DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 11°C
Az Bulutlu

ŞEHİT HABERLERİ

13.05.2016
837
A+
A-

Bugün ülkemizin en büyük sorunu terördür. Dün bir arkadaşım geldi, sinirden saçları dik dik olmuştu. Selam sabah etmeden “Şu televizyonları açmak istemiyorum” dedi. Belliydi, ne söyleyeceği. Şehit haberleri. “Bir anda hain saldırılar sonucu kurulan pusular sonucu vatan evlatları şehit olup göçüp gittiler. Türkiye hala birbiriyle kavga eden siyasileri ibretle izliyor. Kilis’te insanlar sokağa çıkamıyor, göç başlamış. Kilisli kurtarın bizi diye gazetelere ilan veriyor. Sancaktepe’de bomba patlıyor, Güneydoğu’da alçaklar, piyonlar, vatan hainleri, aslında Türk milletine saldırıyorlar. Ülkenin en çok birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğu dönemde bu duyguları pekiştirecek adımlar atmamız gerekirken, biz birbirimizle kavga ediyoruz. Ağır hakaretler, ağıza alınmayacak sözler, bunların tamamı 78 milyon insana, vatan evladına örnek olması gereken siyasilerin ağzından çıkıyor.” Arkadaşım televizyon seyretmek istemiyorum demekle haklı. Her gün her dakika şehit haberleri alıyoruz, analar ağlıyor, ocaklar sönüyor. Daha doğmamış bebelerle minicik yavrular yetim kalıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir ortamda siyasiler kıyasıya kavga edebilir mi? Milletin beklediği bir milli mutabakat ortamının oluşmasıdır. Sokakta gezen insan, can güvenliğinin endişeni taşıyorsa, çuvallarla paran olsa ne yazar. O halde etmeyin, eylemeyin beyler! Herkes söz konusu vatansa, gerisi teferruattır deyip, vatan ekseninde buluşsun. Bu atan hepimizin, o halde milletin sizden beklediği adımları atın. Kol kola girip, birlik ve beraberlik mesajları verip sen ben kavgası yapmadan Türkiye’nin maddi ve manevi güvenliği için, refahı ve mutluluğu için memleketin önünü açın. Aksi takdirde bu kavgalar devam eder. Şehit haberleri de gelmeye devam ederse, tarih sizi ne diye yazar şöyle bir düşünün bakalım.

 

KAVUK EL DEĞİŞTİRDİ

Türk Tiyatrosunun ilk Kavuğunu Hasan Efendi takmıştı. O İsmail Dümbüllü’ye devretti. Ardından meşhur Kavuğun sahibi Münir Özkul oldu. Büyük üstat hala hayatta o da yeri ve zamanı geldiğinde Kavuğu Ferhan Şensoy’a devretti. Önceki gün İstanbul’da güzel bir tören gerçekleştirildi. Yıllardır o Kavuğu hakkıyla taşıyan Ferhan Şensoy’da Türk Tiyatrosunun Kavuğunu Rasim Öztekin’e devretti. Demek bu işler böyle yürüyor, Kavuk sürekli el değiştiriyor. Yeri ve zamanı geldiğinde Kavuk onu en iyi şekilde temsil edeceğine inanılan ustaya veriliyor. Ferhan Şensoy’u Kavuğun devir teslim töreninde mutlu ve huzurlu gördüm. İçi rahattı. Kavuğu devralan Rasim Öztekin ise oldukça heyecanlıydı. Gözleri doldu, Kavuğu teslim aldıktan sonra layık olmaya çalışacağını söyledi. Şimdi Rasim Hocanın yükü ağır. Kavuğun sorumluluğu büyük. Ama ben Rasim Öztekin’in o Kavuğu layıkıyla taşıyacağına inanıyorum. Yeri ve zamanı geldiğinde Rasim Hoca da Kavuğu devredecek. Ne kadar enteresan değil mi? Şu Türk Tiyatrosunun zarafetine bakın. Kimse “Kavuğun sahibi benim” deyip evinde saklamamış, onu en güzel şekilde taşıyıp yeri ve zamanı geldiğinde devretmesini bilmiş. Bu bir kültürdür, keşke siyasilerde de aynı kültür olsa. Ve şunu hiç aklından çıkarmasalar bu dünya Sultan Süleyman’a kalmamış size de kalacak değil ya.

Zorba ile Avcı

Vakti zamanında zayıf nahif bir avcı deniz kenarına balık avlamaya gider. Epey bir zaman oltasını suların karanlığında dolaştırdıktan sonra en nihayet kısmetine bir tek balık yakalar.

Balık avcısı kısmetine razı olan bir eda ile gülüş cümbüş, sıcak aile yuvasına, çocukların yanına dönerken yolda rastladığı gözü pek bir zorbanın hücumuna uğrar. Zorba bütün yalvarış ve yakarışlarına bakmaksızın, onun çocuklarını sevindireceği bir tek balığını yakaladığı gibi elinden alıp yollanır. Zavallı avcı da arkasından bakakalır.

Bütün bir gün boyu avlanmasının karşılığında tutabildiği bir tek balığını, bir zorba sadece kendisinden güçlü kuvvetli olduğu için zorla elinden almıştır. O emek vermiştir, fakat eli boş dönmekte, zorba ise hiçbir zahmete katlanmaksızın, sadece bilek kuvvetiyle hazıra konmakta. Bir yanda çalışan, fakat eli boş dönen; öbür yanında çalışmadan elini dolduran! İşte balık avcısı kafasında böylesine düşüncelere at oynattırırken kılı kırk yaran yüce Allah’ın adaletine sığınarak basar bedduayı. “Ey Rabbim!” der. “Beni zayıf nahif yarattın, o zorbayı ise güçlü kuvvetli. Hatta o kadar ki kendi öz emeğimle yakaladığım bir tek balığımı zorla elimden aldı. Ne olur, yaratıklarından birini ona musallat et de ondan benim hakkımı alsın! ve ona öyle bir ders ver ki, tüm müslümanlara ibret teşkil etsin.” Zavallı balıkçı beddua ede dursun. Zorba, balıkla evine döner ve balığı iyice bir pişirtir. Sofraya konduğunda iştahlı iştahlı yemeğe başlar. Doha henüz bir parça koparmak üzere iken, Allah’ın hikmeti, parmağına bir kılçık batıverir. Zorba, yemeği memeği bırakmış derin bir acı saran parmağının derdine düşmüştür. Mikrop kapan parmağın yarası öylesine hızla gelişir ki, kısa süre içinde bütün kolunu kaplar. Artık kol kangren olmak üzeredir. Nereye başvursa bir derman bulamaz. İşte zorba, bir balık çalmanın neticesinde başına gelen belanın yakıcı ıstırabıyla yanıp tutuşurken bir gece rüyasında ilâhî bir ses duyar: “Ses der ki: “Ey zorba, git çaldığın balığın sahibini bul ve ona hakkını ver ki sen kangrenden kurtulasın.”  Sabah olup da uyanınca zorbanın ilk işi balığın sahibini bularak ona elinden zorla aldığı balık karşılığında hakkı olan parayı ödemek ve onunla helalleşmek oldu. Ondan sonra da kolu iyileşerek eski sıhhatine kavuştu.

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.