DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 31°C
Az Bulutlu

ABİ SEN PARELELCİ MİSİN?

21.06.2016
1.077
A+
A-

Şu paralel lafı öyle fazla kullanılmaya başladı ki kim kime kızsa, sen paralelci misin der hale geldi. Biz paraleli maraleli bilmeyiz. Bizim evin balkonunda oturuyoruz, Şevket Abim, kardeşim Nebiye, damat Hakan, ben, eşim Canan sohbet ediyoruz. Nebiye birden Şevket Abime dönerek “Abi Sen Paralelci misin?” dedi. Gülüşmeye başladık. Ben “nerden çıktı bu?” dedim. Nebiye “E Bahçeli Meral Hanıma Paralelci diyor ya, Şevket abimde Meral Hanımı tutuyor ya” cevabını verdi. Abim başladı anlatmaya “Elli yıl önceydi, amiral sağlam caddesinde tek katlı binalar vardı. Rahmetli Vecdi abim, Metin abi, Mehmet abi CKMP yani Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin tabelasını asmışlardı. Sonra adı MHP oldu. Liderimizde merhum Başbuğ Alparslan Türkeş. Biz bu hareketten hiç zik zak vermedik, hep aynı yolda devam ettik. O gündür bugündür de yolumuz ve çizgimiz bellidir. Bu memlekette paralelci diye adlandırılacak en son aile de bizim ailemizdir” dedi. Şevket abim uzun uzun konuşmuştu. Kardeşimiz Nebiye’de zaten onu espri olsun diye söylemişti. Biz gülüştük. Sonra Nebiye’nin eşi Hakan fırladı, “Abi sen pararlelci misin?” dedi. Bu defa Şevket abim gözüyle beni işaret ederek “Bak kardeşim Nurettin milli orduya kurulan kumpasta ordunun yanındaydı. Kumpası kim kurdu? Paralelciler.” Bende Nebiye’ye hadi kız bu kadar yeter abimi sinirlendiriyorsun dedim. Şunu söylemek gerekirse, bizim içtiğimiz su belli. Aldığımız terbiye belli, çizgimiz belli. Neticede biz bu memlekette yaşadığı sürece herkes tarafından sevilen ve sayılan Vecdi Verit’in kardeşleriyiz. Bizim tek yörüngemiz vardır, ay yıldızlı bayrağın etrafında dönmek. Tek ülkümüz vardır, büyük Türkiye. Biz vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin milliyetçi muhafazakar sosyal adalete inanan özgürlüklere inanan evlatlarıyız. Bir siyasi hareketin, rahmetli Başbuğ geleneklerine sığmayan ve yakışmayan tablolarıyla karşı karşıya kalan MHP’de herkes çok iyi biliyor ki bu memlekette MHP koalisyonda olsa iktidarı yakalamasına rağmen 12 Eylül öncesinde milliyetçi cephe hükümetlerinde yer almasına rağmen bu aile bütün bu gelişimleri kendi lehine bir rant olarak hiç bir zaman değerlendirmemiştir. Dolayısıyla Meral Akşener’e karşı paralelci söylemleri bugün onun ardından giden, inanan, milyonlarca ülkücüyü de rahatsız etmektedir. Demek ki herkes ağzından çıkan lafı iyi bilip iyi düşünecek, koltukları korumak adına aynı davanın savunucularına ülküdaşlara yanlış ithamlarda bulunmayacak.

 

İFTAR SOFRALARI

Orası bir bereket sofrasıdır. Masanın üzerinde nelerin olduğu hiç önemli değil. Hani şu bakıp ta yiyememek, kana kana susayıp ta içememek var ya, ne kadar büyük bir nefis terbiyesidir. Yüce Yaratanın rızasını kazanmak için tutulan oruçta sofraya ister un çorbası ister yarım buğday ekmeği ister bir kaç zeytin bir kaç domates bir kaç salatalık gelsin, hiç bir şey fark etmez. On bir ayın sultanı denen ramazanda terbiye edilmesi gereken nefisler doyması gereken de mideler değil, gönüllerdir. Kimi sofralarda bal börekler kaymaklar biftek pirzolalar en pahalısından gıdalar, hatta rus havyarları dahi olabilir. Menünün pahalı zenginliği ve çok çeşitliliği hiç bir zaman Ramazanda kurulan sofraların manevi değerine bir fazlalık getirmez. Sırf Allah rızası için kuru ekmek suyla tutulan oruçlar o zengin sofraların katbekat üstünde bir değer taşır. Gösteriş için kurulan iftar sofraları sadece ve sadece bir fantezi olarak mutlaka günü geldiğinde önünüze gelecektir. Çünkü ramazan bir fantezi ayı değildir, bir fazilet ayıdır. Rahmet ve bereketi sadece Allah tarafından takdir edilen, sadece Allah için canı gönülden tutulan oruçların yine Rabbim tarafından değerlendirilecek ulu bir çınardır. O çınar ki devasa manevi bir alanıyla milyarların altında huşu ile durduğu aç karınların gurul gurul guruldamasına rağmen nefsine yenilmediği ulu bir çınardır. O çınarın gövdesinde dallar fazilet diye eser, yapraklardan o sesleri duyarsınız. Ne mutlu o ulu çınarın altında rahmet ve faziletini bilerek duranlara. Ne mutlu on bir ayın sultanı mübarek ramazanın kadir ve kıymetini bilenlere. İftar sofraları neticede herkesin gönlüne göredir. Herkesin gönlüne göre olsun. Hani derler ya benim için ne düşünüyorsan Allah sana iki katını versin. Artık yavaş yavaş arzı veda dönemine girdiğimiz Ramazan’ın idrakinin manasıyla devam etmesi dilek ve temennilerimle.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.