DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 18°C
Rüzgarlı

DARBE GÖNÜLLERE HEP AĞIR GELMİŞTİR

19.07.2016
1.068
A+
A-

Yazık şu ülkeye.. Adımızın dünyada darbeler ülkesi olarak anılması adına yazık. Bu coğrafyanın acılı insanlarının çektiklerine yazık. Yüzyıllardır kardeşlik hukuku içersinde yaşayan insanlarımıza yazık. Darbeler neyi düzeltmiştir ki, bugünden yarını iyi kılsın. Ne darbeler, ne muhtıralar hiçbir fayda vermemiştir, vermezde. 15 Temmuzda yaşadıklarımız ne bir millet arzusu, ne de Türk Silahlı Kuvvetlerinin iradesidir. Bu ülkenin üzerinde kem gözler çok vardır. Kör olasıcılar öyle bir sağırlaşmışlardır ki Türk Milletinin demokrasiye olan bağlılığını ve sözlerini hiç duymamışlardır. Bir ülkenin yönetilirken iyi gitmemesi, eleştiriler olması, hiçbir zaman o ülkede yaşayan insanların ve siyasilerin demokrasiden vazgeçtik, düşüncesini hiçbir şekilde ortaya koymaz. Seçilmiş insanlarla yönetilen ülkemizde çare her zaman yine seçimler olmalıdır. Bunun usulü budur. Darbeler gönüllere her zaman ağır gelmiştir. Çünkü darbe bir taraftır. 12 Eylülde bunun ne kadar taraf olduğunu o günleri yaşayanlar bilir ve gördüler. 17 Ağustos depreminde hayatını kaybeden, deprem şehidi ağabeyim Vecdi Verit hem Türk Harb- iş Sendikası Genel Sekreterliği hem de MHP’nin Gölcük İlçe Başkanlığı görevini yürütüyordu. Onu içeriye aldılar. Halbuki ağabeyim Ayyıldız bayrak der, İstiklal Marşı der, Allah der, başka bir şey demezdi. Darbeyi yapanlar ona olmadık işkenceler yaptılar. Sağcı, solcu demeden hepsini aynı koğuşlara koydular. Rahmetli babam bu acılara daha fazla dayanamadı ve hakkın rahmetine kavuştu. Hepimiz acı çektik. 12 Eylül bu vatanı sevenler ile bu vatana ihanet edenleri bir tuttu. Onlara sorarsanız o darbeyi ülke bütünlüğü için yapmışlardı. Kocaman bir yalan. Darbe gönüllere hep ağır gelmiştir o günün acıları bu gün gönüllerde bir yara olarak durmaya devam ediyor. Türkiye 12 Eylül’ün acılarını hala çekmeye devam ederken darbeler gönüllere bu kadar ağır gelirken milletin gönlüne gönül koymak hiç kimsenin ne salahiyeti, nede haddidir.

DONANMAMIZA SAYGILIYIZ, ONLARI SEVİYORUZ, ASKER BİZİM ASKERİMİZ

Öncelikle bir kez daha ifade edelim ki Gölcük’ün doğuşu Donanmanın gelişiyle olmuştur. Bilmeyenlere anlatalım. Burası gölcükler halinde, bataklık bir yerdi. Büyük Önder Atatürk’ün Donanma Gölcük’te kurulsun talimatı üzerine ilçemiz bataklıkların kuruduğu, hayatın filizlenmeye başladığı bir yer haline geldi. Donanma ile birlikte Gölcük Tersanesi de hayata geçince yaşadığımız topraklar bir yandan Türk Silahlı Kuvvetlerine denizlerde hizmet etmenin gayreti içerinse girerken diğer tarafta da halkımıza iş ve aş kapısı oldu. Günlerin birbirini kovaladığı anları bu gün gibi hatırlarım. Ben Yenimahalle de doğdum. Sonra Teneke mahalleye taşındık. Orada sivil asker iç içe ve birlikte yaşadık. Yapmadığımız yaramazlıklar kalmazdı. Kimi zaman yaramazlıkların dozunu öyle bir artırırdık ki Merkez Komutanlığından İnzibatlar gelir, görevli Komutanlar bizleri çağırır, nasihat eder, saçlarımızı okşar, sonra şekeri çikolata verip, haydi bir daha yaramazlık yok deyip evlerimize gönderilerdi. Tabi ki ne mümkün, biz yaramazlık yapmaya devam eder, onlarda bizi saçlarımızı okşayarak, haydi bir daha yapmayın demeye devam ederlerdi. Demir iskele de balık tutar, rahmetli Kerim dedem balığı çok sevdiği için köye gidip tarlada dedeme defalarca balık götürdüğümüzü bilirim. Demir iskelede yüzer, evlerimizin üzerindeki oluklu teneke çatıları söker, teneke kayıklar yapardık. O kadar yaramazlığımıza rağmen o asker bizi hiç incitmezdi. Kendi çocukları gibi görür ve hiç ayrım yapmazdı. Tersane büyüdükçe, Donanma geliştikçe doğal olarak ilçemizin yükselen iş potansiyeli esnaflarımıza da yansıdı. Hep birlikte büyüdük. Kız aldık, kız verdik. Akraba olduk aile olduk. Ben sen diye hiçbir zaman düşünmeden hep biz olduk. Kaynaştık tek yürek tek yumruk olduk. Başka türlüsünü de düşünmek mümkün değil.

17 AĞUSTOS VE DONANMA

Asrın felaketi merkez üssü Gölcük olmak kaydıyla yaşandı. Kırkbeş yılda yapılanlar kırkbeş saniyede yerle bir olmuştu. Bizim oturduğumuz Harb- iş sitesindeki çift daireli, beş katlı apartmanımız çökmüş, biz boğulmaktan, tozdan dumandan hayatımızı kaybetmekten, son anda kurtulmuştuk. Aradan bir müddet geçtikten sonra rahmetli Vecdi ağabeyim ve rahmetli Necla Teyzem den haber alamamıştık. Şevket ağabeyimi ise yerle bir olan evinden bir çarşafa koyarak, yaralı bereli halde getirmişlerdi. Depremin üzerinden bir saatten fazla geçtikten sonra eyvah demiştim. Vecdi ağabeyim iki eli kanda olsa mutlaka bizi arar bulurdu. Aradan bir müddet geçtikten sonra Donanma caddesindeki evlerin yerle bir olduğu haberi geldi. Anneme uzun müddet söyleyemedik. Sonra acı gerçekle karşılaştık. Vecdi ağabeyim ve Necla Teyzem deprem şehidi olmuştu, Gündüz Donanama caddesine vardığımızda oturdukları apartmanın kâğıt gibi olduğunu gördük. Oradan cenazeleri çıkarmak gerekiyordu. Hemen Donanmaya koştum. Dönemin Donanma Komutanlı Oramiral Bülent Alpkaya, Preveze harp oyunları merkezinin önündeydi. Cenazeleri kaldırmak için araç gereç istedim, hemen verdi. O acı günlerde Donanma tüm kapılarını Gölcük halkına açmıştı. Askerler yemek dağıtıyor, her türlü insancıl hizmeti veriyordu. Gölcük halkı o günleri unutmaz. Sadece Garnizonun içine dolan sivil vatandaşları değil dağlarda, bayırlarda, sokaklarda yatan vatandaşlara da ilk sıcak çorbaları Donanma verdi. Bize hiçbir zaman yalnız olmadığımızı açta ve açıkta kalamayacağımızı Donanmamız yüreklerimize kadar hissettirdi. Bu gün bu büyük güç bu yenilmez armada içinden çıkan ama hiçbir zaman asker kabul etmeyeceğimiz bir takım güruhların başkaldırısıyla karşı karşıya kaldı. Herkesin içinde hain olabilir. Gazetecinin de haini vardır siyasetçinde iş adamının da sokaktaki herhangi bir insanında. Ama namuslu insanların tek bir yüreği vardır, onun adı da önce Türkiye. Donamadan yüz bulamayan o hainler her ne kadar Komutanımız Veysel Kösele ve diğer komutanları alı koymuş olsalar da yine Donanmanın şerefli mensuplarınca tekrar görevlerinin başına dönmeleri sağlanmıştır. Yiğit Komutanlarımızın zavallı darbecilere gösterdikleri tepkileri biliyoruz. Onların ağır sözlerinin sözde ve hain darbecilerin kulaklarında nasıl çınladığını da işitenlerdenim.  Bu gün Garnizon içersinde yaşayan hiçbir kardeşim en küçük bir endişe yaşamasın. Biz Gölcükte, birlikte büyük bir aileyiz. Bizim adımıza Donanma Kenti Gölcük derler. Bu ismin, isim babası da benim. Yıllardır Donanmayla halkın bir bütün ve aile gibi yaşaması konusunda sarf ettiğimiz çabalar aynen devam edecektir. Bizi birbirimizden koparmaya hiçbir hain düşüncelinin gücü yetmez. Bu günler mutlaka atlatılacak Türkiye huzurlu ve aydınlık günlere yeniden kavuşacak ve biz bir aile olarak birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Bundan kimsenin en küçük bir tereddüdü ve şüphesi olmasın.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
27 Şubat 2018
2 Şubat 2017
30 Kasım 2018
5 Haziran 2016
9 Nisan 2017
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.