DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 16°C
Çok Bulutlu

Değirmendere’yi Yaşamak

31.07.2016
1.385
A+
A-

Değirmendere’yi Yaşamak

Hayatın tümünü anlamak isteyenler,okur,gökyüzüne sıkça  bakar,şarkılar

söyler,şiir yazar,denize dalar  uzun uzun..

Canınız deniz çektiğinde Değirmendere’ ye  gelin derim..

Bir kahve,bir sohbet ve bolca sanat dolu şirin mi şirin Değirmendere beldesi.

Şu aralar Uluslararası Zühtü Müridoğlu Ahşap ve Heykel Sempozyumu ile

birçok yerli ve yabancı sanatçıyı ağarlayan minik zarif belde..

Değirmendere’nin tarihi bayağı eskilere dayanıyor..Roma ve Bizans dönemlerinde

yerleşim bölgesi olduğunu gösteren kalıntılara sahip..Aşağı ve Yukarı Değirmendere

şeklinde isimler almış.Yapılan kazılarda lahidler bulunmuş.Tabi bu arkeolojik bir kazı

değil.Temel açma sırasında keşfedilmiş.Mesela Tekeliköy’de İmparator Herakliyus

tarafından yaptırılan deniz hamamı kalıntıları,İnlibağ ve Kuruçeşme’de kilise

kalıntıları,Eski Yalı’dan biraz daha batıda deniz içinde temeller,değirmen taşı,Yukarı

Değirmendere Soğuksu batı tarafında tepede Ayazma bulunmaktadır.

Değirmendere,Kanuni döneminde de Rumelihası muhafızlarına tımar olarak

verilen bir bölgeydi.Tımar,osmanlı imparatorluğu döneminde kamu arazisi dahilinde ,yönetimi

sipahiye bırakılan verimli topraklara denirdi.Buralar çok verimli topraklardı.Birçok

meyve yetiştirilip,buradan mahsuller kayıklarla İstanbul’a taşınırdı..Buğday,arpa,yulaf,

üzüm,kiraz,ceviz,kestane,kızılcık,armut yetiştirilen başlıca üürünlerdi.

Osmanlı dönemine ait birçok eser buralarda yer almaktadır.Yukarı Değirmender’de

bulunan cami,Kanuni’nin Babu-s Saade Ağası Hacı Davut Ağa tarafından yaptırılmış

güzel bir camidir.

Mihrimah Valide Sultan,Sadrazam Nasuh Paşazade Ali bey vakfına ait araziler de

bulunmaktadır.

Yukarı Değirmendere Seki mahallesinde Abdurrahman Dede türbesi yer alır.

Türk Edebiyat tarihinin en uzun ömürlü dergisi olan Servet-i Fünun sahibi mebus

olan Ahmet İhsan  Bey yaklaşık elli yıl kadar Değirmendere sahilindeki köşkünde

oturmuş,ölünce Garipler Mezarlığı’ na konmuştur.

Yukarı köyde ise iki hamam bulunmaktaydı.Biri tamamen,biri de kısmen yıkılmış

durumda olan.Kitabeliolan çok miktarda çeşme de yıkıldığı için şimdi yerlerinde eser

yoktur.

Asıl Değirmendere ,günümüzde Yukarı Değirmender adıyla anılan en büyük köylerden.

Aşağı Değirmender’de eskiden iskele,mağaza denilen depolar,kahve ve Eskiyalı Cami

(1864) bulunurmuş.İstiklal Savaşı ile zafer kazanılınca,halk köylerden sahile inmeye

başlamış.

Yaklaşık 150 yıl kadar önce de Değirmendere Fındığı ile tanışılmış ve yetiştirilmiş.

Şimdilerde adını fındığı ile andığımız Değirmendere olmuş işte..

En büyük özelliği de dünyanın ilk açık hava müzesine sahip.Deniz den size bakan

heykeller,yol boyunca raslanan heykeller,tabi rüya parkın içindekiler.

Değirmendere’de gün erken başlar..

Sabah yürüyüşünü yapan birçok insan,daha erkenden günün tadını çıkaranlardandır.

Hele kokusu buram buram tüten simitler de alınmışsa,çay bahçelerinde dinllenmek

kaçınılmazdır.

Bir yandan denizin masmavi rengi,bir yandan martılar güne başlama telaşı.Ekmeklerini

biriktirip,kuşlarla paylaşan insanlar.Kumlarda çığlık çığlığa koşan neşeli çocuklar..

Arada nazlı nazlı süzülen vapurların suda yansıyan güzelliği..Sahile bıraktığı insanlara

el sallar sanki,fazla kalmayın geleceğim almaya der gibi..

Yürürken mutlaka birileri ile karşılaşma güzelliği.Büyük şehirlerde unuttuğumuz,

gülümseme ve günaydın sesleri..

Rüzgarın bile narince okşaması,sessizliği bozmak istemeden..

Bastonla yürüyen amcalar,teyzeler yılların yüküne takılmadan..Bir sorsak,anlatacakları

ne de çok öykü vardır heybelerinde..Önlerinde durdukları yaşlı çınar ağaçları bile

kıskanır bir başlasalar anlatmaya..

Doğa sanki en güzel yeşili buraya ayırmış sanırım….Deniz yanında olduğundan mıdır

nedir,sanki en güzel tonlarını gün boyu bizimle paylaşır..

Hele o günbatımları yok mu..

Ah o günbatımları.

Zorla şair yapar insanı..

Fotoğraf çeke çeke bitiremem..Sanki,bugün farklı mı battı ne..

Saniye saniye yeni hünerler..Nasıl bir paletse,değişir durur ,dans eder..

Tekneler geçer,kuşlar süzülür,yelkenliler manzarayı tamamlar.

Hele bir de gün çekildi mi,ışıklar yandı mı,karşı kıyılar takar en  gösterişli gerdanlıklarını..

Suya düşer ışıklar,gecenin dansı baslar..

Hergün aynı manzaraya bakıp,nasıl da farklı görüyoruz çözemedim..

Hala yeni bir şeyler bulup,hayalime işliyorum işte..

Hepimizin bir kıyıya ihtiyacı var işte..

Uzun zamandır telaşlara yenik düşmeyen huzurlara..

Sanatla kalın..

BANU DEVRİM     banu_devrim@hotmail.com

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
15 Mayıs 2016
16 Ekim 2016
17 Şubat 2020
14 Şubat 2020
24 Mart 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.