DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 33°C
Parçalı Bulutlu

SİLME ÇARPITMA GENELLEME

28.06.2016
1.518
A+
A-

“Hiç bir zaman, … başaramadım.”   , “Her zaman … Kaybederim.”

“Hiç kimse… Sevmedi.” , “Asla… yapmadım.”

“Hiç … mutlu yaşamadım.”  , “Hep   … ağlarım.”

“Her zaman … üzülen ben olurum.”  ,   “ Herkes… mutlu.”

“Hiç bir zaman, asla, hiç, herkes, her zaman, hep, herkes, hiç kimse…” ile başlayan cümleler, sizlere de tanıdık gelmiştir sanırım.

Bu dil kalıplarını kullanırken, aslında bizleri etkilediğinin hiç farkına varamayız. Siler atarız, çarpıtırız ya da genelleriz.

Sakın yanlış anlamayın burada sildiğimiz şey gerekli olan bilgilerdir. Kişileri defterden silmek gibi bir şey değil asla.

Silme, dediğimiz şey, düşündüğümüz şeyleri kısa yoldan anlatmaya çalışalım derken bazı bilgileri atlamış olmamızdır.

Bunu yapma sebebimiz de karşımızdaki insanın söylediklerimizi anlayabileceğini düşünmemizden kaynaklanır ya da önemsemeyeceğini düşünürüz.

Bu durumda oluşan boşluk karşımızdaki kişi tarafından istenildiği gibi doldurulur. Örnek mi?

“Hiç kızımla … anlaşamıyorum.” dediğimde bazı bilgileri atlamış oldum. Atlanan bu bölümü şu sorunun cevabıyla doldurabiliriz. “ Ne zaman ve hangi durumlarda kızınızla anlaşamıyorsunuz?”

Kızımla, okula giderken giymek istedikleri konusunda hiç anlaşamıyorum.” dendiğinde anlam netleşecek ve iletişimde olumlu gelişmeler söz konusu olacaktır. Karşımızdaki kişide kendine göre yorum yapmayacaktır.

Özellikle ergenlik çağındaki çocuklarımızla konuşurken bunlara özen göstermek ilişkilerimizi daha samimi hale getirecektir. Anlaşılır olmak her yaş grubu için güzel değil mi?

Bir de bir güzel çarpıtırız. Evet denediğimiz, tecrübe ettiğimiz durumların bazı yanlarını, diğer yanlarından daha çok önem verdiğimizde çarpıtmış oluruz.

Hele biraz da duygusal olarak birikimlere sahipsek eğer, üstüne de silme yapılmışsa, çarpıtmada kaçınılmaz olur. Niye olmasın ki? Öyle ya silme yapılan boşluk, çarpıtılarak da doldurulabilinir.

Bu da yetmiyormuş gibi genelleyiveririz. Yaşadığımız bazı deneyimleri genelde doğru olarak algılarız. Genelde diyorum zira bazen yaptıklarımızın da yanlış olduğunu düşünerek, bunu ifade edebilmeliyiz. Kimi zaman atlanmaması gereken yerde atlar, yersiz çarpıtmalar yapar, olmayacak genellemeler de yapabiliriz.

Bazı insanların zihin yapıları, bazen bütüne yönelik çalışır ve detaylarla pek uğraşmaz. Detayları sevmeyen insanlar genelleme yapabilirler. Abartıldığı zamanlarda gerçekmiş gibi kabul edilirler ve genellemeler genel olarak yargı biçimini aldığında ilişkilere zarar verir.

Ancak yargı ifadesi olan genellemeler iletişimi olumsuz olarak etkileyecektir. Maalesef hayatımızda istemeden de olsa, ilişkilerimizi bu dil kalıplarıyla bir çıkmaza sürüklüyoruz. Özellikle genelleme yaparak.

En kötüsü de birisi tarafından olumsuz bir davranış yapıldıysa, “O hep bunu yapar ya da hep böyle yapar.” deriz. Deneyimlerimizin yarattığı sonuçları bu şekilde ifade etmiş oluruz.

Eğer bu deneyimler aynı kişi üzerinden başkaları tarafından da aynı şekilde deneyimlenmişse, bu genelleme kabul görecektir.

Yaşadığımız hayatın içinde edindiğimiz tüm bilgiler, gördüklerimiz, duyduklarımız, kokladıklarımız, dokunduklarımız ve hissettiklerimiz hepsini kendi modellerimizi yaratmada kullanmış oluruz.

İşte tam da bu noktada, bu bilgileri gerektiği yerlerde sileriz, çarpıtır ya da genelleme yaparız. Bu bilgilerle bazen başkaları, bazen kendimiz, bazen de gelişen durumlar hakkında negatif inançlar geliştirmiş oluruz.

“O beni sever, o bana yardım eder, o beni anlar ve dinler. O hep nazik davranır.” gibi genellemeler yapalım. Galiba en çok buna ihtiyacımız var. Yapılan genellemeler, olumlu olursa karşımızdaki kişiler için sıkıntı yaratmayacak, güç verecek, bizleri güçlendirmiş olacaktır ve bizim bu güce ihtiyacımız var.

Nasıl hissedip, nasıl davranacağınıza kendiniz karar vermeniz dileğiyle…

Mutlu kalın.

BENİM SEÇİMİM

Bir iş adamı arkadaşıyla yürürken, her gün gazetesini aldığı bayide durur. Adama ‘Günaydın’ der güler yüzle. Satıcı ekşi bir suratla ve gayet kaba bir şekilde gazeteyi uzatır. İş adamı gülümseyerek teşekkür eder, giderken de ‘İyi günler’ der. Arkadaşı şahit olduğu bu kabalıktan şaşkın, ‘Bu satıcı hep böyle kaba mı davranır?’ diye sorar. ‘Evet, ne yazık ki öyle’ diye yanıtlar iş adamı. Arkadaşı, ‘Peki, sen hep böyle nazik ve kibar mı davranıyorsun bu adama?’ diye üsteler. ‘Evet’ der iş adamı. ‘Peki, o sana böyle kötü davranırken sen niye ona ısrarla iyi davranıyorsun?’ diye merak eder arkadaşı. İş adamı gülümseyerek, ‘Onun tavrının benim tavrımı etkilemesine izin veremem. Onun gibi davransaydım, benim davranışımı o belirlemiş olurdu. Günümü ona öfkelenerek berbat etmeye hiç niyetim yok. O mutsuz olmayı seçiyorsa, bunu değiştirmeyi de yine sadece kendisi seçebilir. Ama bir şey kesin. Nasıl hissedip davranacağıma başkalarının karar vermesine izin asla vermem.’Niye onların seviyesine düşeyim.

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
9 Mayıs 2017
15 Mart 2016
20 Eylül 2017
26 Temmuz 2016
15 Kasım 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.