DOLAR 7,8341
EURO 9,3455
ALTIN 455,43
BIST 1.343
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 18°C
Parçalı Bulutlu

HEYBENDE NE VAR?

05.06.2016
865
A+
A-

HEYBENDE NE VAR?

Dün yaşlı bir adam geldi. Adı Hüseyin. “ Ben Hüseyin” dedi selam verip oturdu. “Hayırdır, Hüseyin ağabey” dedim. Döndü bana “ Yegen, dedi, şurada bir şeyler yiyebilir miyim? ”. Şaşırmıştım, Allah Allah dedim kendi kendime. “Buyur ye dayı, sana ne söyleyeyim” dedim. Heybesini önüne aldı, içinden bir domates, küçük bir ekmek, birkaç tane de zeytin çıkardı. ”Ben heybemdekileri yerim yegen” dedi. Bir çay söyledim, yemeğini oracıkta yedi. Sonra bana dönerek “Bak yegen; sen, sen ol heybende ne varsa onu ye, başka bir şey insan olanı sıkar”. Epey sohbet ettik, sağdan soldan konuştuk, eski Ramazanlardan bahsettik, hurma ile başlayıp, hurma ile devam eden Ramazan günlerini andık. Bir tas çorba, sıcak bir yuva ve gırtlağından geçen helalinden lokma. Güngörmüş, saçı sakalı aklanmış, yılların tecrübesi, ihtiyar delikanlı sonra hadi bana eyvallah deyip çekip gitti. Heybeler böyledir işte içinde kimi zaman kuru ekmek. Kimi zaman birkaç domates, belki biracık peynir işte heybedeki helalinden lokmalar. Uzun zamandır heybeli adam görmemiştim pek hoşuma gitti. Bugün heybelerin yerini banka cüzdanları, kocaman kocaman bavullar, en kralından arabalar gibi maddi ölçüsü yüksek ne varsa o almış. Şöyle etrafına bakarsan heybesinde o ihtiyarın lokması gibi nimetle olmayanlar dünya nimetlerine dalmış gidiyorlar. Belki para çok, belki sırf havalar. Ne olursa olsun yüzlerinde nur yok. Aynen öyle ahali onların suratına bakarken güneşi değil, zifiri karanlığı görüyor, kömür gibiler. Paranın getirdiği itibarın ne kadar geçici olduğunu musalla taşına geldiklerinde görecekler. Bak önceki gün değerli arkadaşım Zekeriya Savaş’ın iyiliksever ve mümtaz bir insan olan babası Sefer amcanın cenazesindeydik. Caminin içi, dışı, bahçe, yan bahçe, her yer doluydu. Hoca cenaze namazı öncesinde Sefer amcadan övgü ile bahsetti. Acaralılar mahallesinin kurulmasında, caminin yapılmasında, kuran kursunun açılmasında, olağanüstü hizmet ve gayretlerini anlattı. Sonra sordu. “Sefer amcadan razı mısınız?” dedi. Yer gök “razıyız” diye inledi. Belli ki insan seslerine gökteki meleklerinde sesi katılmıştı. İşte Sefer Savaş amca ahrete heybesinde bu güzellikler ile gitti. Ey dünya malına tapmış gaflet ve delalet içinde olanlar, şu mübarek günlerde önemli olanın heybenin içindekilerin ne olduğunu bilmektir. Varsa orada şükür bil ki heybe doludur. Yoksa şükür ne verirsen ver, ne dağıtırsan dağıt, hikâye. O halde dök bakalım heybenin içindekileri, kur bakalım sofranı, bak bakalım onun içinden neler çıktı, neler geldi sofrana. Eğer ağzın yediklerinden tat alabiliyorsa ne ala. Eğer yediklerin bal, börek, kaymak dahi olup da tat alamıyorsan bak işte o zamanda ne fena.

 

Deli Dolu Aktığın İçin

Sıcak bir yaz günü, Nasreddin Hoca seyahate çıkmış. Yol kenarındaki hayrat çeşmeden su içip, elini yüzünü yıkayıp biraz serinlemek ve Abdest tazelemek istemiş. Bakmış ki çeşmenin borusuna bir odun parçası tıkalı. Odun ıslanıp şiştiğinden yerinden kolay çıkmıyor. Hoca epeyce uğraşmış, baya zorlamış ve tıkaçı kuvvetle çekerek çıkarmış. Kenara çekilmesine fırsat kalmadan, tazyikli bir şekilde borudan fışkıran su elbiselerini ıslatmış. Hoca çeşmeye şöyle bir bakarak söylenmiş;

– “Anlaşıldı, anlaşıldııı! O kazığı böyle deli dolu aktığın için ağzına tıkamışlar!”

 

ORUÇ FARZ SAHUR SÜNNET

Adamın biri hergün hanımını zorlayarak sahura kaldırıyor yemek

hazırlatıp sahur yiyormuş sonrada orucu. Bir gün, beş gün bu böyle

sürerken;

-kadın artık dayanamamış ve ;ula herif sende hiç vicdan yok mu

Orucu tutmuyorsun bana zorla sahur hazırlatıyorsun demiş

-adam; oruç farz.sahur yemek sünnet değilmi diye sormuş

-kadın; evet demiş

-adam; e hanım farzı yapmıyorsak sünneti demi yapmayalım demiş.

 

 

RAMAZAN BAŞLAMIŞ

Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen

bir tiryaki, hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp

perdeleri de sımsıkı örter: geceleri mahalle kahvesine giderken de

başını önüne eğermiş, nasılsa bir su birikintisi içinde hilalin aksini

görünce ürkerek şöyle demiş: – Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin, anladık işte ramazan

başlamış!..

 

TEMEL ORUÇ TUTARSA

Dini bütün Temel, Ramazan günü Sultan Ahmet meydanında aç susuz sabırsızlıkla biran önce iftar vaktinin gelmesini beklemektedir. Günes tepede, Temelin dilini damağını kurutmaktadır. Derken bir turist kafilesi gelir, içlerinden birkaçı oradaki satıcılardan irice bir karpuz alır ve Temel’in gözü önünde

şapır şupur yemeye başlarlar. Bir süre sonra bizimki yerinden kalkar usulca yanlarına yaklaşır ve kulaklarına eğilerek,”Uy, dininizun kiymetini pilesinuz ha!” der.

 

ORUÇ TUTAYIM DİYE

Aylardan Temmuz. Günler oldukça sıcak ve uzun. Aylardan Ramazan. Sabah erkenden başlayıp, gün boyu tırpanla ot biçmiş Tonyalı. Hararetten, dili bir karış dışarıda varmış evine. Kafaya takmış, orucu bozacak ama arkadaşı bırakmıyor: – Orucunu bozma, aha şunun şurasında akşama ne kaldı ki?

Bir punduna getirip bozmuş orucunu Tonyalı. Arkadaşı: –Ne yaptın? Nasıl bozdun orucu? Deyince cevap vermiş Tonyalı: –Baktum ki, orucu bozmazsam susuzluktan öleceğum. Ölürsem

bir daha Allah için oruç tutamayacağum. Dedum, ey Rabbum, yaşayup senin için oruç tutayim diye orucumu kestum.

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.