DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 18°C
Rüzgarlı

FIRSATLAR BİZİM İÇİN

12.07.2016
1.421
A+
A-

Fırsat, “Herhangi bir şey için en uygun zaman, uygun durum veya şart.

Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şey.” olarak geçmektedir sözlüklerde.

“Hayatta bir kez gittiğinde asla geri dönmeyen üç şey:  Zaman, sözcükler ve fırsattır .” demiş Visdomsord.

Bu üç şeyinde hayatımızdaki yeri çok büyüktür gerçekten.

Hepside başlı başına uzunca bir konudur aslında.

 ZAMAN, tam olarak tanımlanmamış olsa da hepimizin dilinde yer etmiştir. Hep söyleriz, “zamanım yetmedi, zaman yok, zaman her şeyin ilacı” diye.

            Çoğumuz zamanı boşa geçiririz. Sonrasında, “keşke bugün gitseydim, keşke o zaman yapsaydım” deriz.

Böylece zamanı geri getiremeyeceğimizin inancıyla belki de hayatımızın çok önemli noktasında güzelliklere açılacak bir zaman aralığını kapatmanın üzüntüsünü dile getiririz.

Evet zaman geri getirilemeyecek, bunu biliyoruz ancak bu bilinçle hareket ediyor muyuz?

Madem zamanı getiremiyoruz, bizde en az keşkelerle yaşasak daha iyi olmaz mı?

Yarını şimdiden en iyi şekilde planlasak nasıl olur sizce?

KELİMELER ise oldukça önemli, anlamları da büyük ve derin ayrıca kendimize etkisi büyük.. Her birinin kendine göre bir enerjisi bir titreşimi var. Bunlar sayesinde de karşımızdaki kişide yarattığı duygu ve düşünceler var.

Bir kere ağzımızdan çıktımı geri dönüşü yok denecek kadar az. Hani bazen dil sürçer ya, “ pardon yanlış ifade ettim” demenin dışında. Bunu hemen o an da toparlar ve karşımızdakinden özür dileyerek söze devam ederiz.

Ne var ki bazen de kendimiz inanmadığımız halde de bile bile gözünün içine baka baka söylediğimiz sözler vardır ki işte bunlar da Visdomsord’un dediği gibi bir kez ağızdan çıktığın da asla geri dönmeyen sözcüklerdir.

Ne yapsanız geri alamıyorsunuz, sözcükler ağızdan çıktı bir kere….

Bunlar değil midir ki insan ilişkilerini zor duruma düşüren? İnsanlar hakkında olumsuz hüküm verdiren?

Ve FIRSAT, herhangi bir şey için en uygun zaman ve durumların oluştuğunda bunu kendimiz için mutluluklara açılacak bir yola çevirebiliriz.

Yaşamımızda karşılaştığımız küçük fırsatlarımız olmuş, bunları da değerlendirmiş olabiliriz. Ne var ki bunlar o günün küçük menfaatleri de olabilir.

Ancak kırılma noktası sayabileceğimiz, belki de hayatımızın akışına yön verecek fırsatları da kaçırmış olabiliriz (İş, evlilik, arkadaş seçimleri).

Belki de bazılarımız fırsatları görmüş, onları değerlendirebilme özelliklerine sahip yaşadığı hayattan memnun ve mutludur.

Bizler bu fırsatları değerlendirebilmek için hangi özelliklere sahip olmalıyız?

Kimler önüne çıkan fırsatları değerlendirebiliyor?

Ve hangi fırsatlar bir daha elimize geçmez?

En önemlisi de fırsatları görebiliyor muyuz?

Bugünden sonra yaşamınızdaki fırsatları görebilmeniz, değerlendirebilmeniz, dileğiyle, mutlu kalın …..

 

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık….. Tık……Tık….

Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.. Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış. Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al.Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam, demiş. Gerekçesi de pek sersemceymiş:

Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana âşık olur mu?

Kırlangıç mahcup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam!

 

Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok, yok ben seni içeri alamam demiş. Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş. İşim gücüm var, git başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım.Pişman olmazsın, seni eğlendiririm..

Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın’ yalnızlığını paylaşırım, demiş. BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş: Ben yalnızlığımdan memnunum, demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş.

Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş: Hay benim akılsız başım; demiş. Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir.Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama…… Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

“KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR….”

HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!

HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA ÇIKAR; DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER! VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!(alıntı)

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
25 Eylül 2020
3 Ekim 2018
17 Ekim 2018
22 Nisan 2021
30 Ocak 2018
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.