

“-Efendim, çok affedersiniz! Bir gün sizinle beraber otururken biri gelmişti. Verdiğiniz dersi artık bıraktığını söyleyerek, hediye ettiğiniz tesbihi de geri vermişti. Acaba bu, o adam mıydı?” diye sordu. Tâhâ’l-Hakkârî hazretleri de cevap verdi:

“-Evet, o adamdı. Bir zamanlar bize muhabbeti vardı. Bu muhabbeti sebebiyle ona vefâkâr davrandık.”

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.