DOLAR 6,8199
EURO 7,5464
ALTIN 377,55
BIST 105.449
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 19°C
Gök Gürültülü

YÜZDE DOKSAN BEŞ

09.06.2016
676
A+
A-

Bu rakama iyi dikkat edin, sadece korkutucu değil, aynı zamanda ürkütücü. Televizyon ekranlarında zaman zaman kamu spotu ilanları görürsünüz. 112 acil servis numarasını arayanların %95’i amaç dışı telefon açıp sadece %5’e izin veriyorsa, bunu nasıl açıklamamız gerekir bilemiyorum. Telefonunun pun kodunu soranlar, adres soranlar, ne ararsanız var. O soruların içinde, bir tek acil servis çağrısı yok. Kamu spotu reklamını yaşama yol ver diye önemli bir ikazla bütünleştirmişler. Peki ne yapmalı? Bu insanları nasıl eğitmeli? Ki, %95 %5’lere düşsün. Aksi takdirde yaşama yol ver konusunda lüzumsuz telefonlar yüzünden kim bilir nice canlar gidiyor veya gitmeye devam edecek. Televizyonlar nasıl ki, sabah yemek programları magazin programları yapıyorsa, akşamları Show programları varsa, diziler varsa, hiç olmazsa beş dakikalık bir süreyi 112 Acil Servis’in hangi amaçla kullanıldığı konusunda vatandaşları eğitmeye ayırsınlar. Mesela Almanya’yı veya Fransa’yı düşünelim. Onlarda da mutlaka acil servisin bir numarası vardır, bir bakalım ve açıklayalım o ülkelerde acil servisleri arayanların oranı kaç.

KURBAN PARASI

Basının emeklileri sürekli olarak hükümet şu kadar kurban parası verecek, bu kadar promosyon ödenecek gibi cazibesi yüksek haberlerle sayfaları donatması belki daha fazla gazete satışı getirir mantığıyla doğru olabilir. Emekliler şimdi Kurban Bayramı öncesinde verilecek olan yedi yüz liraya kafayı takmış durumda. Hükümet yetkililerinden bu konuda herhangi bir açıklama olmadığı içinde yorumlar da farklı farklı yapılıyor, emekliler huzursuz durumdalar. Aralarındaki tartışmalarda kimileri şöyle diyor; “Hani şu aldığımız maaşlar var ya, onlar için verilecek promosyon söz konusu ya, işte her halde bu para Kurban Bayramı öncesinde verilecek adı da kurban parası olacak.” Bir başka emekli grubu ise “Yok yahu, bu paralar tüm emeklilere Kurban Parası olarak verilecekler. Promosyonla falan alakası yok.” Şimdi bu haberlerin emeklilerin kafasını ne kadar da kurcaladığını görüyorsunuz. Hükümetin gazete haberlerini dikkate alarak emekli kesiminin kafasını daha da fazla karışmaması için net bir açıklama yapması gerekiyor. Emekliye Kurban parası promosyonların dışında mı verilecek, yoksa o promosyonlar Kurban Bayramı öncesinde ödenerek emekliye Kurban kesme konusunda katkı mı sağlayacak? Bunlar net olmadığı için herkes kendi kafasından bir şeyler uyduruyor kendi kafasına göre yorum yapıyor.

RAMAZAN VE SOFRALAR

Sen ne dersen de, imam bildiğini okur misali televizyonların sabah programlarındaki yemek tarifleri hiç değişmiyor. Dün bir televizyon kanalında iftar sofrasının nasıl süsleneceği konusunda allandıra ballandıra anlatılan bir Elbasan Tava hikayesi vardı. Ben nasıl yapıldığını bilmem ama işin içerisinde etin olduğunu biliyorum. Meğerse o Elbasan Tava kuzu gerdandan yapılırmış. Biri sunucu olmak üzere, diğeri de maharetli aşçı bir hanım, dakikalarca fakir fukaranın gözünün içine baka baka ‘Elbasan Tava nasıl yapılır’ onu anlattılar. Televizyon ekranları dediğimiz o sihirli alet, o etkileyici alet, sadece zenginler tarafından seyredilmiyor. Bilakis seyirci kitlesini daha çok alt gelir grubu oluşturuyor. Şimdi siz bunların gözünün içine baka baka kimilerinin Kurbandan Kurbana gördüğü etin aile fertleri olarak yaşadıkları bu ülkede Elbasan Tava Tarifi yaptığınızda o garip gurebanın küçücük çocuğu “Anne akşama bize de Elbasan Tava yapsana” derse ne olacak? Bir kere o anne belki de hayatında hiç yemediği Elbasan Tavayı çocuğuna nasıl anlatacak? Nasıl diyecek ki “evladım bizim bütçemiz elbasan tava yapmaya yetmez, bizim bütçemiz ancak çorba, bulgur, salata ve ayrana yetiyor. Sonra da ancak çay içebiliriz” ve çocuk annesine sorsa “Peki annecim, madem bizim bütçemiz Elbasan Tavaya yetmiyor, peki o halde televizyonda niçin, bizim yapamayacağımız o yemeğin tarifi veriliyor?” Bu konuşmadan sonra, bu sorudan sonra o anne o çocuğuna ne diyecek? Nasıl bir cevap verecek?  Bunları ince ve titiz bir şekilde düşünmemiz gerekmez mi? Hani zaman zaman eş dost sohbetlerinde veya konu komşu ziyaretlerinde insanlar kendi aralarında konuşur ya, “yahu kardeşim alan var alamayan var” derler ya; e şimdi bende diyorum ki o Elbasan Tavayı yapan var yapamayan var. Ama görüyorum ki, kimin umurunda?

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.