DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 3°C
Yoğun Kar Yağışlı

KEZEK “HİÇ EĞİLİP BÜKÜLMEDİ”

KEZEK “HİÇ EĞİLİP BÜKÜLMEDİ”

Cem Aziz Çakmak İstanbul’da anıldı

Balyoz Davası’ndan yargılanan ancak daha sonra beraat ederek tüm sanıklarla birlikte suçsuzluğu kanıtlanan Amiral Cem Aziz Çakmak, İstanbul’da düzenlenen törenle vefatının birinci yılında anıldı. Emekli Koramiral Atilla Kezek, Çakmak Paşa’nın anma töreninde yaptığı konuşmada, “O hiç eğilip bükülmedi” dedi.

Kezek, “Cem sadece bugün değil her zaman aklımda”

Atilla Kezek’in konuşması şu şekilde: “Başta Çakmak Ailesi olmak üzere herkesi  saygı  ile  selamlıyorum. Geçen yıl 4 Temmuz günü sevgili kardeşim, silah arkadaşım  Amiral  Cem Aziz  Çakmak’ı burada  İstanbul da  toprağa  vermiştik. Zaman hızla geçiyor, bir yıl olmuş. Biz bugün sabah saat 10:00’da  Ankara’dan  minibüsle, altı saatlik  bir  yolculuk  yaparak  buraya  geldik. Doğal olarak yol boyunca Cem Çakmak vardı aklımda. Özellikle son seneler ve hastalık dönemi yeniden bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Sanmayın ki Cem bugün geldi aklıma, aramızdan ayrıldığından beri hiç gözümün önünden gitmiyor. Bazen rüyalarda konuşuyoruz. Özellikle hastane döneminin hemen her gününü birlikte geçirdik.”

“Cem asla eğilip bükülmedi”

“Biliyorum burada herkesin onu çok sevdiğini ve onunla birçok anılarınız olduğunu. Ama bende ki güzel  anıların  yerini  içinde, hastalık, komplo,  ihanet  olanlar  aldı. Birkaç yıl gerilere gittim yol boyunca.2010 yılıydı.  Silahlı Kuvvetler olarak,  birbirimize şüphe ile baktığımız, birbirimizi sorguladığımız günlerdi. Ülkenin dört bir yanından Amiraller Ankara ya çağrılmıştık. Merkez Orduevi’nin lobisinde toplanmış ne için çağrıldığımızı çözmeye çalışıyorduk. Bir ara yanıma Cem oturmuştu. “ Komutanım büyük bir tezgâhla karşı karşıyayız işin içinde dost bildiğimiz üniformalı hainler de var. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, ateş olsalar düştükleri yeri yakarlar “ demişti. Daha o gün bu sürece hazır olduğunu,  hiç eğilip bükülmeyeceğini göstermişti.”

“O günleri unutmak mümkün mü?”

“Biz amiraller ordusu ertesi gün ikişer ikişer Genelkurmay’a gidip dost sorgusuna tabi tutulmuştuk. İfadeleri kendisi de daha sonra başka bir davadan tutuklanacak olan Genelkurmay İstihbarat Başkanına vermiştik. O da almıştı. Sevgili Fatih Ilgar hatırlar bizde onunla birlikte girmiştik sorguya. O günleri unutmak mümkün mü?”

“Cem Çakmak ile aramızda özel bir bağ vardı”

“2011 Ağustos unda Deniz Eğitim Komutanlığı’na atandım. İstanbul’a geldim. Sabah bugünkü Deniz Kuvvetleri Komutanı’ndan görevi teslim aldım. Öğleden sonra makama oturmadan, o gün Gata’da ameliyattan çıkmış olan Cem Çakmak’ı eşimle birlikte ziyarete gittim, biraz şakalaştık. Top oynamayı unutmuşsun diye takıldım. Sonra artık İstanbul da olduğumu daha sık görüşeceğimizi söyledim. Bana “Komutanım karar aldık görevdekilere çıkmayacağız. Ne olur gelmeyin size öyle bir şey yapmak istemem” dedi. Cem Çakmak ile aramızda özel bir bağ vardı ve bana o dönemde görevde olmama rağmen hiç ön yargılı davranmamıştı.”

“Cem Çakmak çok güçlü ve cesur bir adamdı”

Böyle birçok olay geçti aklımdan ya da, sonra o lanet olası hastalık dönemi geldi hatırıma. Cem Çakmak öyle güçlü, öyle cesur bir adamdı ki tedavi sürecinde olumsuz giden bir şeyler olduğunda söylemeye çekinen doktoruna cesaret veriyor,  bizleri ve doktorlarını teselli etmeye çalışıyor,  sanki hasta olan bizmişiz gibi,  o bize moral veriyordu. Onun yaşam için verdiği mücadeleyi asla unutamam. Ama zaman zaman iniş çıkışları da oluyordu.

‘Ben ona “Bak Cem sakın kendini bırakma, bu işin tedavisi beyinde,  kuyruğu havada tut “ derdim’

“Her gün hastaneye gittiğimiz günlerdi. Ben ona “Bak Cem sakın kendini bırakma, bu işin tedavisi beyinde,  kuyruğu havada tut “ derdim. Bir gün ailece grip olduk, Cem’e bulaştırmaktan korktuğumuz için 2 gün evden çıkmadık. İlk gittiğimizde bana “Komutanım, kendinize iyi bakın, ben sizi her gün burada görmeye alıştım görmezsem fişi çekerim ha“  demişti.”

‘Cem’i hasta eden şey “İhanet“ ve  “dostların sessizliği “ idi’

“Çok şeyler paylaştık Cem ile hastane odasında. Cem’i hasta eden şey neydi biliyor musunuz ?                   “İhanet“  ve  “dostların sessizliği “ kendini sırtından vurulmuş gibi hissediyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kendisine ve  arkadaşlarına  sahip  çıkmadığını  düşünüyordu.”

“Milli Orduya Kumpas kuruldu “ demişti

“Haksız da değilmiş, bakın yıllar geçti, Milli Güvenlik Kurulu karalarına bile girmiş, Cumhurbaşkanı’nın her konuşmasında dile getirdiği “ CEMAAT”, “PARALEL YAPI”  kelimeleri,  Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bir kez bile telaffuz edilmedi. “ TASFİYE “ kelimesi bir kez bile söylenmedi. Başbakan yardımcısı  “Milli Orduya Kumpas kuruldu “ demişti,  Genelkurmay’ın Balyoz sonrası yaptığı açıklamasına bakın,

‘Türk Silahlı Kuvvetleri olarak  hukukun üstünlüğüne saygı  gereği ve  adil  yargılanma   ilkesi  çerçevesinde  söz  konusu  yargılamanın hakkaniyete  uygun  neticeleneceğine  olan  inancımız  sürekli  muhafaza  edilmiş,  verilen  karar  ile  bu  yöndeki  inanç  ve  beklentilerimizin  haklılığı  ortaya  çıkmıştır.”Pes doğrusu “Hakkaniyete  uygun  olarak  neticelenmiş??? MURAT  ÖZENALP öldü  CEM  ÇAKMAK  hapiste kanser oldu. Ya bu süreçte kaybedilen ana babalar???? Tarih 1 Nisan 2015 idi. Basın  açıklamasını  götürüp hastane odasında  Cem e  okudum.  1 Nisan şakası yapıyormuşum gibi baktı yüzüme. “Adil yargılanmışız” dedi “ Onlar haklı çıkmışlar” dedi. Acı bir gülümseme vardı yüzünde. Bugün  sonuç  ortada  Donanma   Komutanlığı  karargahında  döşeme  altına  belge  gömenler, I.Ordudan  gizli  belgeleri  çıkartıp  servis  edenler  ve  onların  işbirlikçileri  halen  ortada  yok. Ömer DİKEN, Ali Efendi PEKSAK, Savaş KIRBAŞ, Süleyman PEHLİVAN, Bilal BAYRAKTAR, Hüseyin KAPLAN ve diğerleri  halen  görevdeler..Şimdi  ben  bu  anma  gününde  bunları  neden   söylüyorum ? Çünkü CEM  ÇAKMAK’ı,  MURAT  ÖZENALP’i,  ALİ  TATAR’ı onlar  öldürdüler.’

“Bulun onları öldürenleri, bulun onları tasviye edenleri”

Bugün komutan olanlar o günleri birebir yaşadılar. Haydi buyurun göreve. Bulun onları öldürenleri, bulun onları tasviye edenleri. Tabii tasviye edildiklerini düşünüyorsanız. Komutanlık ara sıra er koğuşuna inip askerlerle karavana yemek değildir. Sayın Komutanlar  sessiz  kalmayın  konuşun,Yoksa  herşeyi,  oluruna  bırakıp “ Adalet  topaldır,  ağır  ağır  yürür,  fakat  gideceği  yere  er  geç  varır “  mı  diyeceksiniz. Şunu unutmayın! Yapanlar bir yana ama  her şey   bittiğinde  hatırlanacak  olan  düşmanlarımızın  değil,  silah  arkadaşlarımızın  sessizliği  olacaktır.Sevgili  dostlar,Amiral Cem Çakmak gitti,  giderken kin ve nefret dolu olarak değil,  ama sessiz kalanlara dargın olarak gitti.Neyse ki,    tören  mangasındaki Mehmetçiklerin  tetikçi  gazeteciler  tarafından  denetlendiğini  görmeden  gitti. Neyse ki,  Mustafa Kemal’in Ordusu’nun Arap Şeyhleri önünde resmi  geçit  yaptığını  görmeden  gitti. Görseydi,  bir kez daha hastalanırdı.

“Gittin mi büyük gideceksin, Cem’de öyle büyük gitti işte…”

“Gittin mi büyük  gideceksin,  ayrılık  bile  gurur  duyacak  seninle “   demişti   şair   CAN YÜCEL, Amiral  Cem  ÇAKMAK ayrılık  bile gurur  duyuyor  seninle,Tıpkı  ailen  gibi, Dostların  gibi, Dolaştığın  engin  denizler  gibi, Sen hep  bizimle  olacaksın.Ruhun  şad  olsun.”

1. sayfaya 13497597_1209218502452485_5327651933298426353_o

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.