DOLAR 6,8261
EURO 7,5680
ALTIN 380,93
BIST 105.520
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 19°C
Gök Gürültülü

KRALİÇENİN GÖZYAŞLARI

26.06.2016
778
A+
A-

KRALİÇENİN GÖZYAŞLARI

İngiltere Kraliçesi Elizabeth’e Üsküp’ten Triliçe tatlısı götürdüler. Kraliçe şaşırdı. Şöyle bir baktı, Triliçe’nin üstü kırmızı içi bembeyaz. “Bu ne?” diye sordu, Üsküplüler “Bu bir tatlıdır, balkanlara mahsus, bir Türk tatlısı. Sizin de isminizle uyumlu olduğu için dedik ki kraliçe Triliçe yesin de ağzı tatlansın.” Kraliçe Elizabeth, “bu tatlı Türk Bayrağını andırıyor, kırımızı beyaz” dedi. Sonra gözleri doldu, biz Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmemesi için uğraşırken siz bana Triliçe getirdiniz” dedi. E biz öyleyiz. Kimseye düşmanlık beslemeyen bir milletiz. Bize taş atana biz ekmek atarız. Kraliçenin göz yaşları bir iki damla Triliçenin üzerine düştü. Hayat ne kadar enteresan ve acımasız. Avrupa Birliğinin altın kurucusundan bir tanesi de İngiltere. Ne dramatiktir ki, o birlikten ilk ayrılan da “Türkler 3000 yılına kadar AB’ye giremez” demişlerdi. Gemiyi ilk onlar terk ettiler. Şimdi oy verenler de şaşkın. Pişmanlar. Biz ne yaptık diyorlar. Gördüler ki, bu iş İngiltere’ye hiç yaramayacak. Üzerine güneş batmayan ülke diye söylerler İngiltere için. Adına birleşik krallık derler. Galler, İskoçya, İrlanda ve İngiltere oy dağılımına baktığınızda İskoçlar ve İrlandalılar, Avrupa Birliğinde kalmaktan yana oy kullanırken, İngiltere ve Galler çıkalım dedi. Bu çıkış nasıl bir kaçıştı ki, şimdi keşke kaçmasaydık diyorlar. Özü Hristiyan birliği olan Avrupa Birliğinin hantallaşmış yapısı bugün ret oyuyla kırmızı kartı görmüş durumda. Hani ekonomide bir kural vardır, ilk giren son çıkar diye. Tam tersi oldu. Ekonomik kurallar da altüst oldu. İlk giren gemiyi terk eden ve ilk çıkan olarak tarihe geçti. Başkent Londra’da yüzbinler bağımsızlığımızı ilan edelim diye imza toplamaya başladı. Bu aslında büyük Britanya Krallığının da yani birleşik krallığın dağılma sürecindeki ilk sinyalleridir. Bizde bir atasözü vardır, ne ekersen onu biçersin diye. İngiltere ektiğini biçerken, sıra Avrupa Birliğine de gelecek. Bak Hollanda İngiltere gibi referandum yapmayı düşünmeye başladı bile. Hadi bakalım kolay gelsin.

 

PİDECİ HÜSEYİN’İN BABASININ DÜŞÜNDÜREN ÖYKÜSÜ

Gölcük’te yaptığı pidelerle nam salan güzel bir kardeşimiz var, adı Hüseyin. Biz ona Pideci Hüseyin deriz. Babası geçirdiği ameliyat sonrasında zor anlar yaşıyor. Arkadaşlarıyla birlikte caminin kahvesinin önünde otururken, yanlarına bir adam gelmiş. Elinde bir çanta “Derdi sıkıntısı olan var mı?” deyince, Hüseyin’in babası dişlerinden zoru olduğunu ifade etmiş. Çakma ve ehliyetsiz dişçi adamcağızın ağzındaki dişleri çıkarmış, sonra başka diş takmış. “Nasıl amca memnun musun?” deyince o ilk anın şokuyla veyahut rahatlığıyla adamcağız “memnunum” demiş. Çakma dişçi yani çantacı “iyi öyleyse ver o zaman beş yüz lira” demiş. Adamcağız “üzerimde yüz lira var, gel üstünü eve gidelim orada vereyim” demiş. Tutmuşlar Pideci Hüseyinlerin evinin yolunu vardıklarında kapıyı çalmışlar. Çantacı “işte babanız dişlerini yaptım bana beş yüz lira vereceksiniz” demiş. Hüseyin ve ailesi itiraz etmişler, “olur mu öyle şey?” demişler. “Sen dişçi misin, nereden çıktın? Bu nasıl iş?” demelerine rağmen babası verin parasını deyince iki yüz elli lira verip çantacıyı göndermişler. Aradan bir iki gün geçtikten sonra sıkıntılar başlamış. Hüseyin’in babası hiç rahat değil. Tutmuşlar bir diş kliniğinin yolunu, yeni dişlerini yaptırmışlar. Olayı da diş hekimine anlatınca hekim bey “olmaz öyle şey, bu nasıl iş ilk defa böyle bir şey duyuyorum” demiş.

Olur kardeşim olur. Ortalıkta böylesine art niyetli ve ehliyetsiz insanlar oldukça olur. Hüseyin’le gazetemizin önünde karşılaştık. Bu hikayeyi bana anlattı. Dedi ki; abi yaz ki başkaları da kanıp boşu boşuna paraları heba olmasın. Üstelik sağlıklarından da olma ihtimalleri var. Eskiden bilirim elli sene öncesinden mahallelerde hekim olmayan dişçiler vardı. Kerpetenle, insanları bağırta bağırta diş çekerlerdi. Ondan sonra da karşılaştıkları sağlık sorunlarıyla mücadele etmek zorunda kalırlardı. Şimdi zaman gelişti, çağ değişiyor, demek ki artık ortalıkta çantacı çakma dişçilerde göreceğiz. Tabi bu işler bir kültür meselesi. Bir anlayış şekli. Eğer bu tip art niyetlileri şikâyet etmediğiniz ve onları tutup ilgili yerlere teslim etmediğiniz sürece yarın karşınıza farklı işler de çıkar ve başınız ağrıya bilir. Ben yazdım ki muhtemelen o çakma dişçi çantacı civarlarda dolaşıyor olabilir. Eğer karşılaşırsanız rastlarsanız gerekli yerlere bildirin ki dersini alsın. Aksi takdirde ehliyetsiz ehliyetsiz işler yapmaya devam eder. Bu tipler şikayet etmediğiniz sürece de daha da cesaret bulur.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.