DOLAR 6,7820
EURO 7,4718
ALTIN 373,07
BIST 104.954
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 19°C
Gök Gürültülü

ZOR GÜNLER

08.06.2016
780
A+
A-

Ülkenin bir günün bir diğerine uymuyor. Mübarek Ramazan’da bile ağzımızın tadı iyice kaçtı. Zaten ağzımızın da tadı pek yoktu. On bir ayın sultanının Müslümanlara göre önemi büyüktür. Mesela Üsküdar’da Ramazan günlerinde gayrimüslim komşularımız oruç tutmasalar da sokakta tutanları incitecek en küçük bir harekette bulunmadığı gibi çocuklarına da özellikle tembih ederler, bir şeyler yiyip içmelerini istemezlerdi. Böylesine ılık bir iklimde sert rüzgarlar esmeden, birbirimizi kırıp dökmeden birlikte yaşama kültürüyle yarınlarımıza bakardık. Birileri sürekli bizdeki hoşgörü ikliminden rahatsız olup, kara bulutların dolaşması için sürekli hainlik peşinde koştular. Geçen seneden bu yana altı yüzün üzerinde asker ve polisimiz şehit olmuş. Hemen hemen bir yıldır, şehit haberlerinin gelmediği bir gün yaşamadık. Sürekli hain saldırılar, sürekli kalleşlikler, sürekli alçaklıklar, emperyalist güçlerin içimizdeki köpekleri tarafından emir telakki edilerek yerine getiriliyor. Önceki gün İstanbul, dün Mardin Midyat. İkisi de bölücü terör örgütünün alçakça saldırısı. Biz, mübarek Ramazan ayında içimiz kan ağlayarak on bir ayın sultanını idrak etmeye çalışırken, bölücüler kıs kıs gülüp, yeni hain emellerinin planlarını yapıyorlar. Çok zor günlerden geçiyoruz. Eninde sonunda bu büyük millet o zorlukların üstesinden tabi ki gelecek. Ancak, günün ayrışma değil, ötekileştirme değil, “Benden olmayandan bana ne?” deme zamanı değil; olduğunu hepimiz bileceğiz. Türkiye’de siyaseti fırtınalı gören her engerek zehrini akıtmak için fırsat kollar. Onlara fırsat vermemeliyiz. Hala televizyonlara çıkıp siyasilerin birbirlerini en ağır şekilde eleştirdiğini görünce, zor günlerin de devam edeceğinin sinyallerini ben değil ama engerek yılanları pek ala alıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şu anki birinci gündem maddesi terördür. Misak-ı Milli Sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlar kendilerini güvende hissetmediği sürece zor günler bizlere ağır bedeller ödeterek, yürümeye devam eder. Sokakların mutsuz ve huzursuz olduğunu da herkes görmeli. Mübarek Ramazan ayında çarşı ve pazarların tenhalığını görmek zorundasınız. Pide fiyatlarının semtine göre değiştiği bir ülkede maddi farklılıkların mübarek bir ayda dahi insanları birbirine karşı ötekileştirdiğini açıkça görün ve bunların da tedbirlerini alın. Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünden hareketle ülkenin tamamını kucaklamanın bu ülkenin selameti için olmazsa olmaz olduğunun da herkes sokaktaki sade vatandaşından sivil toplum örgütlerine, siyasetten bu ülkeyi yönetenlere kadar görmesi lazım. Bu tünelden başka türlü çıkış çok zor. Tünelin ucunda çok parlak bir ışık var, onu görmek isteyenler zaten görüyor. Önemli olan o ışığa gidiş şekli. Bu tavırları hep beraber belirlemek zorundayız. Bir tarafta bal börek, diğer tarafta zehir zemberek bir yaşam tarzı varsa zor günler çok zor bir şekilde devam eder. Midyat’ta İlçe Emniyet Müdürüne yapılan hain ve alçak saldırı sonucu sadece güvenlik güçlerimiz değil, sivil vatandaşlar da şehit oldu. İşte terör böyle bir şey. Dini, imanı, milliyeti olmayan insanlığın karşılaşabileceği en alçakça sorun. Ve ne yazık ki, biz Türkiye olarak bu sorun karşısında sadece birbirimize güvenebiliriz. Hepimiz biliyoruz ki Müslüman Türk milletinin kendinden başka dostu yoktur. Bu zor günlerde hep birlikte bu felsefeyi idrak ettiğimiz sürece geçer, inşallah böyle olur. İnşallah bundan böylede şehit haberleriyle karşılaşmayacağımız Ramazan günlerini azda olsa huzurlu geçiririz. Her zaman olduğu gibi şehitlere Allah’tan rahmet yaralılara acil şifalar, tüm milletimize de sabır ve metanet diliyorum.

Musa (a.s) ile Yağmur Duası

Bir zamanlar İsrail oğulları, büyük bir kıtlıkla karşılaşmıştı. Uzun zamandan beri bir tek damla bile yağmur düşmüyor, yapraklar sararıyor ve toprak susuzluktan yer yer çatlıyordu. Bunun üzerine bir gün Hz. Mûsa (a.s.) kendine inananları alıp yağmur duasına çıktı. Tam üç gün yağmur yağması için başta Hz. Mûsa (a.s.) olmak üzere, bütün müminler Allah’a dua ettiler ve niyazda bulundular. Fakat bir türlü yağmur yağmıyordu.

Bu durumda Hz. Mûsa (a.s.) merak ederek düşünmeğe başladı. Yüce Allah (c.c.) bizim dualarımızı acaba niçin kabul buyurmuyor, yoksa büyük bir günah mı işledik? Şeklinde düşünürken Allah’a şöyle yalvardı: “İlâhi! Senin kulların üç günden beri sana el açıp diz çökerek dua ediyorlar! Sen ise onların bu samimi ve içten yalvarışlarını duymuyor, onların duasını kabul buyurmuyorsun.”

Hz. Mûsa’nın bu içten seslenişi karşısında yüce Allah (c.c.) kendisine vahy ederek şöyle buyurdu: “Ey Mûsa! Ben içinde ara bozmak için söz taşıyıcılık eden bir insanın bulunduğu bir cemaatin duasını kabul etmem.” Böylece Hz. Mûsa, üç günden beri yapılan dua ve niyazların kabul edilmeyişinin gerçek sebebini öğrenmiş bulunuyordu. Fakat bu kim olabildi? Bunu öğrenmek için Allah’a şöyle niyazda bulundu: “Ya Rab! Yaptığımız duaların kabul edilmemesine sebep olan ve içimizde bulunan söz taşıyıcı kimdir? Onu bize bildir ki, hemen kendisini aramızdan çıkaralım ve sana tertemiz müminler olarak niyazda bulunalım” deyince, yüce Allah (c.c.) şöyle karşılıkta bulundu: “Ben sizi söz taşıyıcılıktan men ediyorum, bundan kaçınmanızı istiyorum, böyleyken ben nasıl olurda onu size haber vermek sûretiyle söz taşıyıcı durumuna düşmüş olabilirim?

Bunu yapmam. Ancak siz hepiniz birden tövbe ediniz ve bundan sonra bana yalvarınız.”

Daha sonra Hz. Mûsa (a.s.) ve kavmi aynı şekilde yapınca semâ’dan bardaktan dökülürcesine yağmur yağmaya başladı.

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.